Prof. Mercogliano: İran bir kaz sürüsüyle değil, tatarcık ordusuyla geliyor

img
Prof. Mercogliano: İran bir kaz sürüsüyle değil, tatarcık ordusuyla geliyor YDH

Denizcilik politikaları uzmanı Sal Mercogliano, bölgede ABD askeri üstünlüğüne rağmen ekonomik kontrolün tamamen Tahran'ın eline geçtiğini ve gemi başına 2 milyon dolara varan gayriresmi geçiş ücretlerinin toplandığını belirtti.




YDH - The Bulwark kanalında Andrew Edgar'ın konuğu olan eski uzak yol kaptanı ve denizcilik sektörü politikaları profesörü Sal Mercogliano, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumu "küresel ticaretin şah damarına vurulan bir kelepçe" olarak tanımladı.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik haydutluk eyleminin üçüncü haftasında, bölgedeki deniz trafiğinin dramatik şekilde değiştiğini kaydeden Mercogliano, Tahran'ın askeri baskı altında olmasına rağmen ekonomik düzlemde daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir hakimiyet kurduğunu belirtti.

Mercogliano, normal şartlarda günde yaklaşık 135 geminin geçtiği, küresel ticaretin yüzde 25'inin ve enerji sevkiyatının kritik bir bölümünün gerçekleştiği bu noktanın artık bir "denetim istasyonuna" dönüştüğünü vurguladı.

Savaşın ilk günlerinde trafiğin tamamen durma noktasına geldiğini hatırlatan Mercogliano, "Şu an tanık olduğumuz durum yeni bir statüko. Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkeler gemilerini geçirebilmek için İran ile doğrudan temas kuruyor ve bir tür izin alıyorlar" dedi.

"Gemi başına 2 milyon dolar ödeniyor olabilir"

Boğazdaki trafik akışının artık uluslararası kabul görmüş rota ayrım düzeninden saptığını belirten Mercogliano, gemilerin normal hatlar yerine İran karasularına girerek iki ada arasından geçtiğini ifade etti.

Bu rotanın, gemilerin İran tarafından fiziki denetime ve onaya tabi tutulduğu anlamına geldiğini söyleyen Mercogliano, çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi:

"İran'ın bu gemileri denetlediğini ve geçişlerine izin verdiğini biliyoruz. Hatta bu geçişler için gemi başına 2 milyon dolara varan ödemeler yapıldığından şüpheleniyoruz. Trump yönetiminin temel hedeflerinden biri İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmesini engellemekti; ancak gelinen noktada İran kimin girip kimin çıkacağına bizzat karar veriyor."

ABD'nin bölgedeki askeri supremacy (üstünlük) iddiası ile sahadaki ekonomik gerçeklik arasındaki uyumsuzluğa dikkat çeken Mercogliano, "Askeri olarak bölgede ezici bir gücümüz var, istediğimiz noktayı vurabiliyoruz. Ancak bu güç, ticari gemilere refakat etmek için yeterli değil. Donanmanın elinde her gemiyi koruyacak kadar personel ve vasıta bulunmuyor" değerlendirmesinde bulundu.

"İran bir kaz sürüsüyle değil, tatarcık ordusuyla geliyor"

Mercogliano, modern deniz savaşlarında bir donanmaya sahip olmanın, deniz trafiğini durdurmak için ön şart olmadığını ifade etti.

Ukrayna'nın Karadeniz'de Rusya'ya karşı, Yemenlilerin ise Kızıldeniz'de küresel gemiciliğe karşı yürüttüğü faaliyetleri örnek gösteren profesör, İran'ın asimetrik kabiliyetlerine vurgu yaptı:

"ABD Donanması üzerinize gelen bir kaz sürüsünü vurmakta çok başarılıdır, ancak İran bir kaz sürüsüyle değil, bir tatarcık ordusuyla (horde of gnats) geliyor. Bu küçük insansız araçlar her yere sızabiliyor ve hepsini durdurmak imkansız. İran şu ana kadar asıl korkulan silahlarını, yani güdümlü balistik füzelerini tam kapasiteyle devreye sokmadı. Bunun yerine Şahid dronları ve 'Wile E. Coyote' tarzı, üzerine patlayıcı yüklenmiş ve son ana kadar insanlı, vuruş anında ise uzaktan kumandalı sürat tekneleriyle saldırıyorlar."

1 Mart'tan bu yana 20'den fazla geminin saldırıya uğradığını ve en az 8 sivil denizcinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Mercogliano, "Gemiler batmasa bile ağır hasar alıyor. Basra açıklarında yanan tankerler, motor dairesinde çıkan yangınlarda ölen mürettebatlar var. Ticari gemicilikte yüzde 99 başarı oranı, askeri açıdan zaferdir ama bir armatör için o yüzde 1'lik risk 'yüzen bir bomba' üzerinde olmak demektir" dedi.

Krizin insani boyutuna da değinen Mercogliano, Fars Körfezi içinde hapsolmuş yaklaşık 3 bin 200 gemi ve 20 bin denizci olduğunu tahmin ettiklerini belirtti.

Sahadaki mürettebatla doğrudan iletişim kurduğunu söyleyen Mercogliano, durumun bir insani felakete evrilmek üzere olduğu uyarısında bulundu:

"Gemicilerden mesajlar alıyorum. Bir geminin su arıtma sistemi bozulmuş, mürettebat susuz kalmış durumda. Limanlar, hedef haline gelmemek için bu gemileri içeri almıyor. Yiyecek stokları tükeniyor, yakıt bitiyor. Bu denizciler kendilerine 'Sarı Filo' demeye başladılar. Bu terim, 1967'deki Altı Gün Savaşı sırasında Süveyş Kanalı'nda mahsur kalan ve üzerleri çöl tozuyla kaplandığı için sarı görünen gemilere bir atıf. Şimdi Hürmüz Boğazı'nın içinde, şişedeki bir mantar gibi sıkışmış durumdalar."

"ABD yönetiminin enerji politikası tam bir kafa karışıklığı"

Trump yönetiminin enerji piyasasına yönelik müdahalelerini "anlaşılması güç" olarak niteleyen Mercogliano, Washington'ın bir yandan İran'a karşı savaş yürütürken diğer yandan petrol fiyatlarını baskılamak için İran petrolünün piyasaya çıkmasına göz yumduğunu belirtti.

Enerji Bakanı Doug Burgum'un "İran petrolünün küresel pazarda olmasını istiyoruz" yönündeki açıklamalarını hatırlatan Mercogliano, şunları kaydetti:

"Bu durum tam bir paradoks. Venezuela petrolünü taşıyan tankerlere el koyan ABD ordusu, şu an İran'ın Hark Adası'ndan petrol yükleyip Hürmüz'den çıkmasına seyirci kalıyor. Bu en hafif tabiriyle kafa karıştırıcı bir politika. ABD'nin stratejik bir hamle yaparak bu tankerlere el koyması, savaşı bitirmek için mükemmel bir pazarlık aracı olabilirdi. Ancak şu an öncelik listesinin en başında gemicilik güvenliği değil, Amerikan iç siyasetindeki pompa fiyatları var."

Mercogliano, Başkan Trump'ın "Biz o boğazı kullanmıyoruz, ihtiyacımız da yok" şeklindeki açıklamasını da eleştirerek, "Doğrudan Hürmüz'den petrol ithal etmiyor olabiliriz ama dünya birbirine bağlı. Küresel petrolün yüzde 20'sini, sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) yüzde 17'sini ve gübre ham maddesinin üçte birini kestiğinizde, bunun yarattığı boşluk ABD stoklarından karşılanıyor. Bu da Amerikalı tüketici için rekor seviyede dizel ve benzin fiyatı demek. Şah damarına kelepçe vurduğunuzda kan akışı durur ve bu kalıcı hasar bırakır" ifadelerini kullandı.

"Altı aylık bir tıkanıklık küresel ticareti yeniden kurgular"

Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın (DIA) boğazın 6 aya kadar kapalı kalabileceği yönündeki tahminlerini değerlendiren Mercogliano, bunun "küresel bir felaket" senaryosu olduğunu vurguladı.

Bu ölçekteki bir tıkanıklığın Bahreyn, Katar, Umman ve Kuveyt'i iflasın eşiğine getireceğini, Suudi Arabistan ekonomisini ise felç edeceğini dile getirdi:

"Lojistik matematikte temel bir kural vardır: Bir günlük büyük bir kesintiyi telafi etmek en az bir hafta sürer. Şu an 21 gündür bu krizin içindeyiz; bu da sistemin kendini toparlamasının 21 hafta, yani yaklaşık yarım yıl süreceği anlamına geliyor. Eğer bu süreç bir ayı geçerse, dünya sadece dünya savaşları sırasında görülen bir ticari yeniden yapılanmaya gitmek zorunda kalır."

Mercogliano, 1967-1975 yılları arasında Süveyş Kanalı kapalı kaldığında dünyanın Afrika'yı dolaşmak için "süper tankerleri" icat ettiğini hatırlatarak, bugünkü hacmin o dönemin dört katı (yıllık 12 milyar ton) olduğunu belirtti.

"Trump ve Ayetullah kucaklaşsa bile güven geri gelmeyecek"

Krizin bugün sona ermesi durumunda dahi denizcilik sektörünün bölgeye yaklaşımının kalıcı olarak değiştiğini belirten Mercogliano, "Trump ve yeni Ayetullah bugün el sıkışsa, her yer gökkuşağı ve tek boynuzlu atlarla dolsa bile, sigorta şirketleri ve armatörler 'Bu durum 2029'a kadar tekrar eder mi?' diye soracaktır. Küresel ekonominin temelleri şu an sarsılıyor ve korkarım ki bu risk, harekat planlanırken toplantı masasının en son sırasındakilerin bile dile getirmeye çekindiği bir detaydı" değerlendirmesini yaptı.

Mercogliano, mülakatını iyimser bir notla bitirmeye çalışarak, "İnsanlık ve küresel gemicilik geçmişte de büyük zorluklarla karşılaştı ve bunları aşmayı bildi. Trump yönetiminin durumu küçümsediği aşikar, şu an bir yangın söndürme modundalar ancak yoğun bir çabayla bu krizin de üstesinden gelinecektir" diye konuştu.



Makaleler

Güncel