Eski İsrailli müzakereci Daniel Levy, Tel Aviv’in İran’da “rejim değişikliğinin” ötesinde “devlet çöküşü” hedeflediğini ve “Büyük İsrail” vizyonunun “bölgesel hakimiyet” amacı taşıdığını belirtti.
YDH- İsrail’in üst düzey yetkililerinin son dönemde İran’a yönelik tehditleri artarken, eski İsrailli “barış müzakerecisi” Daniel Levy’den dikkat çekici bir analiz geldi.
Oslo ve Taba görüşmelerinde İsrail tarafında yer alan Levy, Rusya Today’ın (RT) “Going Underground” programında, Tel Aviv rejiminin Ortadoğu’da sadece rejim değişikliğini değil, doğrudan devlet çöküşünü hedeflediğini söyledi.
Levy’ye göre “Büyük İsrail” projesi, sanıldığının aksine, Batı Şeria veya Gazze’yle sınırlı olmayıp tüm bölgede “rakipsiz bir hakimiyet” kurmayı amaçlıyor.
“Büyük İsrail” ne demek?
Levy, programda şu ifadeleri kullandı:
“İsrailli liderler Büyük İsrail’den bahsettiğinde insanlar genellikle bunun sadece Batı Şeria’da veya Gazze’de daha fazla toprak ilhak etmekle ilgili olduğunu sanıyor. Ama bu bir yanlış anlaşılma. Büyük İsrail projesi temelde rakipsiz bir bölgesel hegemonya kurmakla ilgilidir. İsrail, Ortadoğu’da hakim güç olmak istiyor ve bunu başarmak için bölgedeki hiçbir devletin kendisini etkili şekilde meydan okuyamayacağından emin olmak zorunda.”
Levy, bu stratejinin sadece toprak meselesi olmadığını, “güç, güvenlik ve uzun vadeli hakimiyet” hedeflediğini vurguladı.
İran hedefi: Rejim değişikliği değil, devlet çöküşü
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın İran liderliğine yönelik açık tehditlerini değerlendiren Levy, Tel Aviv’in Tahran’daki asıl amacının “klasik anlamda bir rejim değişikliği olmadığını” belirtti:
“Hayır, klasik anlamda rejim değişikliği değil. İsrail’in İran’la ilgili peşinde olduğu şey çok daha radikal: devlet çöküşü (state implosion). Sadece Tahran’da farklı bir hükümet istemiyorlar. İran devletinin kendisinin çökmesini istiyorlar; ülkenin parçalanması, merkezi otoritenin dağılması, İran’ın tutarlı bir bölgesel güç olarak işlev göremeyeceği bir kaos ortamı yaratmak.”
Levy’ye göre İsrail, İran’ı “rakipsiz bölgesel hegemonya vizyonunun önündeki ana engel” olarak görüyor. Bu nedenle “strateji, İran’ı iç çöküşe itmek” üzerine kurulu.
Türkiye de hedefte: “Güçlü ve bağımsız olduğu için zayıflatılmalı”
Programda, “Büyük İsrail” projesinde Türkiye’nin nerede durduğu sorusuna Levy çarpıcı bir yanıt verdi:
“Bir sonraki hedeften bahsettiklerinde, yapmaya çalıştıkları şeylerden biri Türkiye’yi izole edecek veya zayıflatacak bir denklem oluşturmak. İsrail güvenlik elitleri bu konuda çok net: İran ve diğer acil tehditlerle uğraştıktan sonra, bu bölgesel düzende kontrol altına alınması veya zayıflatılması gereken ülke Türkiye’dir.”
Levy, Türkiye’nin ekonomisi, ordusu, dış politikası ve Müslüman dünyadaki artan etkisi nedeniyle “Büyük İsrail” projesinin önünde “potansiyel bir engel” olarak görüldüğünü söyledi.
Bu stratejinin “askeri baskının yanı sıra diplomatik izolasyon, ekonomik araçlar ve Ankara’yı kenara iten ittifaklar yaratmayı” içerdiğini de ekledi.
ABD’nin rolü: “Liderlik etmekten çok, sürükleniyor”
Levy, Washington’un bu süreçteki konumunu da eleştirdi:
“Amerika’nın bir planı var mı? İsrail’in çok net bir planı var. İsrail, özellikle mevcut liderlik ve güvenlik elitleri maksimalist bir vizyona sahip. Her adım için Amerikan onayını beklemiyorlar. Bölgeyi kendi uzun vadeli hedeflerine göre şekillendiriyorlar.”
Eski müzakereci, Washington’un bu İsrail planının sonuna kadar gitmesinin tüm sonuçlarını anlayıp anlamadığının soru işareti olduğunu belirterek, “Şimdiye kadar daha çok ikinci şıkka benziyor.” dedi.
“Geri tepme kaçınılmaz, bu strateji İsrail için de tehlikeli”
Levy, bu maksimalist yaklaşımın uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguladı:
“Sürekli savaş ve parçalama yoluyla tüm Ortadoğu haritasını yeniden çizemezsiniz; sonunda çok ağır bir bedel ödemeden olmaz. Geri tepme (blowback) sadece bölgeyi etkilemeyecek, sonunda İsrail’in kendisine ve en yakın müttefiklerine de ulaşacaktır.”
Levy, bu stratejinin “ne barış ne de İsrail’in uzun vadeli güvenliği için bir yol haritası” olduğunu, aksine “kendi gelecekteki zorluklarının tohumlarını eken bir hakimiyet stratejisi” olduğunu sözlerine ekledi.
Değerlendirme
Daniel Levy’nin açıklamaları, İsrail’in mevcut hükümetinin bölgesel politikalarına ilişkin ciddi iddialar içeriyor.
Eski bir “barış müzakerecisi” olarak Levy’nin bu açıklamaları, özellikle İran’da “devlet çöküşü” hedefi ve Türkiye’nin stratejik olarak zayıflatılması gerektiği yönündeki tespitleri, Ortadoğu’da yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi olarak yorumlanabilir. ABD’nin bu süreçteki pasif rolü ise bölgesel dengeler açısından ayrı bir soru işareti oluşturuyor.