Maariv’de yayımlanan analizde, Lübnan dosyasına ilişkin “gerçek tablonun kamuoyuna tam olarak yansıtılmadığı” ve sürecin resmi söylemlerden daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu belirtildi.
YDH- İsrail’in Maariv gazetesinde yayımlanan analizde, İsrail ile Lübnan arasında yürütülen müzakerelerin “yıllar sonra ilk kez olumlu bir gelişme” olduğu iddia edildi.
Ancak sürecin “büyük görüş ayrılıkları ve düşük beklentiler altında” ilerlediği aktarıldı.
Yazıda, İsrail’in bu müzakerelere “ABD baskısıyla sürüklendiği” belirtildi.
“Ateşkes süreci hızlandırıldı” iddiası
Analize göre, görüşmelerin başlamasından kısa süre sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından “ateşkes ilanı ile süreç hızlandırıldı.”
Önümüzdeki günlerde müzakerelerin nasıl devam edeceğinin netleşeceği ifade edildi.
“Lübnan’ın egemenliği tartışması”
Maariv’deki analizde, İsrail’in Lübnan hükümetinden “ülke genelinde egemenliğini tesis etmesini ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını” beklediği, ancak Lübnan devletinin bunu mevcut koşullarda gerçekleştirme kapasitesine sahip olmadığını “kabul ettiği” kaydedildi.
Analize göre, “öte yandan, kuzey sakinleri için barış ve güvenliği sağlama baskısı ve beklentisi, İsrail'i acil olarak uygulanabilir çözümler sunmaya mecbur kılıyor.”
Yazıda ayrıca, Lübnan’ın egemenlik sürecinin kısa vadede tamamlanamayacağı ve bunun “uzun ve karmaşık bir süreç” olduğu yönünde güvenlik çevrelerinde değerlendirmeler bulunduğu, fakat siyasilerin buna değinmediği belirtildi.
“Aşamalı ve karşılıklı süreç” önerisi
Kısa vadede, “ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için çalışılması gerektiğini” söyleyen yazarın iddiasına göre, “bu durum, siyasi müzakerelerin bir parçası olarak Lübnan hükümetinin hanesine yazılacaktır ve ne kadar erken olursa o kadar iyidir.”
Siyasi süreçte ise “iki tarafın yalnızca hem yapabilecekleri hem de gerçekleştirmeyi kabul ettikleri karşılıklı adımları uygulamayı taahhüt ettiği karşılıklı bir sürecin benimsenmesi gerektiği” kaydedildi.
Analizde, müzakerelerin başarısı için “karşılıklı uygulanabilir adımlar” ilkesinin benimsenmesi gerektiği savunuldu.
Tarafların yerine getiremeyeceği şartların süreci “çökertme riski taşıdığı” ifade edildi.
Uzun vadeli hedefler ve siyasi çerçeve
Maariv’in değerlendirmesinde, müzakerelerde ilk aşamada şu uzun vadeli hedefler üzerinde prensip anlaşmasına varılabileceği ileri sürüldü:
Lübnan devletinin ülke genelinde egemenliğini tesis etmesi
İsrail’in Lübnan’daki tüm bölgelerden çekilmesi
İki egemen devlet arasında dış aktörlerin dahil olmadığı ikili süreç
Taraflar arasında saldırmazlık anlaşması ve ileride olası bir barış süreci
İkinci olarak, başlatılan “müzakere” çerçevesinin, “hemen bir uzlaşma sağlanamasa ya da çatışmalar devam etse bile yürürlükte kalması konusunda mutabakata varılması gerektiği” ifade edildi.
Analizde, müzakere sürecinin sürdürülmesinin her iki taraf için de avantaj sağlayabileceği ileri sürülürken, bunun Hizbullah açısından “daha az kazançlı” olacağı vurgulandı.
“Kısa vadeli adımlar” önerisi
Üçüncü olarak da kısa vadede uygulanabilecek adımlar arasında Lübnan ordusunun güneyde daha fazla konuşlandırılması, İsrail’in bazı bölgelerden kısmi çekilmesi ve uluslararası bir denetim mekanizmasının oluşturulması gerektiği savunuldu.
Bu mekanizmanın mevcut koşullarda “ABD merkezli olabileceği” dile getirildi.
“Silahsızlandırma askeri yolla mümkün değil”
Analizin sonunda, İsrail hükümetinin kamuoyuna “gerçekçi bir tablo sunması gerektiği” belirtilerek, Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılmasının yalnızca askeri yöntemlerle mümkün olmadığı, bunun ancak “çok daha geniş ölçekli bir operasyonla” sağlanabileceği yönünde değerlendirmelere yer verildi.