Almanca çevrimiçi dergi, İran’a karşı savaş bağlamında Batılı askeri stratejistler ile istihbarat servislerinin Tahran’ın askeri kapasitesine ilişkin öngörülerinin sahadaki gerçeklerle nasıl çeliştiğini ortaya koydu.
YDH- Almanca yayın yapan çevrimiçi dergi Telepolis, İran'ın askeri kapasitesinin Batılı analizlerin öngördüğünden çok daha derin, dayanıklı ve ucuz olduğunu ve bu durumun Batı için sadece askeri değil, aynı zamanda matematiksel ve ekonomik bir yenilgi riski taşıdığını öne sürdü.
Telepolis'e göre, İran’ın yeraltı üretim tesislerinin imha edilemezliği ve fiberglas tabanlı "basit ama işlevsel" tasarım doktrini, Batı’nın yüksek maliyetli saldırılarını stratejik olarak boşa çıkararak savaşın sürdürülebilirliği dengesini İran lehine değiştirdi.
Metinde vurgulanan en çarpıcı noktalardan biri, İran mühimmatlarının maliyet yapısı; zira bir Rus İskender füzesi 3 milyon dolara mal olurken, İran’ın benzer işlevli füzeleri bunun onda biri fiyatına üretiliyor.
Bu ekonomik uçurum, Batı’nın 35 milyar dolarlık doğrudan savaş maliyetine rağmen, İran'ın çok daha mütevazı bütçelerle savaşı sürdürülebilir kılmasına olanak tanıyor.
Matematiksel çelişki
Telepolis, İsrail ve ABD istihbarat kaynaklarının savaş öncesi tahminlerini hatırlatarak, bu verilerin sahadaki fırlatma sayılarıyla uyuşmadığını belirtti.
Dmitri Alperovitch’in verilerine dayandırılan analizde, İran’ın 38 günde en az bin 900 balistik füze fırlattığı aktarılıyor.
Batı’nın, İran’ın toplam stokunu 2 bin 500 adet olarak varsaydığı ve bunun üçte ikisinin imha edildiğini öne sürdüğü düşünülürse, İran’ın haftalar önce silahsız kalmış olması gerektiği vurgulanıyor.
Ancak dergi, İran'ın ateşkesin hemen öncesinde saldırı hızını artırmasını, Batı'nın hesaplarının %40'tan fazla saptığının kanıtı olarak nitelendiriyor.
Kırk yıllık miras
İran'ın füze teknolojisindeki gelişim sürecini inceleyen Telepolis, Tahran’ın 1994’ten bu yana sadece bir kullanıcı değil, bağımsız bir üretici haline geldiğini kaydediyor.
Şahab serisinden Seccil füzelerine uzanan bu tarihsel süreçte İran'ın, yabancı teknolojilere bağımlılığını kopardığı ifade ediliyor.
Dergi, Eylül 2025 tarihli uydu analizlerine atıfta bulunarak, İran’ın sadece bilinen tesislerinde ayda 217 katı yakıtlı füze üretebilecek devasa bir kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Hafife alınan kapasite
Telepolis'e göre, Washington'un muhafazakâr tahminlerinin aksine, İran'ın yeni üretim hatları ve yeraltı döküm kuyuları kapasiteyi katladı.
Carl Parkin’in analizlerine yer veren dergi, Şahrud ve Hucir gibi bölgelerdeki tesislerin, Batılı analistlerin radarından kaçan devasa bir üretim hacmine sahip olduğunu savunuyor.
Telepolis, İran’ın füze stokuna dair verilen rakamların gerçekçi olup olmadığını sorguladı:
''Kıyaslama yapmak gerekirse; askeri analist Patricia Marins, Rusya’nın yılda yaklaşık 2.500 hassas füze ürettiğini belirtiyor. Reuters tarafından alıntılanan ve İran’ın savaş öncesi stokunu 2.500 ile 6.000 arasında gösteren tahminler doğru kabul edilse bile şu soru cevapsız kalıyor: Kırk yıllık üretim geçmişine, ayda 217 füzeye ulaşan bir kapasiteye ve yüzlerce uzmanlaşmış şirkete sahip bir ülke, nasıl olur da bu kadar mütevazı bir stok biriktirmiş olabilir?''
Maliyet yapısı da bu endüstrinin kitle üretimi için tasarlandığını doğruluyor.
BIRM Enstitüsü verilerine göre, İran üretimi bir Fetih-110 yaklaşık 110 bin dolara, Zülfikar 150.000 dolara, Siccil ise 500 bin dolara mal oluyor. Bu rakamlar; yaklaşık 300 bin dolarlık Rus Toçka veya 3 milyon dolarlık İskender gibi benzer sistemlerin çok altında.
Balistik füzelerde görülen Batı tahminleri ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum, İHA envanterinde çok daha belirgin.
İngiliz hükümeti tarafından finanse edilen Centre for Information Resilience’ın Reuters’a verdiği bilgilere göre, İran’ın tüm tiplerdeki toplam İHA üretim kapasitesi ayda yaklaşık 10.000 adet.
The Observer’ın haberine göre, İsrail askeri istihbaratı sadece Şahid-136 stokunun savaş öncesinde 80 bin adet olduğunu ve günlük üretimin 400 civarında seyrettiğini tahmin ediyordu. Ancak Alperovitch’e göre İran, savaşın en yoğun döneminde bile günde 60 ila 85’ten fazla İHA fırlatmadı; yani aylık üretim kapasitesinin en fazla dörtte birini kullandı.
Bu da demek oluyor ki, üretim tesislerinin sadece bir kısmı çalışsa dahi stoklar aslında savaş boyunca net olarak artmaya devam etti.
Durdurulamaz Üretim
Haberde, İHA üretimindeki uçurumun balistik füzelerden daha derin olduğu vurgulanıyor.
Telepolis, İran’ın ayda yaklaşık 10 bin adet İHA üretme kapasitesine sahip olduğunu ve savaşın en yoğun döneminde bile bu kapasitenin yalnızca dörtte birini kullandığını yazıyor.
Şahid-136 gibi sistemlerin günlük 400 adet üretilebildiği ve bu basit ama etkili tasarımların, envanterin savaş sürerken bile net olarak artmasını sağladığı belirtiliyor.
Telepolis'e göre, ABD kuvvetlerinin bildiği tüm üretim tesislerini vurduğunu açıklaması, yapısal olarak durumu pek değiştirmiyor.
Stimson Center’dan Kelly Grieco, DefenseScoop’a yaptığı açıklamada Şahidlerin bilinçli olarak basit tasarlandığına dikkat çekiyor: Bu bir zayıflık değil, tasarım özelliği.
Tasarım verileri, teknik bilgi birikimi ve tedarik zincirleri korunduğu sürece, tesislerin yeniden inşası sadece birkaç ay sürer.
Bloomberg’in aktardığına göre, temel olarak fiberglas gövde, motor, basit bir kontrol ünitesi ve patlayıcıdan oluşan bu İHA’lar, teoride bir tekne tamirhanesinde bile üretilebilir.
Füze şehirleri
Son bölümde Telepolis, ABD’nin "üretim tesislerini vurduk" yönündeki açıklamalarının sahadaki karşılığını sorguluyor.
Yezd yakınlarındaki 450 metre derinliğe sahip "füze şehirlerinin" saldırıdan saatler sonra yeniden faaliyete geçtiği aktarılırken, İran’ın basit tasarım felsefesi sayesinde tesislerini hızla onarabildiği ifade ediliyor.
Dergi, beş haftalık savaşın sonunda İran’ın sadece kapasitesinin küçük bir kısmını harcadığını ve taktiksel olarak daha hassas vuruşlara evrildiğini belirterek analizi noktalıyor.