Radar ve sensörleri hedef alan İran, savaşın seyrini değiştirdi

img
Radar ve sensörleri hedef alan İran, savaşın seyrini değiştirdi YDH

İran’ın ABD ve İsrail’e ait radar ve sensör altyapısına yönelik saldırıları, hava savunma sistemlerinde ciddi zafiyetlere yol açtı ve savaşın seyrini etkileyen “stratejik bir kırılma” yarattı.




YDH- Askeri uzman Jennifer Kavanagh tarafından Responsible Statecraft'ta yayımlanan analizde, İsrail’in hava savunma sisteminin İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların ilk ayında “ciddi zaaflar” gösterdiği belirtildi.

Analizde, son on gün içinde Tel Aviv, Dimona ve Arad gibi büyük şehirlerin, İran füzelerinin İsrail’in önleme ağını aşması sonucu “önemli hasar” aldığı bildirildi.

Uzmana göre, bu başarısızlıkların en belirgin açıklaması, “İsrail’in önleyici mühimmat stoklarının tükenmesi ve İsrail ordusunun mühimmatları kısıtlamak ya da hedefleri önceliklendirmek zorunda kalması.”

Ancak analizde, “İsrail’in hava savunmasındaki hataların neredeyse kesin olarak daha derin kökleri var” ifadesine yer verildi.

“Gözlerin” kaybı stratejik risk oluşturuyor

Kavanagh, İsrail’in en önemli nükleer tesislerinin yakınında bulunan Dimona gibi kritik noktaları savunma önceliğinin en üst sıraya konacağını vurgulayarak, “asıl endişe verici senaryonun farklı olduğunu” aktardı.

Analizde, “İsrail’in hava savunmasındaki boşluklar, önleme değil, tespit başarısızlıkları olabilir. Bu da ABD, İsrail ve Körfez ortakları tarafından paylaşılan entegre hava savunma ağının temelini oluşturan radarlar ve sensörlerdeki hasardan kaynaklanıyor olabilir.” denildi.

Bu durumun doğru olması halinde sonuçların “vahim” olacağına işaret eden uzman, “ABD ordusunun tehditleri belirlemek ve azaltmak için güvendiği ‘gözler’ olmadan çalışan ABD kuvvetleri ve varlıkları, daha önce anlaşılandan çok daha savunmasız olacaktır.” uyarısında bulundu.

Yetersiz kalan açıklamalar ve sistemin görünmeyen yüzü

İsrail’in Demir Kubbe, Davud’un Sapanı, Ok 2 ve 3 ile ABD yapımı THAAD sistemlerinden oluşan katmanlı hava savunmasının bir süre öncesine kadar neredeyse aşılmaz görüldüğü hatırlatılan analizde, İran’ın son başarılarının gözlemcileri “şaşırttığı” belirtildi.

Bunun tek bir nedeni olmadığı, ancak en basit açıklamaların yetersiz kaldığı ifade edildi.

Önleme mühimmatlarının büyük ölçüde tüketilmesi ve İran’ın saldırılarında yoğun şekilde sürü taktiğiyle hava savunma ağını aşırı yükleyen insansız hava araçları ile küme mühimmatları kullanması gibi faktörlerin yeterli açıklama olmadığı vurgulandı. Analizde asıl odağın daha geniş bir ağa çevrilmesi gerektiği şu ifadelerle aktarıldı:

“Gözlemlenen zayıflıkların kökeni İsrail içinde değil, daha geniş Ortadoğu bölgesine yayılan ABD-İsrail hava savunma ağının dışında olabilir. İsrail’in hava savunma ağı, ABD’ninkiyle entegredir. Bu sensör ve radar ağındaki hasar, İsrail’in ve ABD’nin hava savunmasını ölümcül şekilde zayıflatacaktır.”

ABD üsleri ve sensör ağı hedef alınıyor

Analizde, savaşın başlangıcından bu yana Ortadoğu’daki en az 10 ABD radar sahasının İran insansız hava araçlarıyla vurulduğuna dair uydu görüntülerine dayalı raporlar bulunduğu belirtildi.

Bu radarların THAAD sistemlerinde kullanılan AN/TPY-2 radarları ile Katar’daki AN/FPS-132 Faz Dizinli Radar’ı içerdiği aktarıldı. Tek bir radarın kaybının tüm ağı işlevsiz kılmayacağı ancak on veya daha fazla radarın kaybının, ABD’nin gelen tehditleri tespit ve müdahale kabiliyetini önemli ölçüde düşüreceği bildirildi.

ABD’nin kendi üslerini korumaktaki “aciziyetine” dikkat çekilen analizde, geçtiğimiz hafta ABD personelinin Körfez’deki birçok askeri üste yaşayamaz ve çalışamaz hale geldiği, üslerin İran saldırılarına karşı çok savunmasız olduğu için personelin otellere ya da alternatif lokasyonlara taşınmak zorunda kaldığı bildirildi.

Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlenen son saldırıda 12 askerin yaralandığı ve nadir bir E-3 erken uyarı uçağının da aralarında bulunduğu birçok uçağın hasar gördüğü belirtildi.

Pentagon’un Asya’da konuşlu THAAD ve Patriot sistemlerinden parçaları Ortadoğu’ya taşıma kararının da son bir veri noktası olduğu ifade edilen analizde, bu hamlenin hasar gören sistemlerin onarımı veya sensör ve radar gibi hasarlı parçaların değiştirilmesi amacını taşıyor olabileceği kaydedildi.

Stratejik bir sorun: Modern savaşa hazırlıksız yakalanmak

Kavanagh, ABD’nin Ortadoğu’daki hava savunma ağının kısmi bir başarısızlığının dahi geniş kapsamlı sonuçları olacağını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Pentagon mühimmat stoklarının yeniden inşası hakkında çok konuşurken, savaş sonrası daha acil ihtiyaç, ABD hava savunmasının bel kemiğini oluşturan kara tabanlı sensör ve radar ağlarının onarımı ve güçlendirilmesi olabilir. Bu, mühimmat üretimini hızlandırmaktan çok daha zor bir sorundur. İran ile savaş, ABD’nin hava savunma yaklaşımını, özellikle de kara tabanlı sistemlere olan ağır bağımlılığını temelden sarsmıştır. Bu nedenle sorun sadece teknik değil, stratejiktir.”

Gelecekte kara tabanlı sensör ve radarlara dayanmanın giderek etkisiz ve sürdürülemez hale gelebileceği uyarısında bulunuldu. Analizde, Pentagon’un takip ve önleme için uzay ve uydu tabanlı sistemlere geçişi hızlandırması, askeri altyapıyı güçlendirmesi ve ABD askeri personelini savunmasız konumlardan çekmesi gerektiği ifade edildi.