NYT: Trump, İran konusunda zorlu seçimlerle karşı karşıya

img
NYT: Trump, İran konusunda zorlu seçimlerle karşı karşıya YDH

New York Times, Trump’ın İran savaşının üçüncü haftasında, “savaşta kalmak veya çekilmek” arasında kritik bir tercih yapmak zorunda olduğunu belirtti.




YDH- New York Times'ta (NYT) yayınlanan kapsamlı bir analize göre, Başkan Donald Trump başlattığı İran savaşının üçüncü haftasında "kritik bir karar" aşamasında bulunuyor.

Analiz, Trump'ın “ya kendisinin belirlediği son derece zorlu hedeflere ulaşmak için savaşta kalmak ya da askeri, diplomatik ve ekonomik açıdan yayılan ve şiddetlenen bu çatışmadan çıkmak” arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu belirtiyor.

Her iki seçeneğin de başkan ve ekibinin ABD'yi İsrail'le birlikte “çeyrek asrın en büyük Ortadoğu savaşına sokarken küçümsediği sonuçlarla” dolu olduğu ifade ediliyor.

Savaşın bedeli büyüyor: Kayıplar, ekonomik darboğaz ve müttefiklerde yıpranma

Analizde, Trump'ın savaşmaya devam etmesi halinde “daha fazla Amerikalını hayatının riske atılacağı, maliyetlerin artacağı ve ittifakların daha da yıpranacağı” kaydediliyor.

Trump'ın kendi siyasi tabanında da ulusun “yeni savaşlara sürüklenmemesi vaadinden bu keskin dönüş nedeniyle endişe olduğu” vurgulanıyor.

Analize göre, diğer taraftan geri çekilme seçeneğinde ise "İran'ın bir daha asla nükleer silah üretecek kapasiteye sahip olmamasını sağlamak" da dahil olmak üzere hedeflerin çoğuna ulaşılamamış durumda.

Ortak saldırılarda birtakım “başarıların” sağlandığı iddia edilen analizde, buna rağmen durumun “karmaşık” olduğu ifade ediliyor.

Şehit edilen Devrim Lideri Ayetullah Ali Hameni’nin yerine geçen Mücteba Hamenei’nin, siber saldırılardan deniz mayınları döşemeye ve bölgedeki hedeflere füze saldırıları düzenlemeye kadar İran'ın asimetrik kapasitelerini kullanmaya devam edeceğine dair yemin ettiği aktarılıyor.

Hürmüz'de kilitlenme: "Cesaret gösterin" çağrısına tanker sahipleri yanıt vermiyor

Analize göre, savaşın “en çarpıcı etkilerinden biri”, küresel petrol ticaretinin can damarı Hürmüz Boğazı'nda yaşanıyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran'ın boğazdaki tehdidine ilişkin "endişelenecek bir şey olmadığı" yönündeki iddialarına rağmen, hayati öneme sahip su yolunun “neredeyse tamamen kapandığı” belirtiliyor.

Analiz, Trump'ın cumartesi günü sosyal medyada Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve İngiltere'ye donanma göndermesi çağrısında bulunmasını, "boğazı açık tutmanın ABD'nin bölgedeki mevcut kaynaklarından daha fazlasını gerektirebileceğine dair ilk kamuoyu itirafı" olarak yorumluyor.

Pentagon'un bazı konularda “ilerleme” kaydettiğini iddia eden analiz, sorunun “farklı boyutunu” şöyle açıklıyor: "Ancak sorun şu ki, konvansiyonel güçlerinin yok edilmesi, İran'ın zayıflamış halinde bile kaos yaratma kabiliyetini ortadan kaldırmadı."

Petrol fiyatlarının 100 dolar civarında seyrettiği ve sigorta primlerinin fırladığı bir ortamda, tanker sahiplerinin risk almaktan “kaçındığı”, Trump'ın "biraz cesaret gösterin" çağrısına rağmen ticaretin “durma” noktasına geldiği kaydediliyor.

ABD'li yetkililer, boğazda ticari gemilere refakat operasyonunun haftalar alabileceğini ve maliyetli bir operasyon olacağını kabul ediyor.

Bu arada Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki büyük bir petrol ticaret limanında dron saldırısı sonucu dumanlar yükseldiği, Irak'taki ABD Büyükelçiliği'ne iki saldırı düzenlendiği belirtiliyor.

ABD-İsrail ortaklığında gerilim: Yanan tanklar mı, kaos mu?

Analiz, savaşın ikinci haftasında ABD ile İsrail arasındaki ortaklıkta da “bazı gerilimlerin” ortaya çıktığını belirityor.

ABD'li yetkililer, Merkez Konsept Komutanı Amiral Brad Cooper'ın İsrailli mevkidaşlarını Tahran dışındaki büyük petrol tanklarını vurmamaları konusunda uyardığını, bunun İran'ı bölgedeki diğer enerji hedeflerine saldırmaya teşvik edeceğini düşündüklerini aktarıyor.

Buna rağmen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun bu uyarıyı dikkate almadığı ve geçen cumartesi günü depo vurularak büyük yangınlar çıkarıldığı belirtiliyor.

Bir Beyaz Saray yetkilisinin değerlendirmesine yer verilen analizde, "İsrailli liderin yanan tankların İran liderliğinde iç kaos yaratacağını düşündüğü" ancak bunun sonucunda "Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki petrol rafineri ve depolama tesislerine yönelik daha fazla İran dron saldırısı" olduğu ifade ediliyor.

Lübnan'da Hizbullah'a yönelik yenilenen saldırılar konusunda da “görüş ayrılığı” yaşandığı, ABD yönetiminin bu saldırıların çatışmayı yayarak ana hedeften uzaklaştırdığını düşünürken, Netanyahu'nun İran ve Hizbullah'ı ayrılmaz gördüğü aktarılıyor.

Savaşın nihai hedefleri ve bekleyen büyük riskler

Analiz, savaşın ilerleyişine ve karşılaşılan “zorluklara” rağmen Trump yönetiminin hedeflerine ulaşmakta kararlı olduğunu gösteriyor.

Başkan'ın basın sekreteri Karoline Leavitt'in "Operasyonun hedeflerine tam olarak ulaşılmasını sağlamak için başkan kararlıdır" açıklamasına yer veriliyor.

Ancak önümüzdeki iki büyük kararın “çok daha riskli” olduğu vurgulanıyor: İran petrol ihracatının merkezi Hark Adası'na ve yer altındaki nükleer yakıt depolama tesislerine kara harekâtı düzenlenip düzenlenmeyeceği.

Yaklaşık 970 pound (440 kg) silah yapımına yakın uranyumun İsfahan'daki derin tünellerde gaz halinde saklandığı iddia ediliyor. Özel Kuvvetler'in bu malzemeye ulaşmasının “aşırı riskli” olduğu, kanisterlerin delinebileceği, nem girebileceği veya kritik bir nükleer reaksiyon tetiklenebileceği uyarısı yapılıyor.

Irak eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin sözleri ise İran'ın direnme kapasitesine dikkat çekiyor: "Bu, teknoloji ile ideoloji arasında bir savaş. İranlılar sıkıştırıldı ve durumları zor, ancak onlar için bu, 'olmak ya da olmamak' meselesi."