Ünlü sunucu Galloway: NATO üyeliği Türkiye’yi askeri baskı altında bırakıyor

img
Ünlü sunucu Galloway: NATO üyeliği Türkiye’yi askeri baskı altında bırakıyor YDH

İngiliz siyasetçi ve gazeteci George Galloway, yayınında Ortadoğu’daki güç dengesi ve Türkiye’nin NATO içindeki konumunu sert ifadelerle değerlendirdi.




YDH - İngiliz siyasetçi, eski parlamenter ve televizyon programı sunucusu George Galloway, kendi yayın platformunda yaptığı değerlendirmede Ortadoğu’daki stratejik dengelerin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Galloway, özellikle İsrail’in güvenlik stratejisine ilişkin yorumlarında İran’ın bölgedeki son büyük denge unsuru olduğunu belirtti.

Galloway, İsrail siyasetinde etkili olan çevrelerin İran’ın zayıflaması veya çökmesi halinde Ortadoğu’daki yeni güç dengesini Türkiye üzerinden okumaya başlayacağını dile getirdi. Ona göre İsrail açısından İran, bölgede karşı karşıya gelinen son büyük devlet aktörü.

Galloway, “İsrail’deki bazı çevrelerde hakim olan görüş şu: Eğer İran düşerse, bölgede geriye kalan son önemli güç Türkiye olacak” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Türkiye’nin bölgesel kapasitesine dikkat çeken Galloway, Ankara’nın iktisadi ve askeri kabiliyetlerinin Tel Aviv’de stratejik bir risk olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

Bu nedenle İsrail’in uzun vadeli planlarında Türkiye’nin de potansiyel bir rakip olarak görülebileceğini söyledi.

Galloway, “Türkiye ekonomik olarak güçlü, askeri olarak güçlü ve bölgesel bir güç. Bu nedenle İsrail açısından potansiyel bir tehlike olarak görülmesi şaşırtıcı değil” diye konuştu.

"Türkiye NATO üyesi olduğu için Amerikan üslerine hayır diyemiyor"

Programda Türkiye’deki Amerikan askeri varlığı ve NATO üyeliğinin Ankara’nın hareket alanı üzerindeki etkisi de ele alındı. Galloway, Türkiye’de bulunan ABD askeri üslerinin mevcut jeopolitik gelişmelerde aktif şekilde kullanılmasının Ankara’nın NATO üyeliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Galloway, Türkiye’nin NATO üyesi olduğu için Amerikan askeri faaliyetlerine karşı sınırlı manevra alanına sahip olduğunu ifade etti.

“Amerikan üslerinin Türkiye’de bulunmasının ve bugün aktif şekilde kullanılmasının nedeni basit” diyen Galloway, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye buna izin vermemeyi seçemez. Çünkü Türkiye NATO üyesi. NATO üyeliği Ankara’nın bu tür askeri faaliyetlere karşı çıkmasını neredeyse imkansız hale getiriyor.”

Galloway’e göre NATO üyeliği Türkiye’ye güvenlik garantileri sağlasa da aynı zamanda ülkenin egemenlik alanında ciddi kısıtlamalar yaratıyor.

Bu bağlamda Galloway, NATO’nun kolektif savunma mekanizmasının Ankara’yı Batı ittifakının askeri stratejisine bağlı hale getirdiğini belirtti.

"Türkiye’nin NATO’da olması başlı başına sorun"

Galloway, konuşmasının devamında Türkiye’nin NATO üyeliğine daha geniş bir stratejik perspektiften yaklaştı. Ona göre Ankara’nın NATO içindeki konumu yalnızca askeri bir tercih değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki güç dengeleri açısından belirleyici bir faktör.

Galloway, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gerektiğini düşündüğünü açık biçimde ifade etti.

“Türkiye NATO üyesi olmamalı” diyen Galloway, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Türkiye NATO’da olduğu sürece kendi bağımsız askeri kararlarını almakta zorlanacak. NATO üyeliği Ankara’yı Batı’nın askeri yapısına bağlayan bir mekanizma.”

Galloway’e göre NATO üyeliği Türkiye’nin bölgesel rolüyle çelişen bir durum yaratıyor. Özellikle Müslüman ülkelerle ilişkiler açısından bu üyelik Ankara’nın manevra alanını daraltıyor.

"Müslüman ülkelerin kendi NATO’su olmalı"

Galloway, konuşmasında Batı merkezli güvenlik mimarisine alternatif olarak Müslüman ülkeler arasında kolektif savunma sistemi kurulması fikrini de gündeme getirdi.

Bu modelin NATO’nun kolektif savunma ilkesine benzeyen bir yapıda tasarlanabileceğini belirten Galloway, böyle bir ittifakın özellikle dış müdahalelere karşı caydırıcı olabileceğini söyledi.

Galloway, “Müslüman ülkeler arasında NATO benzeri bir savunma anlaşması kurulmalı” dedi.

Galloway’e göre bu ittifak NATO’nun 5. maddesine benzer bir güvenlik mekanizmasına sahip olmalı.

“Bir Müslüman ülke dışarıdan saldırıya uğradığında diğer Müslüman ülkeler otomatik olarak yardım etmeli” diyen Galloway, bu sistemin kolektif savunma ilkesine dayanması gerektiğini ifade etti.

Bu tür bir güvenlik mimarisinin hem bölgesel dayanışmayı güçlendireceğini hem de dış müdahalelere karşı daha güçlü bir caydırıcılık yaratacağını belirtti.

"Türkiye gibi kadim bir ülkenin yabancı üsleri kabul etmesi kabul edilemez"

Galloway, Türkiye’nin tarihsel ve jeopolitik ağırlığına da değinerek NATO üyeliği nedeniyle ülkede yabancı askeri varlığın bulunmasını eleştirdi.

Türkiye’nin tarihsel olarak büyük ve köklü bir devlet olduğunu belirten Galloway, böyle bir ülkenin yabancı askeri personelin ülke içinde konuşlanmasına izin vermesinin siyasi açıdan sorunlu olduğunu söyledi.

Galloway, “Türkiye gibi kadim ve önemli bir ülkenin Amerikan hava kuvvetlerine bağlı personelin ülke içinde konuşlanmasına izin vermek zorunda kalması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Galloway’e göre bu durum yalnızca askeri bir mesele değil, aynı zamanda egemenlik ve ulusal bağımsızlık tartışması.

Türkiye’nin tarihsel rolü ve bölgesel etkisi göz önüne alındığında Ankara’nın güvenlik mimarisini yeniden değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi.

Program boyunca yaptığı değerlendirmelerde Galloway, Ortadoğu’da uzun vadeli istikrarın mevcut güvenlik sistemlerinin yeniden düşünülmesini gerektirdiğini vurguladı.

“Bugünkü sistem sürdürülebilir değil” diyen Galloway, bölgesel ülkelerin kendi güvenlik mimarilerini oluşturmasının kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti.

Konuşmasının sonunda Galloway, Türkiye’nin tarihsel ağırlığı ve askeri kapasitesi nedeniyle bu tartışmanın merkezinde yer alacağını söyledi.

“Türkiye sadece bölgesel bir ülke değil, stratejik bir aktör” diyen Galloway, Ankara’nın gelecekteki jeopolitik denklemin belirleyici unsurlarından biri olacağını kaydetti.



Makaleler

Güncel