İsrail’deki tartışmalar, Hizbullah’ın niyetlerinden ziyade çatışmanın zamanlaması, yoğunluğu ve genişleme ihtimali nedeniyle oluşan “operasyonel sürpriz” üzerinde yoğunlaşıyor.
YDH - İsrail’de son çatışma turuna dair değerlendirmelerde asıl sürprizin Hizbullah’ın savaşa dahil olması olmadığı belirtiliyor.
İsrailli karar alıcılar ve güvenlik çevreleri, Hizbullah’ın müdahalesinin uzun süredir beklenen bir ihtimal olduğunu kabul ediyor. Tartışmanın odağı daha çok müdahalenin zamanlaması, yoğunluğu ve genişleme ihtimali.
İsrail basınında yer alan analizlere göre sürpriz, Hizbullah’ın niyetinden ziyade savaşın hızla genişleyen temposu oldu. Bu durum, siyasi ve istihbari değerlendirmeler ile askeri ve toplumsal hazırlık seviyesi arasında zaman boşluğu oluşmasına yol açtı. Haaretz gazetesi, savaşın ilk günlerinde yayımladığı değerlendirmelerde bu tabloyu “operasyonel sürpriz” olarak tanımladı.
İsrail’de bu bağlamda üç farklı kavram ayırt ediliyor: İstihbari sürpriz, stratejik sürpriz ve operasyonel sürpriz. Mevcut tartışma özellikle sonuncusuna odaklanıyor.
İsrailli güvenlik uzmanlarına göre mesele, saldırıların zamanı, yöntemi ve ateş yoğunluğu, ayrıca hedef alınan altyapı ve iç cephe unsurlarının niteliği.
Tel Aviv’de siyasi ve askeri kurumlar karşı karşıya
İsrail iç siyasetinde de bu gelişmeler yeni bir gerilim doğurdu. Başbakan Benyamin Netanyahu’nun ofisi ile ordu ve güvenlik kurumları arasında karşılıklı sızıntılar yaşandı.
Başbakanlık çevreleri, askeri yetkililerin Hizbullah’ın hazırlık seviyesi konusunda hükümete yeterince net bilgi vermediğini öne sürdü.
Buna karşılık güvenlik kurumlarına yakın kaynaklar, ordunun ve istihbarat servislerinin Hizbullah’ın savaş sonrası toparlanma hızına defalarca dikkat çektiğini aktardı.
İsrail askeri ve güvenlik çevreleri, hükümete Lübnan için hazır askeri planlar sunduklarını da dile getirdi. Tartışma böylece “bilgi eksikliği” değil, siyasi ve askeri karar alma mekanizması arasındaki koordinasyon sorunu etrafında yoğunlaştı.
İsrail için asıl soru: Hizbullah nasıl toparlandı?
İsrail’de en çok dikkat çeken değerlendirmelerden biri Hizbullah’ın 2024 sonbaharında yaşanan savaş sonrası toparlanma kapasitesiyle ilgili.
İsrail kamu yayın kuruluşu KAN’ın değerlendirmelerine göre Hizbullah, ağır kayıplara ve üst düzey komutanların öldürülmesine rağmen askeri kapasitesini yeniden inşa edebildi.
Bu değerlendirme, İsrail’de şu soruyu gündeme taşıdı: Hizbullah’a verilen zararın boyutu ile örgütün yeniden organize olma kabiliyeti arasında neden bu kadar büyük fark oluştu.
İsrailli bazı güvenlik uzmanları ise Hizbullah’ın İran’la birlikte savaşa dahil olmasının Tel Aviv açısından başka bir anlam taşıdığı görüşünde.
Bu çevrelere göre gelişmeler İsrail’e kuzey dosyasını daha kapsamlı biçimde çözme fırsatı sunabilir.
İsrail ordusu yeni taktikler geliştiriyor
İsrail ordusu son dönemde kuzey cephesi için planlarını güncelliyor. Askeri kaynaklar, uzun süredir raflarda bekleyen planların yeniden aktive edildiğini ve yeni operasyonel doktrinler geliştirildiğini belirtiyor.
Bu yaklaşım çerçevesinde İsrail ordusu “savunma temelli saldırı” olarak tanımlanan yeni bir strateji üzerinde çalışıyor. Sahadaki planlama hücreleri, özellikle kuzeyde konuşlu 769. Tümen bünyesinde faaliyet yürütüyor.
Bu yeni doktrin kapsamında birliklerin konuşlanması yeniden düzenleniyor. Ayrıca İsrail ordusu Hizbullah’ın seçkin Rıdvan Birliği'ne karşı “av” olarak tanımlanan hedefli takip operasyonları planlıyor.
Bu yaklaşım, örgütün belirli kadrolarını, altyapısını ve özel kabiliyetlerini hedef alan yoğun takip ve saldırı faaliyetlerini içeriyor.
İsrail uzun ve karmaşık savaş senaryosuna hazırlanıyor
Son aylarda gerçekleştirilen askeri tatbikatların büyük bölümü “uzun ve karmaşık savaş” senaryosuna odaklandı. Bu tür bir çatışma durumunda İsrail ordusu geniş çaplı yedek asker seferberliği öngörüyor.
Planlar aynı zamanda düzenli birliklerin Lübnan içinde geniş çaplı kara operasyonlarına girmesini de içeriyor. Bu senaryoda çatışmaların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor.
İsrail yönetimi için Lübnan’la savaş yalnızca roket saldırıları meselesi olarak görülmüyor. Tel Aviv’e göre böyle bir savaş enerji altyapısını, ekonomiyi ve kritik devlet tesislerini doğrudan hedef alabilecek bir güvenlik krizi anlamına geliyor.
İsrail’in hedefi kuzeyde yeni güvenlik düzeni
İsrail’in resmi söylemi uzun süredir aynı hedefi vurguluyor. Buna göre amaç, Rıdvan güçlerinin sınır hattından uzaklaştırılması ve güney Lübnan’da yeni güvenlik düzeni oluşturulması.
Tel Aviv, Litani Nehri’nin güneyinde fiili askeri kontrol alanı yaratılmasını ve bölgenin büyük ölçüde askeri açıdan boşaltılmasını istiyor. Bu yaklaşım İsrail içinde “yeni güvenlik gerçekliği” oluşturma hedefi olarak tanımlanıyor.
Bununla birlikte İsrail ordusu Hizbullah’ın roket kabiliyetlerini zayıflatmayı ve insansız hava araçları ağını etkisiz hale getirmeyi de temel hedefler arasında sayıyor. Bu hedefler, kuzeydeki İsrail yerleşimlerinin yeniden açılmasıyla doğrudan bağlantılı görülüyor.
İsrail güvenlik çevrelerinde üç temel askeri senaryo üzerinde duruluyor.
İlk senaryo sınırlı tırmanma. Bu modelde hedefli saldırılar ve Rıdvan birliklerine yönelik operasyonlar sürdürülürken uluslararası diplomatik baskı devreye sokulabilir.
İkinci senaryo sınırlı kara operasyonu. Bu seçenek güney Lübnan’da tampon bölgenin genişletilmesini ve yedek birliklerin kısmi seferberliğini içeriyor.
Üçüncü ve en maliyetli seçenek ise Litani Nehri’nin güneyinin tamamını kapsayan geniş çaplı kara harekatı. İsrail askeri çevreleri bu seçeneğin doğrudan Hizbullah güçleriyle yoğun çatışma anlamına geleceğini belirtiyor.
Enerji altyapısı İsrail’in en hassas noktası
İsrail’de güvenlik tartışmalarında öne çıkan başlıklardan biri enerji sektörü. Uzmanlara göre Hizbullah’ın olası saldırılarında gaz platformları en hassas hedeflerden biri.
Doğu Akdeniz’deki gaz sahaları ve üretim platformları, İsrail ekonomisinin kritik unsurları arasında yer alıyor. Bu tesislere yönelik başarılı saldırıların ekonomik ve siyasi etkisi büyük olabilir.
Bu nedenle İsrail ordusu deniz güvenliğine ve enerji altyapısının korunmasına özel önem veriyor. Gaz platformlarına yönelik saldırıların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve siyasi sonuçları olacağı belirtiliyor.
Kara harekatı Tel Aviv’de tartışmalı seçenek
İsrail basınında son günlerde olası kara harekatı senaryolarına dair yoğun haberler yayımlanıyor. Güney Lübnan’daki bazı bölgelerde yaşanan çatışmaların da bu hazırlıkların parçası olabileceği ifade ediliyor.
Yedioth Ahronoth gazetesi, askeri değerlendirmelerin Hizbullah’ın elinde hala geniş saldırı kabiliyeti bulunduğunu gösterdiğini aktardı. Bu kabiliyetler arasında roket saldırıları, insansız hava araçları, sınır sızmaları ve baskınlar yer alıyor.
Gazeteye göre İsrail ordusu geniş çaplı kara harekatının risklerini dikkatle hesaplıyor. Hizbullah’ın savaş tecrübesi ve taktik esnekliği, bu tür operasyonları oldukça maliyetli hale getirebilir.
İsrail için zorlu tabloyu ağırlaştıran unsurlardan biri de çok cepheli savaş ihtimali. İran’la savaş, Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmeler ile Yemen’den gelebilecek saldırılar aynı anda güvenlik gündeminde yer alıyor.
Güney Lübnan’ın coğrafi yapısı, tahkim edilmiş mevziler ve tünel ağları da kara harekatını karmaşık hale getiren faktörler arasında. Ayrıca tanksavar füzelerinin yaygınlığı ve insansız hava araçlarının yoğun kullanımı İsrail birlikleri için ciddi risk oluşturuyor.
Bu nedenle Tel Aviv’deki askeri planlama süreci, hedeflerle maliyet arasında hassas denge kurma çabası etrafında şekilleniyor. İsrail ordusu için temel soru şu: Kuzeyde güvenlik düzeni kurulabilir mi ve bunun bedeli ne olur?