İsrail kabinesinde savaş krizi

img
İsrail kabinesinde savaş krizi YDH

İsrail kabinesi ile askeri liderlik arasında Kuzey cephesine ilişkin operasyonlar konusunda derin görüş ayrılıkları ortaya çıktı.




YDH- İşgal altındaki kuzey Filistin’de yürütülen askeri savaşın yönetimi konusunda İsrail kabinesi içinde sert görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı bildirildi.

Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotriç’in, askeri liderliği “tereddüt etmekle” suçladığı ve mevcut politikaların yerleşimcilerin “kitlesel olarak yerinden edilmesine” yol açabileceği uyarısında bulunduğu aktarıldı.

Kabinede sert çatlak

İsrail’in i24news kanalına göre Smotriç, ordunun Hizbullah’la mücadelede “ağır davrandığını” belirterek, operasyon planlarının kâğıt üzerinde etkili görünebileceğini ancak sahada başarısız olacağını ifade etti.

Ayrıca, kapsamlı bir savaşa ilişkin endişelerin terk edilmesi çağrısında bulunarak, Güney Lübnan içinde sözde bir “tampon bölge” oluşturulmasını istedi.

Ordu: “Karar alın, uygularız”

Buna karşılık İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, işgal güçlerini savunarak ordunun siyasi talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı.

Zamir’in, “Kuzeyde kapsamlı bir savaş istiyorsanız karar alın, biz uygularız.” dediği aktarıldı.

Zamir’in ayrıca, siyasi liderlerin hem müzakere sürecinin hızını hem de uluslararası meşruiyetin dayattığı sınırları belirlediğini ifade ettiği ve askeri gecikme suçlamalarını reddettiği kaydedildi.

Personel krizi uyarısı

Gün içinde daha önce yapılan kabine toplantısında Zamir’in, devam eden personel krizinin çözülmemesi halinde işgal güçlerinin iç çöküş riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunduğu, İsrail kamu yayıncısı “Kan”a dayandırılarak bildirildi.

Bu uyarının, Lübnan’dan gerçekleştirilen son füze saldırılarının savaşın başlangıcından bu yana Hizbullah tarafından yapılan en yoğun saldırılar arasında yer aldığının İsrail medyasında kabul edilmesiyle aynı döneme denk geldiği ifade edildi.

Muhalefetten “7 Ekim” vurgusu

Muhalefet lideri Yair Lapid, savaş sırasında risklerin küçümsenmesinin 7 Ekim’den çıkarılan dersleri görmezden gelmek anlamına geldiğini belirterek, güvenlik kurumlarının felaketler yaşandıktan sonra değil, öncesinde uyarı yapmakla sorumlu olduğunu söyledi.

Lapid, hükümetin bu kez risklerden habersiz olduğunu ileri süremeyeceğini dile getirdi.

Sızıntı siyasi krizi tetikledi

Zamir’in uyarısına ilişkin sızdırılan detayların İsrail siyasetinde sarsıntıya yol açtığı ve savaş yönetimi, yük paylaşımı ile koalisyonun devamı ile güvenlik gereksinimleri arasındaki ilişkiye dair tartışmaları yeniden alevlendirdiği kaydedildi.

Uyarının, güney Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar operasyonların genişletilmesi yönündeki tartışmaların arttığı bir dönemde geldiği; bunun yanı sıra Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’da askeri baskının sürdüğü, devlet bütçesi ve ultra-Ortodoks Yahudileri hedef alan tartışmalı askerlik yasası etrafında anlaşmazlıkların devam ettiği aktarıldı.

13 bin asker açığı

Muhalefetten Benny Gantz, Gadi Eisenkot, Yair Golan ve Naftali Bennett gibi isimlerin, krizi teknik bir mesele değil stratejik bir tehdit olarak değerlendirdiği ve bunu doğrudan askeri hazırlık ile ulusal güvenliğe bağladığı belirtildi.

İsrail medyası sızıntıyı “son derece patlayıcı” olarak nitelendirirken, Kanal 13 siyasi etkilerine odaklandı, Kan ise genişleyen askeri yükümlülüklerle azalan asker sayısı arasındaki çelişkiye dikkat çekti.

Tahminlere göre yaklaşık 13 bin asker açığı bulunduğu, düzenli ve yedek kuvvetlerin güçlendirilmesi, zorunlu hizmet süresinin uzatılması ve asker alımındaki boşlukları gidermeye yönelik yasal düzenlemelerin hızlandırılması çağrılarının yapıldığı aktarıldı.

Koalisyon içinde ise yetkililerin krizi inkâr etmeden “kabul ettiği”, kabine üyesi Ze’ev Elkin’in zorunlu hizmet süresinin uzatılması, ultra-Ortodoksların askere alınmasına ilişkin yasaların ilerletilmesi ve yedek askerlerin koşullarının iyileştirilmesi gibi çözüm önerilerine işaret ettiği belirtildi.