'ABD, tarihinde İran gibi bir düşmanla hiç karşılaşmadı'

img
'ABD, tarihinde İran gibi bir düşmanla hiç karşılaşmadı' YDH

Brezilyalı analist Patricia Marins, ABD’nin İran gibi bir aktörle ilk kez karşı karşıya kaldığını belirterek İran’ın balistik füze ve insansız hava araçları alanında ciddi bir üstünlük sergilediğini ifade etti.




YDH- Brezilyalı jeopolitik analisti Patricia Marins, Pasifik Savaşı'ndaki Amerikan teknolojik üstünlüğü ile günümüzdeki dengeleri karşılaştırarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Marins, Pasifik Savaşı'nın başlarında Japon donanmasının neredeyse bütünüyle yüksek güçlü dürbünlerle sağlanan üstün gece görüşüne, titiz eğitimine ve projektör kullanımına dayandığını, oysa ABD'nin halihazırda arama radarları kullandığını belirtti.

"Guadalcanal'da Amerikan radarları Japonları kilometrelerce öteden tespit ediyordu"

Analist Marins'in aktardığına göre, Guadalcanal gibi muharebelerde SG radarına sahip Amerikan gemileri, zifiri karanlıkta Japon filosunu kilometrelerce öteden tespit edebiliyordu; Japonların ise çoğu zaman düşmanın varlığını ancak ilk atışlar yapıldığında fark ettiği belirtildi.

Marins, Japonya'nın topçu atışlarını yönlendirmek için optik mesafe ölçerlere bel bağladığını, yağmur yağdığında ya da ortalık sisle kaplandığında isabet oranının ciddi biçimde düştüğünü ifade etti.

Buna karşılık ABD'nin, atış kontrolünde radarı kullandığı, böylece topların elektronik verilerle otomatik olarak hedefe yönlendirilebildiği ifade edildi.

Marins'e göre, Japonya gemilerine radarları daha yaygın biçimde ancak 1942'nin ortalarından itibaren yerleştirmeye başladı; ancak bu sistemlerin teknik açıdan geri kalmış olduğu, parazitten etkilendiği ve düşük çözünürlük sunduğu kaydedildi.

Analist, kabaca söylemek gerekirse Japon radarlarının yalnızca dışarıda bir şeylerin varlığına dair bir uyarı işlevi gördüğünü, Amerikalıların ise mikrodalga teknolojisini kullanarak öylesine hassas radarlar geliştirdiğini ve bu sayede "kör atış" (hedefi görmeden ateş etme) mümkün hale geldiğini söyledi.

"Yaklaşma tapası, uçaksavar savunmasının etkinliğini yüzde 500 artırdı"

Marins, bu teknolojik üstünlüğün Pasifik'teki deniz muharebelerinde belirleyici olduğunu, burada bir başka teknolojinin de fark yarattığını belirtti: yaklaşma tapası.

Bu yeniliğin, Amerikan gemilerinin uçaksavar savunmasının etkinliğini yüzde 500'e kadar artırarak filo savunmasında hayati bir rol oynadığı ve Japon mühimmatının çok ötesinde bir teknolojiyi temsil ettiği ifade edildi.

Analist, uçaklar tarafından kullanılan aktif sonarlar ve sonar şamandıralarının da Amerikalılara büyük bir avantaj sağladığını belirtti.

Tüm bunların, daha gelişmiş kriptografi de dahil olmak üzere, tartışmasız biçimde belirleyici bir Amerikan teknolojik üstünlüğünün hüküm sürdüğü bir savaşın parçası olduğu kaydedildi.

"İran, balistik füzeler alanında ABD'yi açık ara geride bırakıyor"

Marins, bu senaryonun İran'la yaşanan savaşta mevcut olmadığını, hatta Amerika Birleşik Devletleri'nin “tarihinin hiçbir döneminde” İran gibi bir düşmanla karşı karşıya kalmadığını vurguladı.

Analistin değerlendirmesine göre: "İranlılar, balistik füzeler alanında Amerikalıları açık ara geride bırakmaktadır; kısa, orta ve orta-uzun menzilli sistemlerin geliştirilmesi, üretimi ve işletilmesinde üstün bir yetkinlik sergilemektedirler."

Marins, ayrıca, İran'ın hipersonik süzülüş araçlarını İsrail'e yönelik saldırılarda kullanıma soktuğunu, bu durumun video kayıtlarıyla da doğrulandığını söyledi.

Üstelik tüm bunların, yaklaşık kırk gün boyunca günde 30 ila 50 füze fırlatımını sürdürebilecek ölçüde yüksek bir yoğunlukla gerçekleştirildiği belirtildi.

"ABD, PrSM'yi İran'a karşı test etti, ancak İran İHA'larda açık ara önde

Analist, bu arada ABD'nin çeşitli füze programlarındaki başarısızlıkların ardından toparlanmaya çalıştığını, kısa menzilli PrSM'yi İran'a karşı başarıyla test ederek Amerikan cephaneliğinin çehresini köklü biçimde değiştirecek bir adım attığını belirtti.

Marins, tek yönlü insansız hava araçları alanında ise İran'ın; hem modellerinin düşük görünürlük (stealth) tasarımı hem de karıştırma karşıtı (anti-jammer) teknolojiler bakımından açık ara önde bulunduğunu söyledi. Bu durumun, ABD'yi Şahid'i LUCAS adı altında kopyalamaya zorladığı ifade edildi.

Analist, bunun çok kutuplu bir savaş olduğunu, ancak Batı'da bu yeni dünyayı kabullenmeye yönelik hâlâ belirgin bir direnç bulunduğu değerlendirmesinde bulundu.



Makaleler

Güncel