Şeyh Naim Kasım'dan Hizbullah direnişçilerine mektup

img
Şeyh Naim Kasım'dan Hizbullah direnişçilerine mektup YDH

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, direnişin stratejik gizlilik ve saha esnekliğiyle düşman planlarını boşa çıkardığını ilan ederek onur davasının bedeli ne olursa olsun süreceğini vurguladı.




YDH- Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım; on beş ay boyunca sabır ve azimle diplomasiye tanınan fırsatın ardından, saldırılar karşısında direniş seçeneğinin pek çok gerçeği gün yüzüne çıkardığını belirtti.

Şeyh Naim Kasım'a göre bu sürecin en önemli kazanımı; direnişçilerin ve onlara destek veren halkın sergilediği cesaret ile sabrın yanı sıra, ahit ve sözleşmelere bağlılıklarındaki kararlılığın kanıtlanması oldu.

Hizbullah’ın bu tercihi; direnişin saldırıları doğru zamanda püskürtme iradesini, savaşa hazırlık düzeyindeki titizliği ve kapasitesindeki belirsizliğin (stratejik gizliliğin) gücünü de ortaya koymuştur.

Ayrıca direnişin belirli bir coğrafi noktaya çakılı kalma zorunluluğu bulunmadığı, savaşçıların Lübnan’ın her noktasından cephe hatlarına intikal ederek düşmanla çatışmaya girebilecek esnekliğe sahip olduğu görülmüştür.

Şeyh Kasım, Hizbullah’ın düşmanın baskın planlarını boşa çıkardığını ve saldırgan girişimleri öngörerek karşılık vermeye hazırlandığını teyit etti.

Mevcut çözümün ancak saldırıların durdurulması, işgal edilen topraklardan çekilme, esirlerin serbest bırakılması ve halkın yıkılan şehirlerine dönerek yeniden inşa sürecine başlamasıyla mümkün olacağını vurgulayan Şeyh Naim Kasım, bu hedefleri gerçekleştirecek güçte olduklarını ifade etti.

Hizbullah Genel Sekreteri, direnişin bedeli ne olursa olsun onur davası uğruna süreceğini ve nihai hükmü savaş meydanının vereceğini altını çizerek belirtti.

Şeyh Kasım’ın bu iradeyi yansıtan ifadeleri, İslami Direniş’in aziz, şerefli ve fedakâr evlatlarına hitaben kaleme aldığı şu mesajda yer buldu:

"Mücadelenizin yankıları dört bir yana yayıldıktan sonra, sahadan gönderdiğiniz o mesaj bana ulaştı. Selamınıza en derin sevgi ve samimiyetle karşılık veriyorum. Siyonist-Amerikan saldırganlığına karşı yürüttüğünüz bu destansı mücadele, amellerin en yücesidir. Bu direniş, hem kat-ı ilahide hem de insanın özgür, onurlu ve saygın yaşama hakkına inananların nezdinde takdirlerin en büyüğüne mazhardır.

Sizler; zalimlerin ve müstekbirlerin elindeki şu geçici dünyanın kırıntılarına tamah etme zilletinden fersah fersah uzaksınız. Siz, Allah’ın lütfettiği iman ve hakikat nimetine öyle bir sadakatle sarıldınız ki, dünya sizin önünüzde eğilmekten başka çare bulamayacaktır.

Çatıştığınız meydanlar; sizin birer kahramanlık abidesi ve cenk meydanlarının gözü pek yiğitleri olduğunuza şahitlik etmektedir. Kalpleriniz, feraseti ve cesareti kuşandığınız Yüce Allah’a bağlıdır. Sizin rehberiniz; amcasına hitaben, 'Ey amcam! Allah’a yemin ederim ki, bu davadan vazgeçmem için güneşi sağ elime, ayı sol elime verseler; Allah bu dini galip kılıncaya yahut ben bu uğurda can verinceye dek asla vazgeçmem'buyuran Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed’dir (s.a.v).

Sizler; barbar Siyonist cürümlerle, vahşi Amerikan tiranlığıyla ve masumların kanı üzerinden pay kapma yarışına giren Batı ile karşı karşıyasınız. Bir yanda boyun eğme ve zillet dolu bir hayatı seçen korkaklar ve hainler, diğer yanda iman ve cihat nuruyla yeryüzünün şer odaklarına meydan okuyan, sarsılmaz bir iradeyle dimdik duran sizler varsınız… Alnınızdaki nur; görkemli bir geleceğin ve apaçık bir zaferin müjdesi olarak parlamaktadır.

Hizbullah ve İslami Direniş, Asfun Me'kul Muharebesi ile meşru müdafaa hattındadır; toprağını savunmakta, teslimiyeti reddetmekte, ümmetin varlığını ve istiklalini muhafaza etmektedir. Sizin ellerinizde yükselen bu sancak; direniş erlerinin ve bu davaya gönül verenlerin sabır ve büyük fedakarlıklarla yücelttiği hakikat sancağıdır.

Tarih bugün; sizin en zor şartlar altında dahi sarsılmaz bir güven ve zafer inancıyla direnerek düşmanın emellerini nasıl kursağında bıraktığınızı, fedakarlığın ve asil insanlık onurunun meşalesi olduğunuzu kaydedecektir.

Ey direnişin kandilleri! Sizinle birlikte bu sancak asla yere düşmeyecek. Ey özgürlüğün öncüleri! Sizinle tiranlar devrilecek. Ey vatanın muhafızları! Sizinle gelecek nesillerin yarınlarını teminat altına alıyoruz. Sizin fedakarlık meşalenizle, özgürlük ve kurtuluş güneşi doğacaktır.

Bizim yolumuz, İmam Hüseyin’in (a.s) yoludur. Ehl-i Beyt’in (a.s) izinde; zilletle yaşamaktansa onurla göğüs germeyi, 'iki güzellikten birini' (zafer veya şehadeti) tercih etmeyi şiar edindik. Zira asıl mesele, izzet ile zillet arasında bir seçim yapmaktır.

Ümmetin şehit lideri Seyyid Hasan başta olmak üzere; Seyyid Abbas, Şeyh Rağıb, Seyyid Haşim gibi öncülerin, tüm mücahit şehitlerimizin, yaralılarımızın ve esirlerimizin ödediği bedeller; cihat yolumuza olan bağlılığımızın en büyük kanıtıdır. Bu fedakarlıklar, emaneti devralmak ve hedeflerimize ulaşmak adına bizim en büyük manevi kazancımızdır.

Düşmanlarımız şaşkınlık içindedir; zira onların zalimce katliamları yalnızca ölümle tehdit eder, oysa ölüm ancak Yüce Allah’ın takdirindedir. Onların sizi alt edecek bir gücü yoktur; fakat sizde onları bozguna uğratacak o sarsılmaz iman mevcuttur. Siz bu toprakların hakiki sahibisiniz ve kudretinizi Allah’tan alıyorsunuz. Zorlukları, Cenab-ı Hakk’ın şu vaadine ram olarak karşılıyorsunuz: 'Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin, size onlara karşı zafer versin ve müminler topluluğunun gönüllerine şifa bahşetsin.' (Tevbe, 14)

Bizler; dinin ihyacısı İmam Humeyni’nin (r.a), ümmetin şehit lideri İmam Hamenei’nin (r.a) ve yüce şehit Seyyid Hasan’ın (r.a) izinden giderek; liderimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’ye (gölgesi daim olsun) olan sadakatimizi hep birlikte sürdürüyoruz.

Aziz direniş erlerim! Sizinle omuz omuza olduğum için Rabbime hamd ediyorum. Şerefli ve fedakar halkımızla birlikte, sizin ölümden korkmayan şehadet ruhunuzdan feyz alıyorum; ta ki hep birlikte özgürlüğün ve zaferin o eşsiz tadına varana dek.''