NATO ülkeleri Hürmüz Boğazı ablukasına katılmayı reddetti

img
NATO ülkeleri Hürmüz Boğazı ablukasına katılmayı reddetti YDH

Trump'ın İran ile müzakerelerin kesilmesinin ardından Hürmüz Boğazı'na yönelik başlattığı ablukaya NATO müttefikleri katılmayacaklarını açıkladı. İngiltere ve Fransa liderliğindeki Avrupa ülkeleri, ablukaya dahil olmak yerine "gönüllüler koalisyonu" ile bağımsız bir diplomatik ve askeri mekanizma kurmaya hazırlanıyor.




YDH - NATO üyesi bazı Avrupa ülkeleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürütülen müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine ilan ettiği Hürmüz Boğazı ablukasına katılmayacaklarını bildirdi.

Müttefik ülkeler, bölgede deniz taşımacılığı güvenliğini sağlama konusunda destek vermeye hazır olduklarını ifade etseler de Washington’ın başlattığı abluka operasyonunun dışında kalacaklarını vurguladı.

Pazartesi günü resmen başlayan abluka kapsamında, ABD'li ismi belirtilmeyen üst düzey bir yetkilinin The Wall Street Journal'a (WSJ) aktardığı bilgilere göre Hürmüz Boğazı ve çevresinde 15’ten fazla ABD savaş gemisi konuşlandırıldı. Başkan Trump, pazar günü yaptığı sosyal medya paylaşımında, "Bu ablukaya diğer ülkeler de katılacak" ifadesini kullanmıştı.

İngiltere ve Fransa’dan "bağımsız plan" vurgusu

Reuters’ın aktardığına göre İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği NATO müttefikleri, ablukaya dahil olarak çatışmanın bir parçası olmayacaklarını duyurdu.

Avrupa ülkeleri, ablukaya destek vermek yerine Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği yeniden açmaya yönelik bağımsız bir girişim üzerinde çalışıyor. Bu kapsamda, "gönüllüler koalisyonu" olarak adlandırılan ülkelerin katılımıyla bu hafta yeni bir konferans düzenleneceği açıklandı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, BBC’ye verdiği mülakatta ablukaya yönelik tutumunu, "Ablukayı desteklemiyoruz. Kararım son derece açık: Üzerimizde ne kadar büyük bir baskı kurulursa kurulsun, bu savaşın içine çekilmemize izin vermeyeceğiz" sözleriyle ifade etti.

Trump ve Starmer arasında askeri üs gerilimi

Donald Trump, daha önce İngiltere Başbakanı Starmer'ı, İran’a karşı yürütülen askeri harekatta destek vermediği ve İngiliz hava üslerinin kullanımına sınırlama getirdiği gerekçesiyle kamuoyu önünde eleştirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise geçen hafta Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Avrupa ülkelerine, ABD Başkanı'nın yakın gelecekte Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için somut taahhütler beklediğini iletmişti.

Ancak Avrupalı müttefikler, herhangi bir yardımın ancak çatışmaların sona ermesinden sonra mümkün olabileceğini kaydetti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Başbakan Starmer, pazartesi günü yaptıkları açıklamayla 30’dan fazla ülkenin katılacağı ikinci konferansın hazırlıklarını doğruladı.

Macron, girişime dair yaptığı paylaşımda, "Tamamen savunma amaçlı olan ve çatışan taraflarla bağı olmayan bu misyon, durum elverdiği anda hayata geçirilecektir. Orta Doğu'daki çatışmanın diplomasi yoluyla kalıcı ve uzun vadeli çözümü için tüm gayretimizi sarf etmeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere Parlamentosu’nda konuşan Starmer, kurmayı planladıkları mekanizmanın kurallarını şu sözlerle açıkladı:

"Şunu net bir şekilde belirtmeme izin verin: Burada söz konusu olan, çatışma sona erdikten sonra deniz taşımacılığının korunması ve seyrüsefer serbestisinin desteklenmesidir. Ortak hedefimiz; koordineli, bağımsız ve uluslararası bir planın hayata geçirilmesidir."

WSJ’nin verilerine göre İran, Hürmüz Boğazı dışındaki tankerlerde toplam 160 milyon varil petrol depolamış durumda. Bu petrolün ana alıcısı konumunda bulunan bağımsız Çin rafinerilerine Pekin yönetimi tarafından ithalat kotaları tahsis ediliyor.

Teknik analizlere göre günlük 1,8 milyon varillik sevkiyat kapasitesi dikkate alındığında, Çinli alıcıların ablukadan etkilenmeyen tankerlerden haziran ayı ortasına kadar petrol tedarik etmeye devam edebileceği öngörülüyor.

Vortexa verileri, İran’ın mart ayında günlük ortalama 1,86 milyon, şubat ayında ise 2,15 milyon varil petrol ihraç ettiğini ortaya koydu.

Bu rakamlar, 2025 yılının aynı dönemine oranla petrol ihracatında yüzde 26’lık bir artış yaşandığını gösteriyor.