ABD Vice Başkanı JD Vance liderliğindeki üst düzey heyet, İran ile gerçekleştirilecek kritik müzakereler için Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gitti.
YDH- Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilimde diplomatik bir çıkış yolu arayan Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki ABD heyeti, hafta sonu gerçekleştirilecek kritik görüşmeler için Cuma günü İslamabad’a hareket etti.
Karşılıklı taahhüt ihlali suçlamalarının sürdüğü bir atmosferde başlayan bu ziyaret, iki ülke arasındaki yarım asırlık hasmane ilişkilerin tarihindeki en yüksek seviyeli buluşma olması bakımından büyük önem taşıyor.
Beyaz Saray yetkilileri, görüşmelerin küresel ekonomi için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nı kısa sürede trafiğe açabileceği konusunda oldukça mesafeli bir tutum sergiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, müzakerelerin başarıyla sonuçlanması durumunda dahi boğazın kolayca açılamayacağı fikrini benimsediği belirtiliyor.
Öte yandan Washington, İran heyetinin somut kararlar alma konusundaki yetkisini de sorguluyor; özellikle İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi’nin diplomasi odaklı yaklaşımının kendi ülkesinde zayıflık olarak görüldüğü şüphesi hakim.
Tahran kanadından gelen açıklamalar ise müzakere masasının henüz kurulmadan sarsılmasına neden oldu.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik İsrail saldırılarının durdurulması ve yaptırımlar kapsamında dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasını şart koştu. İran ve arabulucu Pakistan, geçici ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığına dair bir anlayış birliği olduğunu savunurken, İsrail’in saldırılarına devam etmesi gerilimi canlı tutuyor.
Şubat ayında patlak veren çatışmalardan ağır yara alarak çıkan İran, buna rağmen Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü aracılığıyla küresel nakliye rotalarını aksatma kapasitesini koruyor. Bu durumun yol açtığı tarihsel petrol arzı şoku, küresel çapta enflasyonist baskıları artırırken resesyon ve gıda güvenliği endişelerini de beraberinde getiriyor.
ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesi iç kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kalan Trump, bir yandan "zafer" ilan ederken diğer yandan çatışmadan çıkış için güvenli bir liman arıyor.
ABD heyetinde JD Vance’in yanı sıra Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner yer alıyor.
Ancak İran tarafı, daha önceki Umman merkezli görüşmelerin ardından başlayan hava saldırıları nedeniyle Witkoff ve Kushner’e karşı derin bir güvensizlik besliyor. Dış politika konusunda mesafeli ve şüpheci kimliğiyle bilinen Vance ise hareket öncesi yaptığı açıklamada, "açık bir el uzatacaklarını" ancak İran’ın müzakere niyetini test edeceklerini vurguladı.
Washington ve Tahran’ın sunduğu çözüm planları arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. İran; yaptırımların tamamen kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı üzerinde geçiş ücreti toplama yetkisini içeren köklü bir güç kayması talep ediyor. ABD ise İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarından vazgeçmesini, füze programını sonlandırmasını ve bölgesel vekillerine desteği kesmesini şart koşuyor.
Ayrıca, aralarında Kamran Hekmati ve Reza Valizadeh’in de bulunduğu en az altı Amerikan vatandaşının serbest bırakılması Washington’ın öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Eski diplomat Barbara Leaf’in de vurguladığı üzere, zamanın Washington aleyhine işlemesi ve enerji fiyatlarındaki artış baskısı, Tahran’ın masadaki özgüvenini artıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor. İslamabad’daki görüşmeler, bölgenin ya yeni bir tırmanışa ya da kırılgan bir istikrara yöneleceği kritik bir kavşağı temsil ediyor.