Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani’nin güven mektubunu geri çekerek ülkeden ayrılmasını istemesi, siyasi-dini çevrelerin sert tepkisiyle karşılandı.
YDH- Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'nin, İran'ın yeni atanan Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin güven mektubunu geri çekme ve kendisinden ülkeyi terk etmesini isteme kararı, Tahran ile Beyrut arasındaki diplomatik gerilimi tırmandırdı.
Eşzamanlı olarak bu karar, Lübnan iç siyasetinde ve özellikle Şii tabanda sert tepkilerle karşılandı.
Hizbullah'ın parlamento kanadı olan Direnişe Vefa İttifakı Milletvekili Hasan Fadlallah, İran Büyükelçisi'nin Lübnan'ı terk etmesi yönündeki talebin hiçbir yasal ve siyasi meşruiyeti olmadığını vurguladı.
El-Meyadin televizyonuna konuşan Fadlallah, "İran Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesi talebi; Dışişleri Bakanlığı'nı adeta işgal etmiş olan ve bütünüyle yabancı çıkarlara hizmet eden partizan bir odak tarafından dayatılmıştır." ifadelerini kullandı.
Lübnan devlet mekanizmasının mevcut krizin içine sürüklendiğini ve girdiği bu iç açmazdan kurtulmak için çaresizce bir çıkış yolu aradığını belirten Fadlallah, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Alınan bu karar anayasal çerçevelerin tamamen dışındadır ve hiçbir hukuki bağlayıcılığı yoktur. Bu adımı atanların geri adım atmaktan başka bir seçeneği kalmayacaktır; zira bu karar asla onaylanmayacaktır."
El-Meyadin'in Beyrut Büro Şefi Rony Alfa ise Lübnan Dışişleri Bakanlığı'nın İran Büyükelçisi'ni sınır dışı etme hamlesinin gözden kaçırılamayacak kadar ciddi sonuçlar doğuracağını öngördü.
Alfa, "Büyükelçinin ülkeden ayrılmasını talep eden bu karar, hükümet içinde yalnızca çok dar bir kadroyla istişare edilerek tamamen tek taraflı alınmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi kanadın yanı sıra Lübnan'daki Şii dini otoritelerden de karara yönelik ağır eleştiriler geldi.
Yüksek Şii İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Lübnan makamlarına seslenerek İran Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesine yönelik bu "pervasız" kararın derhal geri alınması çağrısında bulundu.
Şeyh Hatib, "Bu kararın arkasında durulabilecek hiçbir meşru gerekçe veya bahane yoktur; bu adım, bütünüyle dış baskılara boyun eğilerek verilmiş gereksiz bir tavizden ibarettir." dedi.
Meclis Başkanı Nebih Berri ise, "Karar meclisten geçmeyeceği gibi, hiçbir koşulda sıradan bir prosedürmüş gibi kabul edilmesi de söz konusu olamaz." dedi.
Benzer bir tepki de Caferi Müftüsü Şeyh Ahmed Kabalan'dan geldi.
Şeyh Kabalan, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçisi'ne açık bir çağrı yaparak Lübnan'dan kesinlikle ayrılmamasını istedi.
Kararı alan yetkilileri ağır bir dille eleştiren Kabalan, "Washington'un müzakere masasına oturabilmek için Tahran'a adeta yalvardığı bir konjonktürde; İran Büyükelçisi'ni sınır dışı ederek Lübnan'ı egemenlik ve siyaset düzleminde katletmeye çalışan bu sorumsuz yetkililere asla geçit vermeyeceğiz." şeklinde konuştu.
Bu diplomatik kriz, bölgesel güvenlik dinamiklerinin son derece hassas olduğu bir döneme denk geliyor.
Nitekim Devrim Muhafızları Ordusu bugün yayımladığı bildiride; işgal güçlerinin Lübnan ve Filistin'deki sivillere yönelik saldırılarını sürdürmesi hâlinde, Gazze Şeridi ile Filistin'in kuzeyindeki (Lübnan sınır hattı) işgalci mevzilerinin doğrudan hedef alınacağı tehdidinde bulundu.
Tahran yönetimi, bugüne dek başta ekonomi ve savunma olmak üzere birçok kritik alanda Lübnan'a çeşitli destek paketleri sunmuş olsa da; Lübnan resmî makamları, Amerikan yaptırımları ve baskılarından kaçınmak amacıyla bu destek tekliflerini düzenli olarak reddetme politikası izliyor.