Dahiye, Hamenei'nin yasını tutuyor

img
Dahiye, Hamenei'nin yasını tutuyor YDH

"Muharrem'in onuncu günündeki yürüyüşleri andıran bir manzarada; Dahiye'nin çocukları, kadınları, erkekleri ve yaşlıları, istikbara meydan okuyan büyük lidere, o şefkatli babaya, ilham kaynağı rehbere ve İslam'ın cevherine veda etmek için matemin rengine bürünüp Aşura Meydanı'na doğru yürüdüler."




Zeyneb Hammud

YDH - Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki halk, Seyyid Ali Hamenei'nin şehadet haberi üzerine büyük bir matemle Aşura Meydanı’nda toplandı. Nasrullah’ın kaybının ardından bir kez daha sarsılan bölge halkı, derin bir hüzün ve çaresizlik duygusuyla liderlerine olan bağlılıklarını haykırdı. Tören, halkın içindeki sönmeyen intikam arzusunu ve liderlerine duydukları sarsılmaz sadakati gözler önüne sererken, matemin ağırlığı tüm Dahiye’de yayıldı.

Uzun süren orucun, kurumuş dudakların ve uykusuzluktan solmuş yüzlerin ardından, "Seyyid Liderin evlatları" Dahiyedteki Aşura Meydanı'nı erkenden doldurdu. Öyle ki, şehit Rehber Seyyid Ali Hamenei için düzenlenen anma töreninin ilan edilen saati olan dörde gelindiğinde meydana ulaşmak imkânsızdı; zira Camuz Caddesi'ni kapatan kalabalıklar meydanı hınca hınç doldurmuştu.

Muharrem'in onuncu günündeki yürüyüşleri andıran bir manzarada; Dahiye'nin çocukları, kadınları, erkekleri ve yaşlıları, istikbara meydan okuyan büyük lidere, o şefkatli babaya, ilham kaynağı rehbere ve İslam'ın cevherine veda etmek için matemin rengine bürünüp Aşura Meydanı'na doğru yürüdüler.

Hizbullah'ın, şafak vakti duyurulan büyük şehadet haberiyle birlikte içlerine düşen acıyı paylaşmaları için bir toplanma çağrısı yapmasını bekliyorlardı.

Ebu Abbas'ın hüzünle söylediği gibi, "Seyyid Hasan Nasrullah'ın şehadetiyle sarsılan acımızı henüz unutamamışken, bir kayıp daha yaşadık." Bu buluşmada Nasrullah da, havaya kaldırılan fotoğraflarda, katılımcıların haykırışlarında, kalplerinde ve vicdanlarında yaşıyordu.

Sokaktaki insanlar şoktaydı; az konuşuyorlardı. Gözleri yaşlı bir halde, sanki dertlerini Allah'a yakarıyorlarmış gibi, kendileri gibi hüzünlü görünen gökyüzüne dalıp gidiyorlardı.

Hamenei'nin fotoğraflarını ellerinde ve göğüslerinde taşıdılar; ağıtlara ve yas törenlerine katıldılar. Hizbullah ve İran bayraklarını dalgalandırarak Hamenei'ye biat ve bağlılıklarını yinelediler, "Zillet bizden uzaktır" diye haykırarak Seyyid Lider'in yolunda kararlılıkla yürüdüklerini dünyaya haykırdılar.

Bu kitleler için Hamenei'nin kaybı çok büyüktü. İçlerinden birinin dediği gibi, "O, tertemizlerin soyundan geliyordu, onun eşi benzeri yoktu."

Kimileri, "Seyyid Ali doksan yaşını aşmıştı; yatağında değil, tam da arzuladığı ve hak ettiği gibi şehit olarak gitti" diyerek kaybın ağırlığını hafifletmeye çalışsa da, Amerikalıların ve Siyonistlerin onu öldürmeye cüret etmeleri kolay hazmedilir bir durum değildi; insanlar bunu kabullenemedi.

"Elveda Babamız" ilahisi çalarken insanları bir gözyaşı ve ağıt dalgası sardı. Kimileri başlarına vururken, kimileri ellerini havaya kaldırıyordu. Derken küçük bir kız annesine, "Anne, insanlar neden ağlıyor?" diye sordu. Annesi, "Çünkü Seyyid öldürüldü" diye yanıtladı.

Kız çocuğu, "Onu kim öldürdü?" diye sorunca annesi, "İsrail" dedi. Ardından kalabalık, İmam Mehdi'ye yardım etmesi için yakardı: "Ey Allah'ın delili, şikâyetimiz sanadır, yetiş bize, emrindeyiz" ve "Ey Mehdi, yetiş bize, zuhurunu çabuklaştır." Küçük kız merakla, "Mehdi kim?" diye sorunca, annesi, "O, bize yardım edecek olandır" dedi.

Karşı tarafta, annesiyle birlikte törene katılan bir genç, telefonundan İran'a yönelik Amerikan-İsrail saldırısının haberlerini takip ederken annesi hıçkırıklara boğuldu.

Oğlu, teselli etmek için ona sarıldı ve "Bak burada ne diyorlar; Abu Dabi'deki İsrail Büyükelçiliği vurulmuş" dedi. Annesi başını salladı, ellerini gökyüzüne kaldırdı ve inleyerek, "Ya Rabbi..." diye fısıldadı.

İnsanlar gözyaşlarını sildiler ve evlerine dağıldılar; ancak bu tören, içlerindeki o büyük öfkeyi dindirmeye yetmemişti. Sanki sloganların ve haykırışların ötesinde başka bir intikam yolu arıyorlardı.

Yorulmuş bir halde araçlarına veya evlerine doğru yürüyorlardı. Elli yaşlarında bir kadın, yanında yürüyen başka bir kadının omzuna yaslanarak sokağın ortasında durdu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Arkadaşı ona sarıldı, birlikte ağladılar. İlki, "Ziyan oldu be Seyyid!" diye haykırınca, ikincisi, "Herkes için ziyan oldu" diyerek onu doğruladı.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel