‘Sarı Hat’ krizi: Tarım, sanayi ve yaşam alanları yok edildi

img
‘Sarı Hat’ krizi: Tarım, sanayi ve yaşam alanları yok edildi YDH

“Sarı Hat”ın Gazze’nin büyük bölümünü kapsayarak kitlesel göç ve ağır yıkıma yol açtığı bildirildi.




YDH- Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi danışmanı Teysir Muhaysin, “Sened Haber Ajansı”na yaptığı özel açıklamada, işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nde dayattığı “Sarı Hat”ın “stratejik boyutları olan askerî bir uygulama” olduğunu belirtti.

Muhaysin, bu uygulamanın yaklaşık bir milyon Filistinlinin yerinden edilmesine ve bölgedeki hayati altyapının büyük ölçüde yıkılmasına yol açtığını ifade etti.

Muhaysin, 7 Ekim 2023’ten bu yana süren savaş bağlamında oluşturulan bu hattın, Gazze Şeridi’nin coğrafi alanının yüzde 45 ila 47’sini kapsadığını söyledi. Bu bölgelerde yüz binlerce kişinin yaşadığını aktaran Muhaysin, söz konusu nüfusun zorla yerinden edilerek kıyı şeridi boyunca kuzey, orta kesimler ve Han Yunus’un el-Mevasi bölgesine doğru göçe zorlandığını kaydetti.

Bu zorunlu coğrafi dönüşümün zaten sınırlı olan alanlarda nüfus yoğunluğunu daha da artırdığını vurgulayan Muhaysin, yerinden edilenlerin büyük çoğunluğunun “asgari yaşam koşullarından yoksun kamplarda” yaşamını sürdürdüğünü ve yerinden edilme sürecinin halen devam ettiğini belirtti.

Ekonomik yıkım ve tarımsal kayıplar

Muhaysin, ekonomik açıdan “sarı hat” kapsamına giren bölgelerin Gazze’de tarım ve sanayi sektörlerinin “bel kemiğini” oluşturduğunu ifade etti. Bu alanların geniş tarım arazilerini kapsadığını, halkın sebze ve meyve ihtiyacının önemli bir bölümünün buradan karşılandığını belirten Muhaysin, zeytinlikler, hayvancılık ve kümes hayvancılığı üretiminin de bu bölgelerde yoğunlaştığını aktardı.

Ayrıca Beyt Hanun ve “Karni” bölgelerindeki sanayi alanlarının ticari ve üretim faaliyetlerinin merkezini oluşturduğunu, ancak bu bölgelerin geniş çaplı yıkıma uğradığını söyledi.

Muhaysin, “tarım arazilerinin yüzde 70 ila 80’inin, büyük depoların, sanayi atölyelerinin ve tavuk çiftliklerinin tamamen yok edildiğini” belirtti.

Bu durumun Gazze’nin ekonomik ve yaşam döngüsünü yeniden kurma kapasitesini ciddi biçimde zayıflattığını ifade eden Muhaysin, tesis sahiplerinin bu alanlara erişiminin engellenmesinin ve yeniden inşa çalışmalarının yapılamamasının uzun vadeli sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Muhaysin, bunun özellikle “gıda güvenliği ve toplumsal istikrar” açısından ciddi riskler taşıdığını dile getirdi.

Uluslararası topluma çağrı

Muhaysin, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunarak “hukuki ve insani sorumlulukların yerine getirilmesi” gerektiğini ifade etti. İşgal güçlerine baskı yapılması ve imzalanan anlaşmalara uyulmasının sağlanması gerektiğini vurgulayan Muhaysin, “insani krizi derinleştiren tek taraflı uygulamaların durdurulması” çağrısında bulundu.

Ayrıca, acil uluslararası bir hareket planı oluşturulması gerektiğini belirten Muhaysin, bunun “İsrail’in işgal ettiği bölgelerden tamamen çekilmesini, saldırıların sona ermesini ve yerinden edilenlerin kendi bölgelerine geri dönmesini” sağlaması gerektiğini ifade etti.

Muhaysin, bu sürecin aynı zamanda yeniden inşa çalışmalarının başlaması ve Gazze’de normal yaşam koşullarının yeniden tesis edilmesi için gerekli olduğunu söyledi.

“Sarı Hat”ın genişlemesi ve kalıcılaşma endişesi

Metinde yer alan değerlendirmelere göre, “Sarı Hat”ın Gazze Şeridi’nin yüzde 53 ila 55’ine kadar uzandığı ve bu alanların doğrudan İsrail kontrolü altına alındığı ifade edildi.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, hat boyunca tahkim edilmiş askerî noktaların hızla inşa edildiğini belgelediği ve bunun “kalıcı bir varlık oluşturma niyetine işaret ettiği” aktarıldı.

Güvenlik riski ve ateşkese rağmen saldırılar

Hat çevresinde yaşayan sivillerin ve yerinden edilenlerin özellikle gece saatlerinde sık sık açılan ateşe maruz kaldığı belirtildi.

Bu durumun, yürürlükte olduğu ifade edilen ateşkes anlaşmasına rağmen bölgede ciddi bir “güvensizlik ortamı” yarattığı vurgulandı.

“Sarı Hat” Nedir?

“Sarı Hat”ın, sahada sarı beton bloklarla işaretlenen bir ayrım çizgisi olduğu ifade edildi. Bu hattın, doğuda işgal güçlerinin kontrolündeki alanlarla batıda Filistinlilerin bulunduğu bölgeleri birbirinden ayırdığı belirtildi.

Söz konusu hattın, Ekim 2025’te ABD desteğiyle açıklanan “Gazze barış planı” kapsamında ortaya çıktığı ve başlangıçta “çekilme sınırı” olarak tanımlandığı aktarıldı.

Ancak hattın sahadaki konumunun sürekli değiştirilmesinin, “fiili genişleme politikasının bir yansıması” olduğu ifade edildi.