ABD, İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü sınırlamak için askeri baskıyı artırırken, daha ileri müdahale seçeneklerini de değerlendiriyor. Buna karşılık İran, hem misilleme kapasitesini öne çıkarıyor hem de ateşkes için güvence ve tazminat talep ediyor.
YDH - ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın 25’inci gününde, Hürmüz Boğazı çatışmanın merkezinde kalmayı sürdürüyor. Bu stratejik su yolu, bölgede süren mücadelenin başlıca eksenlerinden biri haline gelmiş görünüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la müzakerelere ilişkin sözleri ve İran’ın enerji tesislerini hedef alma tehdidiyle gündeme gelen saldırıları ertelediğini açıklaması, bu tabloya işaret ediyor.
Ancak İran, boğazda kendi istediği “geçiş düzenini” yerleştirmeye çalışırken, ABD bu hedefi engellemek için özellikle İslam Cumhuriyeti’nin güney kıyılarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor.
Elde edilen veriler, Washington’ın daha tehlikeli seçeneklere de hazırlandığını, bunlar arasında kıyılara veya bazı İran adalarına asker çıkarma ihtimalinin bulunduğunu gösteriyor.
İran’daki askeri ve güvenlik çevreleri, ABD’nin baskıyı artırarak İran’ın askeri kapasitesini sınırlamayı ve böylece Hürmüz Boğazı’ndaki denklemler üzerindeki etkisini azaltmayı amaçladığını değerlendiriyor.
Bu çerçevede, ülkenin güneyindeki askeri noktalar ile liman altyapısına yönelik saldırıların tırmandırılması, bu yönelimin parçası olarak görülüyor.
Aynı değerlendirmeler, artan saldırıların sahada atılabilecek adımların hazırlığı olabileceğine işaret ediyor. Bu adımlar arasında ABD özel kuvvetlerinin İran’ın güney kıyı şeridinin bazı kesimlerine konuşlandırılması, bazı adaların kuşatılması hatta kontrol altına alınması yer alıyor.
Özellikle İran petrol ihracatında merkezi rol oynayan Hark Adası öne çıkıyor; bu adanın hedef alınmasının, Tahran’ı Hürmüz Boğazı’nda gemi geçişi üzerinde tam kontrol kurma arayışından vazgeçirmeye dönük baskı aracı olabileceği değerlendiriliyor.
ABD ve İsrail, İran’ın enerji sektörüne ait hayati altyapıyı hedef alma aşamasına da kademeli biçimde geçti. Geçen çarşamba günü ülkenin güneyindeki Asaluye bölgesinde gaz tesisleri vuruldu; Tahran bu saldırıya Katar’daki Ras Laffan bölgesinde bulunan gaz tesislerini hedef alarak karşılık verdi.
İran daha önce, enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırıya İsrail’deki ve ABD ile ittifak halindeki bölge ülkelerindeki benzer tesisleri vurarak yanıt vereceğini açıklamıştı. Böyle bir karşılıklı hamleler zinciri, çatışmayı geri dönüşü zor bir aşamaya taşıyabilir.
Trump ise İran’a verdiği süreye rağmen, dün yaptığı açıklamada Savaş Bakanlığı’na İran’daki elektrik santralleri ve enerji altyapısına yönelik saldırıları beş gün erteleme talimatı verdiğini duyurdu. Bazı gözlemciler bu kararı, İran’ın misilleme tehdidi karşısında atılmış geri adım olarak yorumluyor.
Ancak Trump’ın geçmişte çelişkili açıklamalar yapmış olması, bu tür mesajların ihtiyatla değerlendirilmesine yol açıyor; bu tutumların “yanıltma” amacı taşıma ihtimali de göz ardı edilmiyor.
Trump, erteleme kararını son iki günde İran’la yürütülen ve “Ortadoğu’daki düşmanlıkların tamamen sona erdirilmesine yönelik kapsamlı çözüm” başlığı altında gerçekleşen “çok iyi ve yapıcı” görüşmelere bağladı.
Trump, “Bu derin, ayrıntılı ve yapıcı görüşmelerin içeriği ve tonu doğrultusunda, bu hafta boyunca sürecek temasların başarısına bağlı olarak enerji altyapısına yönelik askeri saldırıları beş gün erteleme talimatı verdim” dedi.
Buna karşılık, el-Ahbar gazetesine konuşan konuya vakıf İranlı bir diplomatik kaynak, bölgedeki bazı aktörlerin, aralarında Katar, Umman ve Mısır’ın da bulunduğu ülkelerin, son günlerde ateşkes ihtimalini görüşmek üzere İran’la temas kurduğunu söyledi.
Ancak kaynak, Tahran’a Washington’dan iletilmiş yazılı ya da somut bir teklif bulunmadığını belirtti; aktarılanın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı koşulsuz şekilde yeniden açması gerektiği yönündeki ABD tutumu olduğunu ifade etti.
Aynı kaynak, savaşın sona erdirilmesine yönelik açık bir diplomatik girişim veya planın mevcut olmadığını, yürütülen temasların gerilimi düşürmeye yönelik ilk düzey fikirlerle sınırlı kaldığını aktardı.
Tahran’ın ise olası bir ateşkes için şartlar ilettiğini, bunların başında savaşın tekrarlanmayacağına dair güvence ve tazminat taleplerinin geldiğini söyledi.
Aynı bağlamda, Devrim Muhafızları’na yakın Tesnim Ajansı bir güvenlik yetkilisinin “Trump’la müzakere yürütülmüyor” sözlerini aktardı; yetkili, ABD’nin enerji tesislerini hedef almaktan vazgeçmesinde İran’ın askeri tehditlerinin etkili olduğunu ifade etti.
Öte yandan eldeki bilgiler, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kısmen rahatlatacak kademeli adımlar hazırladığını gösteriyor. İran diplomasisi son günlerde, medya ve siyasi alanda “Hürmüz Boğazı kapalı değil” mesajını yerleştirmeye çalışıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı da önceki gün yaptığı açıklamada, boğazın sadece düşman ülkelere kapalı olduğunu ve deniz trafiğinin durmadığını ifade etti; ancak geçişlerin artık “savaş koşullarından kaynaklanan bazı değerlendirmelere” tabi olduğunu vurguladı.
Bakanlık, ABD, İsrail veya bu iki ülkeye destek veren taraflara ait gemilerin “normal geçiş” hakkından yararlanamayacağını ve bunların geçişinin engelleneceğini açıkça belirtti.
Diğer ülkelere ait ve düşmanca nitelik taşımayan gemilerin ise, İran’a yönelik herhangi bir saldırgan faaliyete katılmamaları ve İran’daki yetkili makamlarla koordinasyon içinde hareket etmeleri şartıyla güvenli geçişten yararlanabileceği ifade edildi.
Bakanlık, bölgedeki istikrarsızlıktan Washington ve Tel Aviv’i sorumlu tutarak, kalıcı istikrarın ancak “askeri saldırıların durması, tehditlerin sona ermesi ve İran’ın meşru çıkarlarına tam saygı gösterilmesi” ile mümkün olacağını kaydetti.