Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Lefkoşa'daki AB zirvesinde yaptığı açıklamada, kalıcı bir ateşkesin sağlanması şartıyla İran'a yönelik ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılabileceğini ilan etti.
YDH- Almanya Başbakanı Friedrich Merz, kapsamlı bir ateşkes anlaşmasına varılması durumunda Avrupa Birliği'nin (AB) İran'a yönelik uyguladığı yaptırımları kademeli olarak hafifletmeye hazır olduğunu duyurdu. Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen AB zirvesinde konuşan Merz, yaptırımların esnetilmesinin müzakere sürecinin doğal bir parçası olabileceğini ve bu yaklaşıma üye ülkelerden herhangi bir itiraz gelmediğini ifade etti.
Kalıcı çözüm için stratejik katkı
Başkan Merz, yaptırımların hafifletilmesi konusunun süreci ilerletmek adına Avrupa’nın sunabileceği en önemli katkılardan biri olduğunu vurguladı. Bu adımın nihai hedefinin kalıcı bir ateşkese zemin hazırlamak olduğunu belirten Merz, diplomatik çözüm yollarının açık tutulması gerektiği mesajını verdi. Almanya Başbakanı'nın bu açıklamaları, bölgede tırmanan gerilimin ardından Brüksel hattında yeni bir stratejik esneme sinyali olarak yorumlandı.
Hürmüz Boğazı ve yaptırım genişlemesi
Merz'in uzlaşmacı açıklamalarına rağmen, AB'nin son dönemdeki yaptırım karnesi oldukça sert bir seyir izledi. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kallas, geçtiğimiz salı günü yaptığı açıklamada, üye devletlerin İran'a yönelik kısıtlamaları genişletme kararı aldığını bildirmişti. Yeni yaptırım paketinin, küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından doğrudan sorumlu olduğu belirlenen isim ve kurumları da kapsayacak şekilde dizayn edildiği duyurulmuştu.
İnsan hakları gerekçesiyle yeni kısıtlamalar
Avrupa Birliği, diplomatik müzakere kanallarını açık tutsa da sahadaki ihlallere karşı yaptırım mekanizmasını işletmeye devam ediyor. Birlik, 16 Mart tarihinde yaptığı resmi duyuruyla, "ciddi insan hakları ihlalleri" gerçekleştirildiği gerekçesiyle İran merkezli 16 kişi ve üç kuruluşa karşı yeni mali ve idari yaptırımlar uygulama kararı aldığını açıklamıştı. Merz’in son teklifi, bu sert yaptırım ikliminden diplomatik bir çıkış yolu arayışı olarak değerlendiriliyor.