Emekli büyükelçi Freeman: Trump, Netanyahu'nun yönlendirmesiyle büyük bir hata yaptı

img
Emekli büyükelçi Freeman: Trump, Netanyahu'nun yönlendirmesiyle büyük bir hata yaptı YDH

ABD'li eski diplomat Chas Freeman, Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik savaş politikasını İsrail'in genişleme ajandasına hizmet eden büyük bir stratejik hata olarak nitelendirdi.




YDH - ABD’nin eski Pekin ve Riyad Büyükelçisi, dış politika ve uluslararası güvenlik uzmanı Chas Freeman, katıldığı özel yayında Ortadoğu’daki mevcut savaş durumunu, Washington’ın bölgesel stratejisindeki boşlukları ve değişen küresel güç dengelerini analiz etti.

Freeman, mevcut çatışma ortamının ABD için stratejik bir felaket olduğunu vurgulayarak, bu sürecin kazananının Washington değil, bölgedeki nüfuzunu pekiştiren Tahran ve Pekin olduğunu ifade etti.

"Savaş, İsrail'in genişleme ajandasına hizmet eden bir hatadır"

Süreci en başından itibaren "büyük bir hata" olarak tanımlayan Freeman, bu savaşın arkasındaki itici gücün Amerikan ulusal çıkarları değil, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun yönlendirmeleri olduğunu belirtti.

Freeman, "Bu savaş temelde Başkan Trump tarafından, Başbakan Netanyahu’nun telkinlerine yanıt olarak başlatıldı. İsrail’in net bir ajandası var; bu ajanda İran’ın, İsrail sınırlarının genişletilmesi ve 'Büyük İsrail'in kurulması önünde bir engel olmaktan çıkarılmasıdır. İsrail’in amacı İran devletini tamamen çökertmektir" dedi.

Freeman, İsrail’in hedeflerindeki bu berraklığa karşılık, ABD’nin neyi amaçladığının hiçbir zaman anlaşılamadığını kaydetti. Amerikan yönetiminin hedeflerinin "haritanın her yerinde" olduğunu dile getiren Freeman, şu ifadeleri kullandı:

"Amerika'nın hedefleri hiçbir zaman net olmadı. Bazen İran’ın iddia edilen nükleer silah programının yok edilmesi, bazen rejim değişikliği, bazen füze kabiliyetlerinin tasfiyesi, bazen protestoculara yardım, bazen ise sadece İran’da ölüm ve yıkım yönetimi olarak sunuldu. Şu an gelinen noktada ise tamamen kafası karışık bir pozisyondayız."

"İran Hürmüz Boğazı'nı kontrol ederek stratejik üstünlük sağladı"

Mevcut askeri ve ekonomik tabloyu değerlendiren Freeman, İran’ın birçok stratejik hedefine ulaştığını savundu. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimin el değiştirmesinin küresel bir sarsıntı yarattığını belirten eski Büyükelçi, ABD’nin bu duruma karşı uyguladığı ablukanın aslında İran’ın dünya üzerindeki baskı gücünü tahkim ettiğini vurguladı.

Freeman, "İran şu an Hürmüz Boğazı’nı kontrol ediyor. ABD’nin buradaki karşı ablukası aslında İran’ın dünya üzerindeki baskısını pekiştiren bir unsur haline geldi. Bu durum küresel ekonomiyi ağır bir durgunluğa sürükleme potansiyeli taşıyor; gezegendeki neredeyse her ülkeye zarar verirken ABD’deki akaryakıt fiyatlarını da yukarı çekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın bu savaşı kendisi için hayati bir mesele olarak gördüğünü ve teslim olmayacağını belirten Freeman, Tahran’ın uyguladığı askeri doktrini efsanevi boksör Muhammed Ali’nin savunma taktiğine benzetti:

"İran, rakibinin kendisine yumruk atarken tükenmesini bekleyen, bu sırada asgari düzeyde savunma yapan ve karşı saldırı için doğru anı kollayan bir strateji izliyor. Çok fazla hasar alabileceklerini ama diz çökmeyeceklerini kanıtladılar. Bu bir yıpratma savaşıdır ve İran bu konuda ABD’den daha hazırlıklı görünüyor."

"Trump, yeteneksiz dalkavuklar ve İsrail lobisi arasında sıkıştı"

Başkan Donald Trump’ın dış işleyiş ve askeri gücün bir politika aracı olarak kullanımı konusundaki yetersizliğine dikkat çeken Freeman, Trump’ın karar alma süreçlerinin sağlıksız olduğunu ifade etti.

Trump’ın çevresinin, kendisini yaptığı hatalar konusunda uyarmayacak "yeteneksiz dalkavuklarla" çevrili olduğunu söyleyen Freeman, Başkan’ın Ortadoğu anlatısını tamamen İsrail penceresinden okuduğunu belirtti.

Freeman, Trump üzerindeki İsrail etkisini şu sözlerle açtı:

"Trump, Batı Asya’daki olaylara dair İsrail anlatısını bütünüyle kabul etmiş durumda. Bu yatkınlığı iki ana unsur güçlendiriyor. Birincisi, siyasi varlığı için muhtaç olduğu Siyonist bağışçıların bürokratik etkisi; ikincisi ise İsrail’in elinde bulunan ve Jeffrey Epstein dosyalarından kaynaklandığı iddia edilen olası şantaj materyalleri. Epstein, İsrail istihbarat servisi Mossad ile çok yakın ilişkiler içindeydi. Trump bir çıkmazın içinde; yaptığı hatadan dönmek istiyor ama İsrail desteği olmadan bunu yapmaya kalkarsa siyasi olarak ezileceğini biliyor."

"Lübnan'daki ateşkes tiyatral bir gösteriden ibarettir"

Trump’ın birçok savaşı bitirdiği yönündeki iddialarına da değinen Freeman, Lübnan’daki ateşkes ilanının sahadaki karşılığının zayıf olduğunu dile getirdi.

Bu tür açıklamaların "tiyatral ve gösterişçi" olduğunu belirten Freeman, "Lübnan’daki bu sahte ateşkes, Gazze’deki veya Hürmüz Boğazı’ndaki kadar gerçek dışıdır. Trump bitirdiğini iddia ettiği savaşların hiçbirini aslında bitirmedi. İsrail kabinesi bile Lübnan ile ateşkese vardıklarını Trump’ın sosyal medya paylaşımından öğrendiğinde dehşete düştü" dedi.

İsrail’in Lübnan’daki gerçek niyetinin ateşkes değil, toprak kazanımı olduğunu vurgulayan Freeman, şu uyarıda bulundu:

"İsrail’in amacı Güney Lübnan’ı ilhak etmektir. Bu amaçla Litani Nehri üzerindeki tüm köprüleri yıktılar ve bölgenin geri kalanla bağını kestiler. Gazze’de uyguladıkları yöntemi Lübnan’a taşıyorlar; yapıları yok et, insanları evsiz bırak ve onları kuzeye kaçmaya zorla. Bu, geri dönüşü olmayan bir etnik temizlik operasyonudur."

"Bölge ülkeleri kendi askeri sanayi üslerini kuruyor"

Freeman, mülakatta Ortadoğu’daki ülkelerin ABD’den bağımsız bir gelecek tasarımı içinde olduklarına dair çarpıcı detaylar paylaştı.

Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gelişen yeni bir işbirliği zeminine işaret eden Freeman, bu ülkelerin kendi askeri-endüstriyel komplekslerini kurmak için harekete geçtiklerini kaydetti:

"İslamabad’da gerçekleşen toplantıda bu dört ülke, Batılı ülkelerin ve ABD’nin desteğinden bağımsız bir savunma sanayii tabanı oluşturma kararı aldı. Burada rasyonel bir iş bölümü var: Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı sanayi ekonomisi, Mısır’ın büyük ölçekli ağır silah üretim kapasitesi, Pakistan’ın erişiminde olan askeri teknoloji ve Suudi Arabistan’ın bu süreci finanse edecek sermayesi. Bu, bölgedeki güç dengesinin artık kalıcı olarak değiştiğinin en somut kanıtıdır."

Savaşın en kritik sonuçlarından birinin nükleer silahlanma yarışı olacağını savunan Freeman, Tahran’ın artık nükleer caydırıcılığı tek çıkış yolu olarak gördüğünü belirtti. Eski dini lider Hamaney’in kitle imha silahlarını dini açıdan yasakladığını hatırlatan Freeman, "Ancak yeni kuşak ve Devrim Muhafızları bu görüşü kabul etmiyor. Artık bir nükleer caydırıcıya sahip olmaları gerektiği konusunda ısrarcılar. Yakında bir İran nükleer bombası olacak; bu gerçekleştiğinde Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan da onu takip edecektir. Cin şişeden çıktı ve pek de iyi bir ruh halinde değil" dedi.

"Çin, ABD’nin boşalttığı alanı dolduruyor"

Çin’in bölgedeki rolünün sadece ekonomik olmadığını, aynı zamanda bir düzen kurucu olarak öne çıktığını belirten Freeman, Pekin’in ABD’nin aksine ittifakları birer yükümlülük olarak gördüğünü ve tarafsız kalarak herkesle iş yapabildiğini söyledi.

Freeman, Çin’in stratejik avantajını şöyle özetledi:

"Çin, dünya üretiminin üçte birden fazlasını gerçekleştiriyor ve satın alma gücü paritesi bakımından ABD ekonomisinden çok daha büyük. Bizim trilyonlarca dolar harcadığımız savaşlardan onlar ticari kazançla çıkıyor. Yenilenebilir enerji ve elektrikli araç teknolojilerinde dünyaya liderlik ediyorlar. En önemlisi, Çin kendisini bir barış yapıcı ve arabulucu olarak sunuyor; yani tam da Trump’ın olduğunu iddia edip aslında olamadığı şeyi temsil ediyor."

"Stratejisiz taktikler yenilgi öncesindeki gürültüdür"

Trump yönetiminin dış politikasını Sun Tzu’nun savaş sanatı prensipleri üzerinden eleştiren Freeman, Washington’ın uzun vadeli bir stratejiden yoksun olduğunu ifade etti. "Savaşın amacı sadece öldürmek ve yıkmak değildir. Net, uygulanabilir hedefleriniz olmalı ve savaşın nasıl bitirileceğine dair bir strateji geliştirmelisiniz. ABD’de ise hiçbir strateji yok; sadece taktiksel hamleler var. Ve biliyoruz ki stratejisiz taktikler, yenilgi öncesindeki gürültüden ibarettir" dedi.

Son olarak, Trump’ın "Hürmüz Boğazı’nda ortak kontrol" teklifi gibi önerilerinin İran tarafından "kibirli" bulunduğu için reddedildiğini hatırlatan Freeman, bölgedeki gerilimin kinetik olarak yeniden yükselmesinin an meselesi olduğunu belirtti.

Freeman, "Ortada bir fikir birliği yok, sadece geçici bir durgunluk var. İsrail ateşkesin başarısız olmasını bekliyor, İran ise kazanımlarını korumaya çalışıyor. ABD ise gerçeklikten kopuk bir şekilde emirler yağdırıyor" diyerek sözlerini tamamladı.



Makaleler

Güncel