Suriye halkından İran'a sessiz destek

img
Suriye halkından İran'a sessiz destek YDH

ABD ve İsrail ittifakı ile İran arasındaki savaş devam ederken, Suriye halkı mevcut siyasi otoritenin aksine İsrail karşıtı blokta yer alıyor.




YDH - Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasındaki savaşın alevlendiği ortamda gri alanlara yer bulunmuyor. Bu muharebede ve İsrail'e karşı yürütülen her savaşta seçenekler oldukça sınırlı kalıyor: Ya bu güce karşı duranların, yani İran'ın safında yer alınacak ya da İsrail'in yanında durulacak.

Suriyeliler için ikinci seçenek, ülkelerindeki son değişimler işgalci varlığa karşı atılan füzelere verdikleri desteği açıkça ifade etmelerine izin vermese de, ekran arkasından bu tavırlarını sürdürdükleri için masada bulunmuyor.

Güney Suriye'de İsrail işgali: Halk baskı altında

Suriye halkının bu tutumu sadece medya aracılığıyla Gazze, Lübnan ve İran'da tanık oldukları İsrail suçlarından kaynaklanmıyor; aksine bizzat kendi topraklarında hissettikleri İsrail saldırganlığından besleniyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde serbestçe hareket ediyor, keyfi tutuklamalar yapıyor ve şüpheli bulduğu gerekçesiyle evleri ateşe veriyor.

Özellikle Kuneytra'da istediği noktalara askeri mevkiler kuran İsrail güçleri, Suriye köy ve kasabalarının girişlerine kendi bayraklarını çekiyor.

Bu pratiklerin yanı sıra Suriyeliler, İsrail'in güneydeki barajlar ve su kaynakları üzerindeki tahakkümü nedeniyle susuzluk tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.

Siyonist rejimin tek bir talimatıyla Kuneytra ve Deraa'dan Şam ve kırsalına kadar uzanan su akışı kesilerek, bu kaynaklar işgal yerleşimlerini ve yerleşimcileri sulamak üzere ters yöne aktarılabiliyor.

Beşşar Esed hükümetinin 2024 sonunda devrilmesinden bu yana "Suriyeliler İran'ı sevmiyor" ifadesi sıkça duyuluyor. Şam'daki mevcut otorite, Suriye'deki eski İran varlığının halka felaket getirdiğini her fırsatta yineleyerek bu söylemi besliyor.

İktidarın anlatılarının yanı sıra, İran'ı bölgedeki ağırlığı olan bir devlet olarak görmek yerine sadece mezhepsel bir kimliğe hapsetmeye çalışan bazı çevreler de bulunuyor.

Bahsi geçen bu kesimler, Suriye halkının bu varoluşsal savaşta İran yerine İsrail ile yan yana gelmeye hazır olduğu yönündeki hatalı fikri yaymaya çalışıyor.

Dera'dan yükselen ses: İsrail zorbalığına karşı tek seçenek

Dera'dan Muhammed, mevcut savaşla ilgili tutumunu "İran'ın yanında durmamız bir tercih değil, mecburiyettir" sözleriyle dile getiriyor.

El-Ahbar'a konuşan Muhammed, İsrail'in dizginlenmediği takdirde girdiği her toprağı nasıl talan ettiğine canlı şahitlik ettiğini belirtiyor.

Cebel eş-Şeyh'in işgaline, tampon bölgenin genişletilmesine ve İsrail devriyelerinin güneyde denetimsizce dolaşmasına atıfta bulunan Muhammed, bölgede haddini aşan İsrail'in gücünün kırılmasının Suriye topraklarına olumlu yansıyacağını vurguluyor.

Muhammed, bu savaşın İran'ın zaferiyle sonuçlanmasının ancak Lübnan'dan Suriye'ye ve Yemen'e kadar İsrail "zorbalığının" durdurulması şartına bağlı olacağını belirterek, ülkesinin de bu savaşın sonuçlarından payını almasını ve güney illerindeki İsrail tacizinin son bulmasını umuyor.

Humus kırsalından Aric ise "Dünyada İsrail'e tek bir kurşun sıkan her devletin yanındayım" diyerek savaşın bölgedeki İsrail tehdidinden kurtulmak için varoluşsal bir fırsat olduğunu ifade ediyor.

Aric, Suriye'deki mevcut siyasi otoritenin İran'a tamamen karşı olması nedeniyle bu tutumunu ne katıldığı meclislerde ne de sosyal medyada açıkça dile getirebildiğini belirtiyor. Tel Aviv, Hayfa ve Bi'ir Seba'nın yandığı görüntüleri gördüğünde duyduğu sevinci paylaşması halinde sorgulanmaktan korkuyor.

Bu nedenle Suriyeliler, sanki bu savaşın gerçek bir parçasıymış gibi sonuçları merakla bekliyor. Halkın tutumunu anlamak için Suriyeli ailelerin entelektüel ve tarihi geçmişine bakmak yeterli oluyor.

Suriyeliler tarih boyunca sömürgeciliğe karşı savaşmış ve ardı ardına gelen imparatorluklardan kurtuluşu defalarca kutlamışlardır. Bugün siyasi koşullar genel manzarayı kontrol etse de birçok Suriyeli, tutumlarını kamuoyuna açıklama gereği duymuyor; vicdanın direnişçi, düşüncenin ise işgalin her türlüsüne düşman olmasının yeterli olduğuna inanıyor.

Şam'dan Mustafa, el-Ahbar'a yaptığı açıklamada "Suriyelilerin İsrail'e boyun eğmiş veya Amerika'nın müttefiki gibi gösterilmesi bir utançtır. Aynı şekilde Suriyelilerin işgalciyle barış yapma arzusu içinde olduğu fikrinin pazarlanması da utanç vericidir" diyerek tepkisini dile getiriyor.

Mustafa, Suriye'nin İsrail'e karşı tutumunun bu yapı ortaya çıktığından beri net olduğunu ve asla değişmeyeceğini vurguluyor.