“Savaş metali” tungsten: ABD’nin gizli zafiyeti ortaya çıktı

img
“Savaş metali” tungsten: ABD’nin gizli zafiyeti ortaya çıktı YDH

ABD’nin İran’a yönelik saldırganlığıyla birlikte “tungsten” bağımlılığı yeniden gündeme gelirken, savunma sanayisinde kritik rol oynayan bu “savaş metali”nin tedarikindeki açık Washington’ın zafiyetini ortaya koydu.




YDH- Foreign Policy’nin aktardığına göre, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarında yoğun şekilde kullanılan mühimmatlar, Washington’ın “tungsten” adlı metale olan bağımlılığını yeniden gündeme getirdi.

Haberde, bu metalin özellikle yüksek yoğunluğu ve tüm saf metaller arasında en yüksek erime noktasına sahip olması nedeniyle savunma sanayisinde kritik bir rol oynadığı belirtildi.

“Savaşın metali” ve tedarik krizi

Analistler, tungstenin “bir ‘savaş metali’” olduğunu ifade etti. Haberde, bu metalin zırh delici mühimmatlardan roket nozullarına kadar birçok askeri sistemde kullanıldığı aktarıldı. Ancak ABD’nin “ticari ölçekte tungsten madenciliği yapmadığı”na dikkat çekildi.

Habere göre, mevcut çatışmaların sürdüğü ortamda ABD’nin tungsten ve benzeri kaynaklara dayalı mühimmat stoklarının “hızla tükendiği ve bu kaynakların kısa vadede ikame edilmesinin zor olduğu” uyarısı yapıldı.

Tungsten fiyatlarının, çatışmaların ardından “yüzde 500’den fazla arttığı” kaydedildi.

Çin’in hakimiyeti ve ABD’nin bağımlılığı

Foreign Policy’ye göre, küresel tungsten piyasasına büyük ölçüde Çin hakim durumda. ABD’nin ise bu alanda geride kaldığı, daha çok, ithalat ve geri dönüşüme dayandığı belirtildi.

ABD’nin en son “on yıldan uzun bir süre önce” ticari tungsten madenciliği yaptığı ifade edilirken, Washington’ın stratejik metal stoklarının içeriğinin gizli olduğu aktarıldı.

Bir analizde, ABD’nin karşı karşıya olduğu durumun, “Çin’in kontrol ettiği nadir toprak elementleri gibi geniş bir mineral tedarik zincirine bağımlılığın göstergesi” olduğu belirtildi.

“Tedarik zincirinde açık”

Cove Capital yöneticisi Pini Althaus, mevcut durumla ilgili olarak tedarik zincirinde “ciddi bir açık” bulunduğunu ifade etti.

Althaus, “Şu anda tedarik zincirinde yeterli tungsten yok ve bu açığın nasıl kapatılacağına dair net bir plan bulunmuyor.” dedi.

Brookings Institution’dan Çin uzmanı Kyle Chan ise ABD’nin mevcut askeri faaliyetlerinin Çin’in nadir topraklar üzerindeki etkisini daha da güçlendirdiğini belirterek, “bu durumun ABD’nin kaçmak istediği sorunu daha da derinleştirdiğini” ifade etti.

Chan ayrıca, “füze sistemleri için gerekli yttrium, neodymium ve dysprosium gibi elementlerin nereden temin edileceği” sorusunun belirsizliğini vurguladı.

Çin’in ihracat kısıtlamaları

Haberde, Çin’in 2025 sonunda tungsten ve diğer minerallere yönelik ihracat kısıtlamaları uygulamaya başladığı belirtildi. Bu durumun ABD’de “kriz” olarak tanımlandığı aktarıldı.

Gracelin Baskaran ise mevcut tabloyu değerlendirerek, “talep ile tedarik arasındaki dengesizliğin ABD’yi oldukça kırılgan bir konuma getirdiğini” ifade etti.

ABD’nin karşı hamleleri

ABD’nin bu alandaki bağımlılığını azaltmak amacıyla çeşitli adımlar attığı bildirildi. Buna göre, 2027 yılı itibarıyla savunma tedarik zincirlerinde tungsten kullanımına yönelik kısıtlamaların yürürlüğe girmesi planlanıyor. Ayrıca, ABD yönetiminin “12 milyar dolarlık kritik mineral stoku” oluşturduğu ve yurtiçi madencilik projelerine önemli ölçüde yatırım yaptığı aktarıldı.

Bunların yanı sıra, ABD’nin, Kazakistan ile yapılan bir anlaşma kapsamında tungsten üretimini artırmayı hedeflediği aktarıldı.

Uzun vadeli tablo

Chris Berry, ABD’nin tamamen bağımsız bir tungsten tedarik zinciri kurmasının zaman alacağını belirterek, bunun için “yıllar gerekeceğini” söyledi.

Althaus ise mevcut stokların hızla tükenmesi halinde, bu açığın kısa sürede kapatılamayacağını ifade ederek, “yeni madenlerin devreye girmesinin 3 ila 10 yıl sürebileceğini” belirtti.

Foreign Policy’ye göre, İran’a yönelik saldırganlık devam ettikçe tungsten talebi artmaya devam edecek ve bu durum piyasada daha fazla yatırım çekebilir.