Filistin ve İsrail uzmanı Firas Yagi, Batı Şeria'da tırmanan yerleşimci terörünün rastgele saldırılar olmadığını, aksine Filistin varlığını sona erdirmeyi amaçlayan resmi bir hükümet programı olduğunu belirtti.
YDH - Filistin ve İsrail meseleleri üzerine çalışmalar yürüten araştırmacı Firas Yagi, işgal altındaki Batı Şeria'da tırmanan yerleşimci terörünün münferit saldırılardan ibaret olmadığı uyarısında bulundu.
Yagi, bu saldırıların "ulusal ve dini aşırıcılık" hükümetinin Filistin varlığını tasfiye etmeyi ve "karar teorisini" dayatmayı hedefleyen titizlikle hazırlanmış programının bir uygulaması olduğunu ifade etti.
Şehab Ajansı'na değerlendirmelerde bulunan Yagi, Deir Dibvan kasabasında yerleşimcilerin açtığı ateşle hayatını kaybeden şehit Avde Atıf Avavde ve daha önce El Mugayir köyünde verilen şehitlere dikkat çekti.
Yagi, bu pratiklerin Batı Şeria'yı "Tevrat projesinin kalbi" olarak gören Siyonist vizyonla tamamen örtüştüğünü vurguladı.
Yagi, aşırı sağcı Bakan Bezalel Smotrich'in bu saldırılar vasıtasıyla Filistinlileri üç ırkçı seçenekle karşı karşıya bırakmaya çalıştığını dile getirdi.
Araştırmacıya göre bu seçenekler; Yahudi egemenliği altında "ötekilerin" statüsünü ve köleliği kabul etmek, bu boyunduruğu reddedenlerin öldürülmesi veya topraklardan zorunlu göç ettirilmekten oluşuyor.
Yerleşimci grupların tamamen işgal ordusu ve polisinin koruması altında hareket ettiğini belirten Yagi, bu grupların bakanlar ve Knesset üyeleri tarafından açıkça teşvik edilen resmi hükümet politikasını günlük destekle sahaya yansıttığını kaydetti.
Uluslararası toplumun pozisyonunu da eleştiren Yagi, Avrupa'nın sergilediği tutumu "utangaç bir kınama" olarak nitelendirdi. Yagi, bu yaklaşımın teröristleri evleri ve araçları yakmaya, cinayet işlemeye devam etme konusunda cesaretlendirdiğini söyledi.
Yagi ayrıca, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee'nin temsil ettiği profili "Mesihçi Siyonist" olarak tanımlayarak ABD'nin sürece suç ortaklığı yaptığını ifade etti. Uluslararası hukuk ve hatta İsrail yasaları nezdinde bir hesap sorulabilirliğin bulunmamasının yerleşimcilere "yeşil ışık" yaktığını belirtti.
Arap ve İslam dünyasının yetersizliğinin, Filistin tarafındaki eksikliklerin ve uluslararası toplumun "şüpheli sessizliğinin" yerleşimcilerin saldırganlığındaki temel neden olduğunu vurgulayan Yagi, bu durumun gelecekte çok daha büyük katliamlara zemin hazırlayabileceğini aktardı.
"Tek caydırıcı güç halkın topyekun hareketidir"
İsrail oluşumunun mevcut durumda yerleşimciler tarafından yönetildiğini savunan Yagi, bu saldırılara karşı tek gerçek caydırıcılığın yerel değil, Filistin halkının kolektif ve kapsamlı bir hareketiyle mümkün olabileceğini kaydetti.
Uzman Yagi, yerleşimci genişlemesine ve terörüne karşı Birinci İntifada tecrübesinden faydalanılması çağrısında bulundu.
Bölgede savaşın patlak vermesinden bu yana yerleşimci saldırıları tehlikeli bir zirve noktasına ulaştı. Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria'da hayatını kaybedenlerin sayısı, özellikle Ramallah'ın doğusundaki köy ve kasabalarda artan gerilimle birlikte 1152'yi aşmış bulunuyor.