"İran’daki savaştan elde edilen önleyici vuruş ve harcama oranları gibi gerçek dünya performans metriklerinin ABD modellemelerine, savaş oyunlarına ve niceliksel hesaplamalarına dahil edilmesi; Çin ile girilebilecek muhtemel bir çatışmanın beklenen sonuçlarını değiştirebilir ve bu da ABD ordusunun operasyonel planlarını rafine etmesine yardımcı olabilir."
Carter Malkaisan
YDH - Altı haftalık savaşta ABD ve İsrail'in sergilediği askeri performans, modern harp doktrinlerini ve özellikle Çin ile olası bir savaşa dair varsayımları kökten sarsıyor. Aşağıda tercümesi verilen ve Washington merkezli Dış İlişkiler Konseyi (CFR) düşünce kuruluşunun süreli yayını Foreign Affairs'te yer bulan makalede, ABD Ulusal Harp Okulu doçenti Carter Malkasian, İran'ın binlerce füze ve drona dayalı "boğma" stratejisinin niceliksel üstünlüğe dayalı taarruzların mutlak bir zafer getirmeyebileceğini gösterdiğini öne sürüyor. Bununla birlikte, Amerika ve Siyonist rejimin yapay zekâ destekli istihbaratla İran'da uyguladığı "başsız bırakma" harekatı ve mobil füze fırlatıcılarını imha etmedeki başarısı, "başsız bırakma" operasyonlarında ulaşılan yeni bir taktiksel mertebeye işaret ediyor. Bu sonuçlar, Tayvan'da yaşanacak bir savaşta Çin'in füze gücüyle Amerikan ordusunu felç edeceği yönündeki bedbin öngörülerin gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Malkasian'a göre Pekin, kendi füze fırlatıcılarının ve komuta zincirinin İran örneğinde olduğu gibi savunmasız kalabileceğini fark ederek askeri saldırganlıktan bir süre daha imtina edebilir. Neticede, gerçek dünya performans metriklerinin ABD'nin savaş oyunlarına dahil edilmesi, sadece operasyonel planları rafine etmekle kalmayacak, aynı zamanda Asya'daki caydırıcılığı pekiştirerek statükonun korunmasına hizmet edecek. Makale, Amerikan harp kurumunun meseleye bakış açısını -gereğinden fazla iyimserlik barındırsa da- yansıtması açısından dikkate değer.
İran ile girilen yaklaşık altı haftalık savaşta, Birleşik Devletler ve İsrail’in sergilediği askeri performans beklenmedik ölçüde tesirli oldu.
Savaşın başladığı 28 Şubat ile bu haftaki ateşkesin yürürlüğe girişi arasındaki sürede, ABD ve İsrail hava saldırıları İran’daki binlerce hedefi imha etti. İran’ın misilleme saldırıları her ne kadar hasara yol açsa da, Amerikan ve İsrail hava savunma sistemleri rüştünü ispat etti.
ABD ve İsrail ordularının vurduğu hedeflere, bertaraf edilen İran dronları ile füzelerine ve sahaya sürülen birliklere dair teferruat henüz tam manasıyla kamuoyuna yansımış değil.
Ancak eldeki veriler ışığında bir hükme varılacak olursa, her iki ordunun yöntem ve teknolojilerinin taktiksel etkinlik bakımından yeni bir mertebeye ulaştığı söylenebilir[1].
Bu performans, İran’daki savaşın gidişatını yakından takip eden ABD hasımlarını durup düşünmeye sevk etmelidir. Geniş menzilli dronlar ve balistik füzelerden müteşekkil devasa salvolar; askeri üsleri ve karargâhları dövmek, filoları batırmak ve sivil altyapıyı yerle bir etmek için Çin, Kuzey Kore ve Rusya’nın en çok rağbet ettiği taarruz araçlarıdır.
Şayet bir ABD hasmı Asya veya Avrupa’da bir saldırı savaşına[2] girişecek olsa, planı muhtemelen yüksek sivil kayıpları da göze alarak ABD ve müttefik kuvvetlerini etkisiz hale getirecek saldırılar başlatmak ve bu örtü altında savaş hedeflerini gerçekleştirmek olurdu.
Batı’nın yüksek segment füze savunma sistemlerinin İran saldırılarına karşı elde ettiği muvaffakiyet, böylesi bir planın akıbetini şüpheye düşürmektedir.
Balistik füzeler ve dronlar, pek çok devletin tahayyül ettiği o mutlak neticeyi tayin edici taarruz silahları olmayabilir. Bir yıpratma ve icbar[3] seferberliğinde hâlâ işlevsel olabilirler; fakat bu, hızlı bir zaferin kapısını aralamaktan ziyade, meşakkatli ve ağır aksak ilerleyen bir sürece işaret etmektedir.
Bu durumun yansımaları, bilhassa Çin ile girilebilecek muhtemel bir savaş noktasında hayati ehemmiyet arz etmektedir. Şimdiye dek ABD’li savunma analistleri, Tayvan meselesi yüzünden çıkacak bir çatışmada Çin’in geniş menzilli vuruşlarla Amerikan hava ve deniz operasyonlarını ağır şekilde felç edebileceğini öngörmekteydi.
Ortadoğu’daki savaşın seyri, bu temel varsayımın yeniden tetkik edilmesi gerektiğini fısıldıyor. Birleşik Devletler, Çin’e karşı analistlerin bir zamanlar tahmin ettiğinden çok daha tesirli operasyonlar yürütme kabiliyetine sahip olabilir; bu potansiyel, Çin’in askeri saldırganlıktan bir süre daha imtina etmesi için kâfi bir sebep teşkil edebilir.
Beklenenden daha iyi
Yıllar boyu ABD ordusu, İran ile yapılacak bir savaşın bedelinin oldukça ağır olacağını tahmin etmişti. 2026 başı itibarıyla İran; Körfez ülkelerine, İsrail’e ve Ortadoğu’daki ABD üslerine ulaşabilecek, kendi üretimi Şahid dronları da dahil olmak üzere 2.500’den fazla balistik füze ve binlerce kamikaze dronundan oluşan devasa bir cephaneliğe sahipti.
Bir savaş durumunda bu füze ve dronların geniş çaplı bir yıkıma yol açması bekleniyordu. 2019-2022 yılları arasında ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) komutanı olarak görev yapan General Frank McKenzie, hatıratında İran saldırılarının yoğunluğunun "hava ve füze savunma sistemlerini boğacağını ve hedeflerine ulaşacağını," bunun da "hem askeri hem sivil kanatta binlerce zayiata" yol açacağını ihtar etmişti.
Fars Körfezi yakınlarındaki ABD hava ve deniz üsleri iş göremez hale gelebilir, Körfez ülkelerinin petrol ve enerji altyapısı tahrip edilebilir ve İran, kendi kıyılarından fırlatacağı mayınlar ve gemisavar füzelerle Hürmüz Boğazı’nı kapatabilirdi.
İran boğazı kapatmayı başardı ancak füze seferberliği beklentilerin çok altında kaldı. BBC’nin aktardığına göre, savaşın ilk beş gününde İran, Körfez’deki hedeflere 550 balistik füze ve 1500 dron; İsrail’e ise 128 balistik füze ve 1100 dron fırlattı.
ABD ve müttefiklerinin hava savunma sistemleri sayesinde bunların pek azı hedefi bulabildi. The Wall Street Journal’a göre, sadece 28 Şubat ve 1 Mart tarihlerinde ABD ve Körfez orduları 400 İran füzesini ve 1.000 dronu havada imha etti. İran, savaşın ilk on gününde Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) 262 balistik füze ve 1475 dron fırlattı; ülkede sadece iki füze ve 90 dron infilak etti.
15 Mart’a kadar İran’ın İsrail’e fırlattığı 290’dan fazla füze ve 500 dronun hiçbirinin kayda değer bir askeri hedefi vurduğu rapor edilmedi. 15 Mart’tan sonra birkaç füze ve dron İsrail’in hava savunma hattını yararak sivil yerleşim alanlarına isabet etti; bunlardan biri Kudüs’teki Eski Şehir’e[4] düştü.
3 Nisan itibarıyla en az 250 İsrailli ölmüş veya yaralanmış durumda ve hava saldırısı sirenleri sık sık çalmaya devam ediyor. Ancak genel tabloya bakıldığında, verilen hasar nispeten düşük kalmıştır.
İran’ın füze ve dronları Körfez genelinde en az 17 ABD askeri üssüne ve tesisine isabet ederek radar sistemlerine ve Bahreyn’deki ABD deniz üssüne hissedilir zararlar verdi.
Fakat en ağır fatura iktisadi sahada kesildi. Hava savunmasını sızan az sayıda füze ve dron; BAE’deki Ruveys petrol rafinerisi ve Füceyre limanı, Suudi Arabistan’daki petrol sahaları ve Katar’daki Ras Laffan sıvılaştırılmış doğal gaz tesisi gibi enerji altyapılarında ve havalimanlarında tahribat yarattı.
Katar, daha fazla saldırı ve hasar riskini göze almaktansa 2 Mart’ta tesisi kapattı ki bu hamle dünya çapında gaz fiyatlarını tırmandırdı. Aynı gün, Suudi ulusal petrol şirketi Aramco, yaklaşan dronların imha edilmesinin ardından tedbir mahiyetinde Ras Tanura rafinerisini kapattı.
Her ne kadar neticede ortaya çıkan enerji darboğazı Birleşik Devletler ve müttefiklerine bir maliyet yüklemiş olsa da, bu hasar çoğu uzmanın öngörülerinin yanında sönük kalmaktadır.
Mesela İran, binlerce askeri ve sivil can kaybına yol açamadığı gibi bölgedeki tüm petrol rafinerilerini de yerle bir edemedi. Washington’ın güç yansıtma kabiliyeti akamete uğratılamadı.
Körfez üsleri faal kalmaya devam ediyor; İran füzelerinin verdiği hasar, hava operasyonlarını engelleyecek ve ABD ordusunu uçak gemilerine, uzak üslere veya kıtalararası bombardıman görevlerine muhtaç bırakacak derecede şiddetli olmadı.
Ateşkes yürürlüğe girmeden önce Pentagon, İran içindeki askeri veya endüstriyel hedefleri vurmak üzere kara üslerinden ve uçak gemilerinden her gün yüzlerce ABD ve İsrail sortisi[5] yapıldığını bildirmişti.
Bu esnada Birleşik Devletler ve İsrail, İran lider kadrosuna ve balistik füze sahalarına yönelik kendi saldırılarıyla göz dolduran başarılar elde etti.
İsrail ordusu, 28 Şubat’taki saldırının ilk dakikasında aralarında Devrim Muhafızları Ordusu liderleri, İran Genelkurmay Başkanı ve İran’ın eski savunma bakanının da bulunduğu 40 üst düzey askeri şahsiyeti öldürdüğünü açıkladı.
İran Lideri Ali Hamenei evinde öldürüldü. Takip eden haftalarda İran İstihbarat Bakanı, Besic milislerinin başı ve nüfuzlu güvenlik şefi Ali Laricani İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.
Bir hasmın lider kadrosunu hedef almak harp tarihinde yeni bir şey değildir ancak nadiren bu denli kuşatıcı bir mahiyete bürünmüştür. Belirli şahısları havadan ve uzak mesafeden vurmak bilhassa çetin bir iştir.
ABD özel kuvvetleri, terörle mücadele yılları boyunca bu tür hedefli öldürmeler[6] konusunda mahirleşmişti; fakat 2006’da Irak el-Kaidesi lideri Ebu Musab el-Zerkavi’nin ve 2019’da sözde İslam Devleti lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin öldürülmesi gibi örnek vakalar dahi yıllar süren harekâtların neticesiydi.
Mevcut savaşta ise Birleşik Devletler ve İsrail, hasmın kıdemli lider kadrosunun büyük kısmını daha işin başında saf dışı bıraktı.
Birleşik Devletler ve İsrail, İran’ın balistik füze fırlatıcılarının da peşine başarıyla düştü. Mart ayında, İran’ın yaklaşık 400 fırlatıcısının yüzde 50 ila 80’ini imha ettiklerini veya işlemez hale getirdiklerini iddia ettiler.
Balistik füze fırlatıcılarını vurmak, modern harp sanatının "kutsal kâsesi"dir[7]: Bir füzeyi veya fırlatıcıyı henüz yerdeyken vurmak, yaklaşan bir füzeye karşı savunma yapmaktan daha az maliyetlidir ve rakibin fırlatıcılarını imha etmek, füze salvolarının sıklığını ve hacmini azaltır.
Normal şartlarda füze fırlatıcıları hareketli olduğu için bu vazife oldukça çetrefillidir. Birleşik Devletler ve İsrail, imha ettikleri fırlatıcı sayısıyla beklentilerin fevkine çıkmıştır.
Gerek "başsız bırakma[8]" operasyonlarındaki gerekse balistik füze fırlatıcılarına yönelik saldırılardaki başarı, kısmen İsrail’in üstün teknik ve beşeri istihbarat kabiliyetlerine borçludur.
İsrail onlarca yıldır İran hakkında istihbarat topluyor; bu süre liderlere sokulmak ve hassas askeri hedeflerin konumlarını öğrenmek için kâfi bir zamandır.
ABD ordusu ise Afganistan ve Irak’taki 20 yıllık savaş boyunca istihbarat toplama, hedefi bulma, takip etme ve nihayetinde vurma sürecini rafine hale getirmiştir.
ABD ve İsrail dronları ile uydularından gelen gözetleme verileri istikrarlı bir şekilde gelişmiş olup Birleşik Devletler artık savaş meydanının herhangi bir noktasını her an müşahede edebilmektedir.
ABD hükümeti ayrıntıları açıklamasa da The Economist, her iki ordunun da askeri hedefleri bulmak için verileri filtrelemede ve saldırıları başarılı bir vuruş ihtimalini azamiye çıkaracak şekilde tasarlamada yapay zekâ araçlarını kullandığını bildirmiştir.
İran’daki bu taktiksel başarı arızi bir durum değildir. Mevcut savaş; 2024 Nisan ve Ekim aylarındaki füze yağmurları ile 2025 Haziran’ındaki 12 günlük savaşın ardından, ABD ve İsrail hava savunma sistemlerinin İranlıları son iki yıl içinde dördüncü kez savuşturmasıdır.
İsrail ayrıca 2023 ile 2025 yılları arasında Hamas ve Hizbullah lider kadrosunun üst kademesini tasfiye etmiş ve 12 günlük savaşta düzinelerce İranlı kıdemli askeri lideri ve bilim insanını öldürmüştür; 2026 Ocak ayında ise Birleşik Devletler, yıldırım hızıyla gerçekleştirilen bir özel operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yerini tespit ederek onu kaçırmıştır.
Birleşik Devletler ve İsrail’in aşamadığı önemli bir zorluk mevcut: İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmak için gemisavar füzeler, dronlar ve mayınlar kullanmasını engelleyemediler.
Benzer şekilde, geçtiğimiz birkaç yıl boyunca Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarını durdurmakta da güçlük çektiler. En gelişmiş ordular dahi, saldırgan fırlatmadan önce gemisavar füzelerin ve dronların yerini tespit edip onları etkisiz hale getirmekte zorlanmaktadır.
Bu silahların küçük boyutu ve hareket kabiliyeti sebebiyle bu zorluğun sürmesi muhtemeldir. Gözetleme ve hava saldırıları bu avantajı azar azar kemirebilir; ancak genel olarak, bir düşman ülkenin kıyılarına gemiyle yaklaşmak tehlikeli bir teşebbüs olmayı sürdürmektedir.
Oyunun kuralını değiştiren unsur
İran’ın bu savaşta sergilediği akıbet, Çin’in Asya’daki muhtemel bir savaşta nasıl bir performans göstereceğiyle doğrudan ilintilidir.
Çin de, İran’a benzer şekilde, böyle bir çatışmanın başlangıcında muhtemelen geniş menzilli hassas vuruş silahlarına güvenecektir. 2010’ların ortalarından bu yana, ABD'li savunma analistleri Tayvan üzerine çıkacak bir savaşın nasıl sonuçlanabileceğine dair etüt üstüne etüt yazmakta ve bitmek bilmeyen savaş oyunları[9] oynamaktadır.
Hemen hepsi, Çin’in Tayvan’ı ve Japonya ile Filipinler’deki ABD üslerini vurmak için balistik, seyir ve hipersonik füzeler kullanacağı sonucuna varmıştır.
Pekin muhtemelen Tayvan’ı hırpalamak için devasa bir hava seferberliği başlatacak, ayrıca modele ve senaryoya bağlı olarak ABD üslerine yağdırmak ve ABD Donanması gemilerini ya batırmak ya da Çin kıyılarından uzağa sürmek için bin veya daha fazla balistik ve seyir füzesi gönderecektir.
Analistler sıklıkla, Tayvan yakınlarındaki ABD hava ve deniz operasyonlarını imkânsız kılacak topyekûn bir yıkım öngörmektedir. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), 2022’de bir savaş oyununu 24 kez tekrarlamış ve Birleşik Devletler ile Japonya’nın "onlarca gemi, yüzlerce uçak ve binlerce hizmet mensubu" kaybettiğini bulmuştur; bu kayıplar "ABD’nin küresel konumuna uzun yıllar boyunca zarar vermiştir."
İran’daki savaş, Birleşik Devletler ve Asyalı müttefiklerinin zayıf karınları olduğunu göstermektedir. Örneğin Tayvan üzerine çıkacak bir savaşta Çin, İsrail ve Amerikan örneğini takip ederek doğrudan vuruşlar veya örtülü operasyonlarla Tayvanlı siyasi ve askeri lider kadrosunu tasfiye etmeye çalışabilir.
Pekin’in Tayvan’da ve bölgenin başka yerlerinde pek çok yandaşı olduğu rivayet edilmektedir. Ajanları, kilit liderleri teşhis etmek, yerlerini belirlemek ve takip etmek için elverişli konumlarda olabilir. Bu tür faaliyetleri boşa çıkarmak için daha iyi bir Tayvan ve ABD operasyonel güvenliği ile karşı istihbarat mekanizması şarttır.
Dahası, Çin’in füzeleri ve hava savunma sistemleri İran’ınkilerden çok daha kabiliyetlidir. Pekin’in elinde hızlı, manevra kabiliyeti yüksek ve durdurulması güç hipersonik füze prototipleri olduğu bildirilmektedir.
Ayrıca radarlar, hava savunma sistemleri ve hareket halindeki gemiler de dahil olmak üzere kritik hedefleri teşhis etme yeteneğinin daha ileri düzeyde olması muhtemeldir.
Hepsinden önemlisi, İran ile yapılan savaş Birleşik Devletler’in önleyici füze stoklarını eritmiştir ve Washington’ın bunları bir an evvel ikmal etmesi gerekecektir. Aksi takdirde, ABD kuvvetleri Çin’den gelecek saldırılara karşı, İran’dan gelenlere kıyasla çok daha savunmasız kalacaktır.
Ancak bir bütün olarak bakıldığında, Washington’ın muvaffakiyeti Tayvan hakkındaki bedbin varsayımları sorgulanır kılmaktadır; bilhassa İran füze ve dronlarından pek azının ABD ve müttefik savunmasını aşabildiği göz önüne alındığında. İran’ın salvosu hiçbir surette küçük değildi -Mart ortasına kadar yaklaşık 850 balistik ve seyir füzesi fırlatmıştı- ve kesinlikle ABD ile müttefik savunmasının kaç Çin füzesini durdurabileceğine dair yeniden bir değerlendirme yapmayı gerektirecek büyüklükteydi.
Çin saldırılarının etkinliğindeki küçük bir azalma bile, bazı ABD üslerinin ve makul sayıda geminin işlevsel kalmasına imkan tanıyorsa, büyük önem taşıyabilir.
Savaş oyunları genellikle, ABD ve müttefik hava savunmasının, önleyiciler tükenene veya düşman tarafından imha edilene dek, gelen füzelerin yüzde 75 ila 91’ini vurabileceğini varsayar. Ancak İran ile yapılan savaş, bu rakamların fazlasıyla mütevazı kalmış olabileceğini telkin etmektedir.
BAE, önleyicilerini tüketmeden gelen tüm füzelerin yüzde 99’unu durdurmuş ve dronlara karşı da başarılı bir sınav vermiş görünmektedir.
Şayet ABD ve müttefik savunması, Çin’e karşı yapılacak bir savaşta bir kez daha beklenenden daha verimli olduğunu kanıtlarsa (ve Washington stoklarını yeterince tazelerse), Batı Pasifik’teki üsler bir Çin bombardımanına göğüs gerebilir; bu da bir Tayvan istilası esnasında ABD hava ve deniz operasyonlarının Çin kuvvetlerini yıpratmasına olanak tanır.
ABD ordusu bir Çin istilasını yine de engelleyemeyebilir, fakat Çin daha yüksek kayıplar vermeyi beklerse bu durum hesaplarını değiştirebilir.
Çin’in, hava savunma sistemlerinin etkinliğine bağlı olarak, balistik füze fırlatıcılarının ve askeri komutanlarının güvenliği konusunda da endişelenmek için sebepleri olabilir. Şayet bu savunmalar son birkaç haftadır sergilenen ABD ve İsrail kabiliyetleriyle boy ölçüşebiliyorsa, bir savaş durumunda Birleşik Devletler başsız bırakma saldırıları yürütemeyeceği veya balistik füzeleri ve diğer hareketli hedefleri avlayamayacağı için endişeye mahal yoktur.
Ancak Çin’in kabiliyetleri kayda değer ölçüde zayıfsa -düşük bir ihtimal olsa da Çin’in göz ardı edemeyeceği bir olasılık- karadaki füze fırlatıcıları ve hatta askeri lider kadrosu savunmasız kalacaktır.
Bu beklenen maliyetler, bilhassa şu an Ortadoğu’da konuşlu olan ABD kuvvetlerinin mevcut savaş bittikten sonra hızla Asya’ya kaydırılması durumunda, Çin’in stratejik mülahazalarını etkilemelidir. Çin lideri Şi Cinping, ordusu beklenenden daha iyi performans gösteren ABD ve müttefik savunmasını boğacak kadar balistik füze, hipersonik füze ve dron inşa edene dek saldırganlığı erteleme kararı alabilir.
İran’daki savaşın iktisadi hasarı da Şi’yi duraksamaya itebilir. Asya’da çıkacak bir savaş ticareti durduracak ve Tayvan’ın yarı iletken endüstrisini felce uğratacaktır; bu da hem ABD hem de Çin ekonomilerine zarar verecektir.
Bu istenmeyen neticeyi ve askeri harekâtın artan zorluğunu hesaba katan Şi, bunun yerine Tayvan ile "yeniden birleşme[10]" emelini gerçekleştirmek için diplomasi, iktisadi baskı ve teşvikler ile siyasi sızma gibi diğer yöntemlere odaklanabilir.
Yeniden düşünme vakti
Geçtiğimiz dört yıl boyunca, birinci şahıs bakış açılı (FPV) dronlar Ukrayna’da küçük birlik piyade taktiklerinde devrim yarattı ve insansız deniz araçları Karadeniz’deki konvansiyonel filoların hegemonyasını sarstı.
Bu başarılar, gelecekteki çatışmalarda balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve kamikaze dronlarının ABD ve müttefik ordularını felç etmek, devasa iktisadi ve sivil yıkıma yol açmak için kullanılabileceğini düşündürmüştü.
Fakat füze savunmasının ve lider kadroyu hedef alan vuruşların, İran’ın balistik füze ve dron tehditlerini köreltmedeki muvaffakiyeti, bu tür taarruz seferberliklerinin yarattığı tehlikenin mübalağa edildiğini göstermektedir.
Füze ve dron saldırıları, hasma tüm üsleri silip süpürme ve ABD ile müttefik ordularını etkisiz kılma kapasitesi sağlamaktan ziyade; geleneksel bombardıman harekâtları gibi işlev görerek zamanla kilit hedeflere yavaş yavaş hasar verebilir.
Bu tür seferberliklerin tesirleri, savunma yatırımlarıyla hafifletilebilir. ABD’nin güç yansıtma kabiliyeti nispeten bozulmadan kalabilir.
İran ile savaşın başlamasından sadece altı hafta sonra, bu savaşın yansımalarına dair yapılacak her türlü değerlendirme ister istemez bir mukaddime niteliğindedir.
Ancak ABD ve İsrail’in şimdiye kadarki taktiksel başarıları, Washington’ı operasyonel ve stratejik düşüncesini yeniden gözden geçirmeye teşvik etmelidir.
İran’daki savaştan elde edilen önleyici vuruş ve harcama oranları gibi gerçek dünya performans metriklerinin ABD modellemelerine, savaş oyunlarına ve niceliksel hesaplamalarına dahil edilmesi; Çin ile girilebilecek muhtemel bir çatışmanın beklenen sonuçlarını değiştirebilir ve bu da ABD ordusunun operasyonel planlarını rafine etmesine yardımcı olabilir.
Dahası, Amerikan kabiliyetlerinin İran’da sergilenen bu nümayişi, Birleşik Devletler’in düşmanları için bir ihtar vazifesi görmelidir.
Bu, aralarında en dişli olan Çin’i caydırmak için dahi kâfi olabilir. Şayet öyle olursa -Pekin saldırganlığını yeniden tartar ve Washington Asya’daki mevcut zayıflıklarını giderirse- mevcut savaşın bazı müsbet neticeleri olacaktır. Bu, önümüzdeki yıllarda Asya’nın sükûnet içinde kalmasını sağlayabilir.
[1] Taktiksel Etkinlik / Tactical Effectiveness: Orijinal: ...methods and technology attained new levels of tactical effectiveness: Metin, askeri terminolojide "stratejik" (genel savaş planı) ile "taktiksel" (meydan performansı) arasındaki ayrımı netleştiriyor. Türkçede "taktiksel etkinlik" ifadesi, sadece araç gereç gücünü değil, bu araçların sahadaki sevk ve idaresindeki mahareti de kapsar. (ç.n.)
[2] Saldırı Savaşı / War of Aggression: Orijinal: ...undertake a war of aggression...: Uluslararası hukukta (Nürnberg ilkeleri dahil) "war of aggression," haklı bir sebebe dayanmayan, karşı tarafın egemenliğini hedef alan saldırganlık eylemidir. (ç.n.)
[3] İcbar / Coercion: Orijinal: ...campaign of attrition and coercion...: Coercion, bir aktörü istemediği bir şeyi yapmaya veya istediği bir şeyden vazgeçmeye zorlama sanatıdır. (ç.n.)
[4] Eski Şehir / Old City: Orijinal: ...hit the Old City in Jerusalem: Kudüs’ün surlarla çevrili, dini ve tarihi merkezini ifade eder. (ç.n.)
[5] Sorti / Sortie: Orijinal: ...U.S. and Israeli sorties were mounted daily...: Fransızca "çıkış" (sortir) kökenli askerî terim. Bir uçağın bir görev için havalanıp üsse dönmesi. (ç.n.)
[6] Hedefli Öldürmeler / Targeted Killings: Orijinal: ...adept at these targeted killings...: Terörle mücadele doktrininde spesifik bir şahsı etkisiz hale getirmeye odaklanan operasyonlardır. (ç.n.)
[7] Kutsal Kâse / Holy Grail: Orijinal: ...hitting ballistic missile launchers is the holy grail of modern warfare...: Arthur efsanelerindeki İsa'nın kâsesi; bulunması imkânsıza yakın ama ulaşıldığında her şeyi çözen nihai hedef. (ç.n.)
[8] Başsız Bırakma / Decapitation: Orijinal: ...success in both decapitation and strikes...: Latince de- (uzaklaştırma) ve caput (kafa) kökünden gelir. Askeri stratejide bir ordunun veya devletin komuta kontrol merkezini yok ederek alt birimleri sevk ve idareden yoksun bırakmak demektir. (ç.n.)
[9] Savaş Oyunları / War Games: Orijinal: ...playing endless war games...: Sadece masa başı oyunları değil, askeri simülasyonları ve stratejik öngörü çalışmalarını kapsar. (ç.n.)
[10] Yeniden Birleşme / Reunification: Orijinal: ...pursuing "reunification" with Taiwan...: Çin’in "Tek Çin" politikası çerçevesinde Tayvan’ı ana karaya bağlama hedefi. (ç.n.)
Çeviri: YDH