İsrail ordusundaki üst düzey yetkililer, işgal başbakanı Netanyahu'nun Lübnan'a sert yanıt talimatı verdiğine dair açıklamalarının halkı yanıltmaya yönelik bir kurgu olduğunu ve Netanyahu'nun askeri başarısızlıkları orduya yüklemek için "günah keçisi" aradığını bildirdi.
YDH- Israel Hayom'a göre, İsrail ordusundaki üst düzey yetkililer, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine "sert yanıt verilmesi" yönündeki talimatının gerçeği yansıtmadığını ve sahadaki operasyonel emirlerde hiçbir değişiklik yapılmadığını bildirdi.
Ordu kaynakları, Netanyahu’nun kamuoyuna yönelik sert açıklamalarını, artan iç baskıyı yatıştırmak amacıyla kullanılan bir "sis perdesi" olarak nitelendirdi.
Statik savunma pozisyonunda bekletilen ve hareket alanı kısıtlanan birliklerin saldırılara açık hale geldiğini savunan yetkililer, bu durumun son olarak Çavuş Idan Fox’un ölümüyle sonuçlanan zafiyete yol açtığını vurguladı.
Netanyahu’nun talimatı ve sahadaki gerçeklik
Israel Hayom'a göre, İsrail Başbakanı Netanyahu, ''Cumartesi günü saat 20:49’da yaptığı kısa açıklamada, Hizbullah’ın ateşkes ihlallerine karşılık ordunun sert bir darbe vurması talimatını verdiğini'' duyurdu.
Ancak bu açıklamadan yaklaşık iki buçuk saat sonra ordu sözcülüğünden gelen bildiri, saldırıların "sert" olmaktan uzak, rutin bir müdahale olduğunu ortaya koydu.
Üst düzey yetkililer, hava saldırılarının belirlenmiş "oyun kuralları" çerçevesinde, sivil yerleşimlerden uzak ve sadece Güney Lübnan ile sınırlı kaldığını; Beyrut ve Baalbek gibi kritik noktaların ise tamamen kapsam dışı tutulduğunu ifade etti.
Sorumluluğu orduya yükleme stratejisi
Askeri çevreler, Netanyahu’nun bu çıkışlarını bilinçli bir strateji olarak görüyor ve işgal başbakanının olası bir başarısızlığın sorumluluğunu askeri kuruma yıkmaya çalıştığını savunuyor.
Yetkililere göre Netanyahu, Lübnan’daki hayal kırıklığı yaratan sonuçlar ve İran karşısındaki kısmi kazanımlar için bir "günah keçisi" arıyor.
Ordunun tamamen siyasi iradenin ve Washington’da Başkan Donald Trump tarafından dikte edilen ateşkes kurallarının dışına çıkmadığı belirtilirken, Netanyahu'nun kamuoyunda orduyu "sonuç alamayan taraf" gibi gösterme çabasına dikkat çekildi.
İşgal ordusunun eli kolu bağlı hali
Siyasi ve askeri kanatlar arasındaki gerilim tırmanırken, sahadaki gerçeklik daha karmaşık bir hal alıyor.
Hizbullah’ın Taybe kasabasında Golani Tugayı’na saldırdığı, bu olayda Çavuş Idan Fox’un öldüğü hatırlatıldı.
Ordunun "izin verilen" alanlarla sınırlı kalması ve Trump rejimiyle olan hassas dengeler nedeniyle örgüt liderlerinin ve ana karargahların hedef alınamaması, askeri kurumda büyük bir hüsrana yol açıyor.
Geçmişteki "güvenlik kuşağı" travması ve yeni tehditler
Mevcut statik operasyonel düzenin yeni kayıplara davetiye çıkardığını belirten uzmanlar, bu tabloyu 1990’lı yılların sonunda Güney Lübnan’da yaşanan yıpratma savaşına benzetti.
Ancak bugünkü koşulların, Hizbullah’ın gelişmiş silah envanteri ve müzakereleri sabote etme motivasyonu nedeniyle çok daha tehlikeli olduğu savunuluyor.
Siyasi otoritenin "ateş altında müzakere" söyleminin, kuzeydeki yerleşim yerlerinde sirenlerin ve tehditlerin kalıcı hale gelmesine neden olan bir reçeteye dönüştüğü vurgulandı.
Stratejik tuzak ve kanlı kış uyarısı
İsrail’in savaşın başında Lübnan ve İran cephelerini ayırarak Hizbullah’ı stratejik bir kapana kıstırdığına inandığı ancak gelinen noktada kendi kurduğu tuzağa düştüğü tespiti yapıldı.
Siyasi iradenin bölgeye uğramaması ve kuzey sakinleriyle sadece ordunun iletişim kurması, halk nezdindeki güven krizini derinleştiriyor.
Eğer diplomatik ve askeri bir çıkış yolu bulunamazsa, ilkbahar ve yaz aylarının İsrail güçleri ve kuzey sakinleri için "kanlı bir kışa" dönüşeceği uyarısıyla analiz noktalandı.