Hark adasını işgal planı Cumhuriyetçileri bölüyor

img
Hark adasını işgal planı Cumhuriyetçileri bölüyor YDH

"ABD’nin şu ana kadar İslam Cumhuriyeti'ni geri adım attırma yönündeki tüm girişimlerinin sonuçsuz kalmasına rağmen, İran’da özellikle Hark Adası’nı kapsayan kara konuşlanmasını içeren 'B planı'nın hâlâ masada olduğunu gösteren gelişmeler dikkat çekiyor."




Rim Hani

YDH - El-Ahbar gazetesi muhabiri Rim Hani, ABD’nin İran’a yönelik olası kara harekâtı senaryolarını ve özellikle Hark Adası’nın hedef alınması ihtimalini ele alıyor. Söz konusu planlar, yüksek can kaybı riski nedeniyle hem askeri çevrelerde hem de Cumhuriyetçi Parti içinde ciddi görüş ayrılıklarına yol açıyor. Bazı siyasetçiler operasyonu desteklerken, diğerleri bunun yeni bir Irak senaryosuna dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.

İran’ın savaşı sona erdirmeye yönelik “ilk taslak” olarak adlandırılan öneriyi reddetmesi ve ABD kara kuvvetlerinin gönderilmesi halinde kararlı bir karşılık vereceğini belirtmesi eşliğinde, son günlerde olası tırmanma senaryoları üzerine tartışmalar yoğunlaştı.

Bu senaryoların “en hafif” olanı dahi Amerikan tarafında “büyük” kayıplar riskini barındırıyor; bu durumun, Donald Trump yönetimi içindeki yetkililer arasında söz konusu seçenekler konusunda görüş ayrılıklarını daha da derinleştirmesi bekleniyor.

ABD’nin şu ana kadar İslam Cumhuriyeti'ni geri adım attırma yönündeki tüm girişimlerinin sonuçsuz kalmasına rağmen, İran’da özellikle Hark Adası’nı kapsayan kara konuşlanmasını içeren “B planı”nın hâlâ masada olduğunu gösteren gelişmeler dikkat çekiyor.

CNN’e konuşan iki kaynağa göre, önümüzdeki günlerde 82. Hava İndirme Tümeni’nden yaklaşık bin Amerikan askerinin Ortadoğu’ya sevk edilmesi bekleniyor.

Gönderilecek birlikler arasında söz konusu tümenin komutanı Tuğgeneral Brandon Teigtemeyer ve karargâh personelinin yanı sıra, hâlihazırda hızlı müdahale gücü olarak görev yapan 1. Tugay Muharebe Ekibi’ne bağlı bir tabur da yer alıyor.

Bu planların uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin belirsizlik sürerken, Bloomberg’e konuşan kaynaklar Pentagon’un yaklaşık 5 bin askerden oluşan iki Deniz Piyade birliğinin yanı sıra çıkarma gemileri ve amfibi araçların bölgeye konuşlandırılması talimatını verdiğini aktardı.

Buna karşılık İran, CNN’in ayrı bir haberine göre, son haftalarda Hark Adası’na tuzaklar yerleştirdi, ilave asker sevk etti ve hava savunma unsurlarını güçlendirdi.

ABD istihbarat raporlarına aşina kaynaklara göre bu adımlar, adayı ele geçirmeye yönelik olası bir Amerikan operasyonuna hazırlık niteliği taşıyor. Bu gelişme, birçok Amerikalı yetkili ve askeri uzmanın kara harekâtının ciddi riskler barındırdığı yönünde uyarıda bulunmasına yol açtı.

Aynı kaynaklara göre Hark Adası çok katmanlı savunma sistemleriyle korunuyor ve İran buraya ilave karadan havaya güdümlü füze sistemleri konuşlandırmış durumda; bu da yüksek sayıda Amerikan kaybı ihtimalini artırıyor.

Bu çerçevede, başkanın bazı müttefikleri böyle bir saldırının gerekliliğini sorguluyor. Onlara göre ada başarıyla ele geçirilse bile bu sonuç tek başına Hürmüz Boğazı’yla ilgili sorunları çözmeyecek, İran’ın küresel enerji piyasası üzerindeki etkisini ortadan kaldırmayacak.

Böylece Trump tabanı içinde iki farklı eğilim giderek belirginleşiyor: İlki Hark’ın ele geçirilmesini destekliyor ya da en azından bu konuda Trump’ın kararına müdahale etmeyi düşünmüyor; diğeri ise her koşulda kara kuvveti konuşlandırılmasına kesin biçimde karşı çıkıyor.

Hark’a yönelik operasyon çağrısını açık biçimde dile getiren isimler arasında Güney Karolina’dan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham öne çıkıyor.

Graham, çarşamba günü Deniz Piyadelerine adayı ele geçirme çağrısı yaptı. Fox News Sunday programında Shannon Bream’e konuşan Graham, “Başkan Trump’a söyleyeceğim şu: Birkaç hafta daha devam et, petrol üretimi için tüm kaynakların bulunduğu Hark Adası’nı ele geçir, bu adanın kontrolünü sağla ve bu rejimin sonunu getir” dedi.

Atlantic dergisinde yayımlanan ve Hark’ın işgalinin “yıpratıcı bir savaşa” dönüşebileceğini belirten analiz sorulduğunda Graham, “Bu tür yönlendirmelerden bıktım” ifadesini kullandı.

Graham, “Ben o gazeteye değil, Deniz Piyadelerine güveniyorum. Savunma Bakanlığı’na güveniyorum. İki Deniz Seferi Birliği bu adaya doğru ilerliyor. Iwo Jima’da başardık, bunu da başarabiliriz” diye konuştu.

Graham’ın Iwo Jima Muharebesi’ne yaptığı gönderme, Amerikan savaş hafızasına yaslanan güçlü bir duygusal çağrı niteliği taşıyor ve kara işgali fikrini meşrulaştırmayı amaçlıyor. 1945’te gerçekleşen bu muharebe, ABD Deniz Piyadeleri tarihinin en sembolik ve en çok önem atfedilen çatışmalarından biri olarak kabul ediliyor.

Ancak Graham’ın çağrısına itiraz yine kendi partisinden geldi. Güney Karolina’dan Cumhuriyetçi Temsilci Nancy Mace, İran’a karşı askeri tırmanmayı savunan partilileri eleştirerek kara birliklerinin gönderilmesine karşı olduğunu vurguladı.

X platformundaki paylaşımında Mace, Graham ve benzerlerini “faal durumdaki savaş makinesi” olarak niteledi ve “bizi İran’a sürükleyip orayı yeni bir Irak’a dönüştürmeye çalışıyorlar” dedi. Florida’dan Cumhuriyetçi Temsilci Anna Paulina Luna da Mace’e katılarak Graham’a yönelik eleştirileri destekledi.

Mace’in açıklamaları, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu'ndan aldığı brifingin ardından geldi. Mace, kamuoyuna yapılan açıklamalarla kendilerine sunulan bilgiler arasındaki farkın “son derece rahatsız edici” olduğunu belirtti.

Bir başka paylaşımında, “Amerikan halkına sunulan gerekçeler, bugün komisyonda bize aktarılan askeri hedeflerle örtüşmüyor” diyen Mace, savaş uzadıkça Kongre ve kamuoyu desteğinin hızla azalacağı uyarısında bulundu. “Amerikalıların hayatını aynı dış politika hataları uğruna riske atmayacağız. Savaş makinesi çocuklarınızı petrol için feda etmeye hazır olabilir, biz değiliz” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı, Alabama’dan Cumhuriyetçi Mike Rogers da İran’a ilişkin kapalı oturum brifinginin, sahadaki kuvvetlere dair soruları yanıtlamadığını söyledi.

Rogers gazetecilere, “Neler olup bittiğini, hangi seçeneklerin değerlendirildiğini ve neden bu seçeneklerin gündemde olduğunu daha iyi bilmek istiyoruz. Bu sorulara yeterli yanıt alamıyoruz” dedi.

Cumhuriyetçilerden gelen bu açıklamalar, Demokratların haftalardır Trump yönetiminin İran’ı “yakın tehdit” olarak tanımlamasını sorgulamasının ardından geldi. Birçok milletvekili, Beyaz Saray’ın tezini destekleyen somut kanıt görmediklerini dile getiriyor.

Trump kara birliklerinin gönderilmesi ihtimalini açık biçimde dışlamazken, bu senaryonun gerçekleşme olasılığına dair kaygılar artıyor.

Bloomberg’e konuşan yetkililer ve askeri analistler, üç zor seçenek üzerinde durulduğunu belirtiyor: Hark Adası’ndaki İran petrol bölgesinin işgali, İran’ın nükleer materyallerinin ele geçirilmesine destek verilmesi ya da İran kıyı hattı boyunca konuşlanarak rejimin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün kırılması.

Brookings Enstitüsü’nde savunma stratejisi alanında çalışan Michael O’Hanlon, “Tüm ihtimaller masada, ancak bu durum değişebilir. Her biri son derece yüksek risk içeriyor” dedi. ABD ordusunda görev yapmış ve halen Demokrasileri Savunma Vakfı’nda çalışan Bradley Bowman ise, “Göreli üstünlüğümüzün en yüksek olduğu hava ve füze saldırılarına dayalı bir kampanyadan kara savaşına geçersek, bu üstünlük azalır ve kayıplar artar” uyarısında bulundu.

Bununla birlikte Reuters/Ipsos’un geçen hafta yaptığı ankete göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 65’i Trump’ın İran’da geniş çaplı bir kara savaşına onay vereceğini düşünüyor.

Ülke genelinde bin 545 kişiyle yapılan ve yaklaşık yüzde 3 hata payı bulunan ankete göre Cumhuriyetçilerin yüzde 63’ü ve genel katılımcıların yüzde 34’ü sınırlı sayıda özel kuvvetin İran’a gönderilmesini destekliyor.

Katılımcıların yüzde 55’i ise operasyonun büyüklüğünden bağımsız olarak kara birliklerinin gönderilmesine karşı çıkıyor.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel