İsrail basını: 'Aslanın kükremesi'nden kedinin miyavlamasına

img
İsrail basını: 'Aslanın kükremesi'nden kedinin miyavlamasına YDH

İsrail basınında yer alan değerlendirmede, Netanyahu ve Trump’ın İran’a yönelik stratejisinin “aslanın kükremesinden kedinin miyavlamasına” gerilediği ifade edildi.




YDH- İsrail'de yayın yapan Maariv gazetesinin askeri analisti Avi Ashkenazi’nin kaleme aldığı makalede, ateşkes anlaşmasının, ABD ve İsrail ile İran ve onun müttefikleri olan Hizbullah ve Yemen’deki Ensarullah arasındaki çatışmaları durdurabileceği ifade edildi.

Her ne kadar “geçici” bir anlaşma olsa da hafta sonu başlaması beklenen müzakerelerin başlangıç noktasında, mevcut tabloya göre bu savaştan “kazanan tarafın yalnızca İran ve müttefikleri olduğu” belirtildi.

Değerlendirmede, İsrail ve ABD’nin bu savaşı “büyük ölçüde kaybettiği” ve bunun “bedelinin” hem kısa vadede, örneğin Lübnan’da, hem de uzun vadede İran’ın bölgesel güç olarak konumunu pekiştirmesiyle ödeneceği ifade edildi.

İran’ın taktik üstünlüğü

Makalede, taktik düzeyde İran’ın, büyük ölçüde kendi şartlarını yansıtan bir anlaşmayı ABD’ye kabul ettirdiği, ayrıca ABD tarafından hazırlanan bir anlaşmayı reddedebildiği belirtildi.

İran’ın savaşın son anına kadar hem İsrail’e hem de Körfez ülkelerine füze saldırıları düzenlediği ve “son atışı yapan taraf” olduğu kaydedildi.

41 günlük çatışmaların ardından İran’ın ayakta kaldığı ve saldırı kapasitesini sürdürdüğü vurgulandı.

Hürmüz Boğazı ve bölgesel dengeler

Ayrıca, İran’ın İsrail ve ABD’yi, “teslimiyet unsurları içeren” bir anlaşmaya zorladığı ve bu durumun bölgesel dengelerde “yeni bir gerçeklik yarattığı” belirtildi.

İran yönetiminin savaşta ayakta kaldığı ve lider kadroda yaşanan kayıplara rağmen yönetimin varlığını sürdürdüğü, hatta “daha genç ve daha sert” bir kuşağın öne çıktığı ifade edildi.

Nükleer program konusunda ise İran’ın 450 kilogram zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmediği, anlaşmada yalnızca gelecekte bu konunun görüşülmesinin öngörüldüğü belirtildi.

Balistik füze programına ilişkin olarak İran’ın herhangi bir sınırlamayı kabul etmediği aktarıldı.

Hürmüz Boğazı konusunda ise İran’ın kontrolünün fiilen kabul edildiği, bölgedeki gelişmeleri yönlendiren “ana aktör” konumuna geldiği ve gemi geçişlerinden ücret talep etme hakkını elde edebileceği ifade edildi.

Lübnan cephesi ve Hizbullah

Lübnan cephesinde ise İsrail’in “kaybettiği”, İran’ın Hizbullah ile bağını koparmadığı ve ateşkesin, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ya da Güney Lübnan’ın askerden arındırılmasını içermediği kaydedildi. Bu çerçevede Hizbullah’ın gelecekte daha güçlü bir konuma gelebileceği öne sürüldü.

İsrail üzerindeki etkiler

Makalede ayrıca, savaşın İsrail üzerindeki etkilerine de değinildi. 41 gün süren çatışmalar boyunca ülkenin “ciddi şekilde” etkilendiği, havaalanlarının kapandığı, İran, Yemen ve Lübnan’dan binlerce füze atıldığı ve bunların “bir kısmının” hedeflere ulaştığı belirtildi.

Çatışmalar sırasında onlarca İsrailli sivil ve askerin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı ve 5 binden fazla binanın hasar gördüğü ifade edildi.

Ekonomik kayıp ve sonuç

İsrail ekonomisinin de bu süreçte büyük ölçüde “durma noktasına” geldiği ve “ağır bir bedel” ödediği kaydedildi.

Değerlendirmede, mevcut aşamada ortaya çıkan tablonun, İsrail açısından savaşın başında öngörülen sonuçlarla “örtüşmediği” ifade edildi.