ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın Hindistan ile stratejik ilişkileri zayıflattığı ifade edilirken, Yeni Delhi’nin küresel ölçekte “daha bağımsız” bir konuma yöneldiği belirtildi.
YDH- ABD merkezli Newsweek dergisinde yayımlanan bir analize göre, Washington yönetiminin İran’a karşı yürüttüğü savaş, ABD’nin en önemli stratejik ortaklıklarından biri olan Hindistan ile ilişkilerine “zarar” verme riski taşıyor.
“İran savaşı Hindistan’ın çevresine taşan bir kriz”
Analizde, İran’a karşı yürütülen savaşın genellikle Ortadoğu merkezli bir gelişme olarak görüldüğü, ancak sahadaki etkilerinin Hindistan’ın stratejik çevresine kadar uzandığı ifade edildi.
Yazar, Mumbai’den New York’a yaptığı uçuş sırasında Umman Denizi üzerinde bulunduğu esnada İran’ın Diego Garcia’daki ABD üssüne füze saldırısı düzenlediğini öğrendiğini aktararak, savaşın coğrafi etkisinin genişliğine dikkat çekti.
IMEC projesi savaşla sarsıldı
Analizde, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin savaş öncesinde Beyaz Saray’ı ziyaret ettiği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hindistan’ı “büyük dost” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.
Bu ziyaret sırasında öne çıkan India-Middle East-Europe Economic Corridor projesinin, Hindistan limanlarını Avrupa’ya bağlayarak Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne alternatif oluşturmasının hedeflendiği belirtildi.
Ancak analize göre, İran savaşı deniz taşımacılığını aksattı, enerji maliyetlerini artırdı ve bölgesel belirsizliği derinleştirdi. Bu nedenle IMEC projesinin uygulanabilirliğini zayıflattı.
“ABD güvenilir ama öngörülemez ortak” algısı
Analizde, Washington’ın son dönemde Hindistan’a yönelik politikalarının çelişkili olduğu ifade edildi. ABD’nin, Hindistan’dan Rus petrolü alımını azaltmasını istemesi, gümrük tarifeleriyle tehdit etmesi ve ardından kısmi geri adım atması gibi adımların, Hindistan’da ABD’nin “değerli ama öngörülemez bir ortak” olduğu algısını güçlendirdiği belirtildi.
Pakistan faktörü: Yeni gerilim başlığı
Analizde ayrıca, ABD’nin İran ile gerilimi düşürme sürecinde Pakistan’ı arabulucu olarak öne çıkarmasının Hindistan’da “olumsuz” karşılandığı ifade edildi.
Pakistan’ın Hindistan için “tarihsel bir rakip” olduğu hatırlatılarak, Washington’ın bir yandan Hindistan’a baskı yaparken diğer yandan Pakistan’a diplomatik rol vermesinin “yanlış bir görüntü” yarattığı kaydedildi.
“Hindistan artık bir piyon değil”
Analizde, Hindistan’ın artık yalnızca ABD ile Çin arasında seçim yapan bir ülke olmadığı, kendi “stratejik ağırlığını” oluşturan bir güç haline geldiği vurgulandı.
Hindistan’ın, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğu, önümüzdeki yıllarda üçüncü büyük ekonomi olmasının beklendiği, teknoloji ve ilaç üretiminde “önemli bir aktör” haline geldiği belirtilerek, ülkenin küresel dengelerde “kritik rol” oynadığı ifade edildi.
Yeni nesil Hindistan, ABD ile farklı ilişki kurabilir
Analizde, Hindistan’daki yeni nesil siyasetçi ve stratejistlerin ABD ile ilişkilere daha “pragmatik” yaklaştığı belirtildi.
Bu kesimin, Washington ile iş birliğini “bağımlılık” olarak değil, “”yükselen bir gücün çıkarlarına dayalı ortaklık olarak gördüğü ifade edildi.
“Savaş, ABD’ye duyulan güvensizliği artırabilir”
Analize göre, İran savaşı Hindistan’da ABD’ye yönelik “eski güvensizlikleri” yeniden güçlendirme riski taşıyor.
Bu durum, ABD’nin “aşırı militarize, öngörülemez ve maliyetli bir güç” olduğu yönündeki algıyı pekiştirebilir.
“İran kriz, Hindistan fırsat”
Analizde, ABD’nin bu savaşı nasıl sonlandıracağının belirleyici olacağı vurgulanarak şu değerlendirmeye yer verildi: “İran acil kriz olabilir, ancak Hindistan daha büyük fırsattır.”
Washington’ın, “bölgesel istikrarı yeniden sağlayacak ve ticari dengeleri koruyacak bir çıkış stratejisi” izlemesi halinde, Hindistan ile ilişkilerini güçlendirme şansını koruyabileceği ifade edildi.