Lübnan’da İsrail ile doğrudan müzakere tartışması siyasi krizi derinleştirirken, direniş kanadı bu adımın “anayasal ihlal” olduğunu vurgulayarak, iç bölünmelerin arttığı uyarısında bulundu.
YDH- Hizbullah'ın parlamento kanadı olan Direnişe Vefa İttifakı Milletvekili Hasan Fadlallah, İsrail ile doğrudan müzakere kararının “anayasanın açık bir ihlali” olduğunu belirterek bunun Lübnan iç dengeleri üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Fadlallah, söz konusu yaklaşımın Lübnan’ın iç bölünmelerini artırdığını ve ülkenin birliğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde bunun tehlikeli olduğunu ifade etti.
“Müzakere ve egemenlik tartışması”
Fadlallah, sahada “Direniş’in gösterdiği başarıların müzakere masasında elde edilemeyeceğini” savunarak mevcut yönetimin “kendi kararını veremeyen bir yapı” olduğunu ileri sürdü.
Ayrıca, mevcut otoritenin “ulusal egemenliği koruma konusunda güvenilir olmadığını” belirterek, anayasal meşruiyetinin tartışmalı olduğunu ifade etti.
Direniş blokundan bir diğer milletvekili İhab Hamade ise el-Meyadin’e yaptığı açıklamada, İsrail’in sahadaki kayıplarını telafi etmek için sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini söyledi.
Hamade, “Lübnan’daki mevcut yönetimin ülkenin iradesini İsrail’e teslim ettiğini” iddia ederek, İsrail ile müzakere eden tarafların fiilen onun safında yer aldığını ifade etti.
Washington görüşmeleri ve iç protestolar
Bir Lübnanlı üst düzey yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın önümüzdeki hafta Washington’da ABD ve İsrail temsilcilerinin katılımıyla yapılacak bir toplantıya katılmayı planladığını bildirdi.
Söz konusu toplantıda ateşkes ilanının ele alınacağı belirtildi.
Son günlerde Beyrut’ta hükümet sarayı önünde, hükümetin Direniş’in silahsızlandırılması yönündeki yaklaşımına karşı protestolar düzenlendi.
Gösteriler, İsrail’in saldırılarının sürdüğü ve 2024 sonundaki ateşkes anlaşmasına rağmen ihlallerin devam ettiği bir ortamda gerçekleşti.
İsrail’in Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürdüğü, bunun yüzlerce ölü ve yaralıya yol açtığı ve uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirildiği ifade edildi.