"Bu açıklamalar bir zaferi yansıtmıyor; aksine, 'yenilgiyi nakde çevirme' ve geri çekilmeyi zafer izlenimi veren bir propaganda örtüsüyle sunma girişimi olarak okunuyor."
Yahya Debbuk
YDH - El-Ahbar gazetesi yazarı Yahya Debbuk, ABD’nin İran’a karşı savaşta başlangıçtaki yüksek hedeflerden geri çekilme zeminine indiğini ve bunun bir “zafer” anlatısıyla örtülmeye çalışıldığını vurguluyor. Vance’in açıklamaları, askeri başarıdan çok stratejik çıkmazın kabulü. Debbuk, Hürmüz Boğazı’nın durumu üzerinden üç olası senaryoya işaret ederek her birinin ABD açısından maliyetli olduğunu ifade ediyor.
ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın her geçen günü, saldırganların seçeneklerini daraltıyor. Başlangıçta İran’da rejim değişikliğine kadar yükselen hedefler, giderek, bataklık derinleşmeden önce buradan “başarı” görüntüsüyle çekilmeye imkân verecek bir çıkış arayışına indi.
Beyaz Saray’daki lider, girişiminin ekonomik sonuçlarından endişe ediyor; bu sonuçlar başkanlık döneminin ivmesini erken aşındırabilir, özellikle de küresel enerji fiyatları üzerindeki denetimi kaybetme korkusu belirginleşmişken.
Bu çerçevede ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın açıklamaları, Başkan Donald Trump’ın gizlemeye çalıştığı yön değişikliğini açığa çıkarıyor. Vance’in bugün, cumartesi yayımlanan söyleşisinde “Başkan Trump savaşın kısa bir süre daha sürmesine izin verecek; böylece oraya uzun süre dönmek zorunda kalmayacağımızdan emin olacağız” dediği aktarıldı. Vance ayrıca “İran’daki operasyonun belirlenen tüm askeri hedefleri gerçekleştirildi” ifadesini yineledi.
Vance’in sözleri, tamamlanmış ve kusursuz işleyen askeri bir planı tarif etmiyor; tersine, ABD’nin ilan ettiği hedeflere ulaşıncaya kadar savaşı sürdürme kapasitesinin ya da isteğinin kalmadığına dair örtük bir kabul içeriyor. Bu hedefler, sahadaki gelişmelerle de güçlü biçimde çelişiyor.
Dolayısıyla bu açıklamalar bir zaferi yansıtmıyor; aksine, “yenilgiyi nakde çevirme” ve geri çekilmeyi zafer izlenimi veren bir propaganda örtüsüyle sunma girişimi olarak okunuyor. Savaş, ABD yönetimi ve Başkan Trump için ağır bir yüke dönüşmüş durumda.
Bu nedenle Vance ve Trump’ın şu anda yaptığı, “zafer” kavramını bilinçli biçimde daraltmak. Savaşın başındaki hedefler olan İran’da rejim değişikliği, nükleer programın dağıtılması ve devletin boyun eğdirilmesi gerçekleşmedi.
Buna karşılık Tahran, aldığı zararlara rağmen, büyük güce karşı direnen ve ayakta kalan bir aktör görünümüyle sahadan çıkıyor.
ABD’de şimdi tartışılan, “zaferi” geri çekilmeye imkân veren herhangi bir kazanıma indirgemek. Bu, savaş stratejisi değil; yaklaşan kongre seçimleri öncesinde kısa süreli olması hedeflenen savaşın kalıcı bir çıkmaza dönüşmesinden kaygı duyan bir başkan için “imaj yönetimi”.
Böyle bir tablo, sonuçları itibarıyla Trump’ın başkanlık koltuğunu fiilen sarsabilir. Bu bağlamda Vance’in hedeflerin gerçekleştiğini söylemesi, askeri gerçekliği yansıtmaktan çok, stratejik başarısızlığı gerekçelendirecek bir “çıkış anlatısı” kurma çabası.
Ayrıntıda ise asıl sorun, ABD yönetiminin söylemlerindeki çelişkiyi ortaya koyan temel bir soruda düğümleniyor: Vance’in işaret ettiği gibi ABD çekilirse ve Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa ne olacak?
Burada üç senaryo öne çıkıyor:
-
Boğaz kapalı kalır ve ABD çekilirse, bu İran için mutlak bir stratejik zafer ve ABD’nin askeri gücünün seyrüsefer özgürlüğünü garanti edemediğinin kabulü anlamına gelir. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte savaşın ana hedeflerinden biri fiilen gerçekleşmiş olur. Bu durumda petrol fiyatlarının düşmesi değil, mevcut seviyelerin de üzerine çıkması daha olasıdır. Böyle bir sonuç ağır bir yenilgiye işaret eder.
-
ABD, boğazı güç kullanarak açmaya çalışırsa, bu daha geniş askeri tırmanma anlamına gelir. Washington’ın böyle bir süreci göze alma iştahı sınırlı; zira bu, savaşı uzatır, kayıpları artırır ve ABD’yi daha yıpratıcı yeni bir çıkmaza sürükler.
-
İlk iki senaryonun uygulanabilirliğinin zayıflaması durumunda, ABD yönetimi kapalı kapılar ardında İran’a teklifler sunabilir. Bu senaryoda Tahran’a istediğinin büyük kısmı verilir, karşılığında boğazın açılması sağlanır ve Trump bu sonucu “başarı” olarak sunar. Ancak fiiliyatta bu, şartları İran’ın belirlediği anlamına gelir.
Bu açmaz karşısında Vance basitleştirilmiş bir söylemle çözüm sunmaya çalışıyor; ancak piyasalar ve jeopolitik gerçeklik bu tür ifadelerle şekillenmez. Küresel enerji akışı temennilerle değil, arzın istikrarıyla dengelenir. Bu istikrara dair en küçük şüphe bile fiyatları yüksek tutar; Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar bunu değiştirmez.
Vance’in enerji fiyatlarındaki artışı “geçici tepki” olarak nitelemesi ve yakında düşeceğini söylemesi, savaşın ekonomik sonuçları karşısında oluşan başarısızlığı iç kamuoyuna kabullendirme girişimi olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda savaştan çekilmeyi “stratejik tercih” gibi sunarak içerdeki ekonomik baskıyı hafifletme çabasıdır.
Oysa bu durum, gerçekte, siyasi varlığını sürdürme zorunluluğu ile savaşta anlamlı bir zafer elde etme imkânının ortadan kalkmasının sonucudur. ABD ekonomisi hedef alınmış bir zayıf halka olarak öne çıkmış, çekilme ise savaş maliyetinin getirileri aştığının kabulü haline gelmiştir.
Vance’in “oraya uzun süre dönmek zorunda değiliz” ifadesi, yönetimin İran karşısında mevcut savaşı sonuçlandıramadığını ortaya koyuyor. Bu, zaman kazanma girişimi; ancak İran bu zayıflığın farkında ve bunu kendi lehine kullanıyor. Bu durum, İran’ın savaş öncesinde dile getirdiği “ABD çatışmayı başlatabilir, ancak istediği anda bitiremez” görüşünü de doğrular nitelikte.
Bugün ABD’nin önünde iki zor seçenek var. İlki, yüksek ekonomik ve siyasi maliyetler içeren, sonu belirsiz bir savaşı sürdürmek. İkincisi, hedeflere ulaşmadan geri çekilmek ve bunun caydırıcılık üzerindeki olumsuz etkileriyle yüzleşmek.
Trump yönetiminin ortaya koymaya çalıştığı üçüncü yol ise gerçekte yanılsama: geri çekilmeyi zafer görüntüsüyle sunmak. Ancak tarih, piyasalar ve İran bu anlatıyı olduğu gibi kabul etmez. Nihayetinde belirleyici olan, sahadan ilk kimin çekileceği ve sahadaki şartları kimin dayattığı olacaktır.
Savaş, kamuoyuna dönük bir iletişim aracına dönüştüğünde, geri çekilme yenilgiye, zafer ilanı ise sahadaki gerçekler ve petrol fiyatları karşısında ayakta kalamayan bir söyleme dönüşür.
Çeviri: YDH