'Lübnan'da ateşkes İsrail için bir tuzak ve Amerika bir yüke dönüştü'

img
'Lübnan'da ateşkes İsrail için bir tuzak ve Amerika bir yüke dönüştü' YDH

❝Ortada bir ateşkes falan yok; bu sadece kanlı ve yavaş ilerleyen bir yıpratma savaşı. 11 günde üç askerimizi kaybettik.❞




Elişa Ben Kimon

YDH- İsrail'in önde gelen gazetesi Yediot Ahronot'un yazarı Elişa Ben Kimon İsrail’in ABD ile olan stratejik ortaklığının Lübnan sahasında bir "yük" haline geldiğini vurguladığı analizinde, Washington'ın İran ile yürüttüğü büyük pazarlıklar ve bölgesel çıkarları nedeniyle İsrail ordusunun 'operasyonel özgürlüğünün' kısıtlandığını, ordunun 'yarı güçle' savaşmak zorunda kaldığını ve bunun bedelini işgal askerlerinin kanıyla ödediğini açıkladı.


Lübnan’daki mevcut durum Hizbullah için adeta bir can suyu oldu.

ABD ile yapılan işbirliği İsrail ordusunun elini kolunu bağlıyor, Hizbullah ise sahadaki varlığını kullanarak halk nezdindeki itibarını tazelemeye çalışıyor.

Üst düzey komutanlar durumu açıkça itiraf ediyor: 

"Eğer halk bu kaosa geri dönerse, bunca şeyi boşuna yapmış oluruz." 

İşte kuzeydeki krizin anatomisi:

1. Stratejik hata: Son iki haftada Güney Lübnan’da kurulan yapı tam bir uyarı fişeği niteliğinde. Bu düzen tamamen Hizbullah’ın ekmeğine yağ sürüyor ve işgal ordusunu savunmasız bırakıyor. Dün Bekaa vadisine yapılan saldırı her ne kadar bir tırmanış gibi görünse de, ordu hala siyasi kararlar yüzünden "yarı güçle" savaşıyor. ABD ile ortaklık İran’a karşı kritik olsa da, Lübnan sahasında artık ciddi bir ayak bağına dönüştü. Washington’ın çıkarları bizim güvenliğimizle çatıştığında bedelini askerimiz kanıyla ödüyor.

2. İran’ın masasındaki piyon: Acı gerçek şu: Lübnan sahası, İran’la yürütülen büyük pazarlığın bir aracından ibaret. Beyaz Saray, Tahran’ı ekonomik olarak yıpratmaya çalışırken aslında kuzeyin güvenliğini bu uğurda feda ediyor.

3. Sözde ateşkes: Ortada bir ateşkes falan yok; bu sadece kanlı ve yavaş ilerleyen bir yıpratma savaşı. 11 günde üç askerimizi kaybettik. Hizbullah roket fırlatıyor, pusular kuruyor, dronlarla saldırıyor. Ordu sadece karşılık vermekle yetiniyor. Bekaa’daki mühimmat depolarını vurduk ama bu durum Hizbullah’ın Hayfa’ya saldırarak ateş çemberini genişletmesine neden olabilir.

4. Stratejik tuzak: Ordu yer altı tünellerini ve silahları imha etmeye devam ediyor ancak bunun bedeli ağır oluyor. Örgüt, Güney Lübnan’da kendine rahat bir alan yarattı; saldırılarını bir noktadan yöneterek ordumuzu bir yıpratma savaşına çekiyor.

5. Hizbullah masayı deviriyor: Kendini "Lübnan’ın koruyucusu" gibi pazarlayan Hizbullah, müzakereleri baltalamak için her şeyi yapıyor. Naim Kasım’ın son mesajları net: Silah bırakmak veya teslim olmak söz konusu bile değil. Aksine, boşaltılan köylere geri döneceklerini ilan ediyorlar.

6. İşgal anlatısı ve ideolojik oksijen: Sahadaki askeri varlığımız, ironik bir şekilde Hizbullah’ın eline koz veriyor. "İsrail işgaline karşı savaşıyoruz" hikayesini halka daha kolay satıyorlar. Buna bazı askerlerin evlerde sergilediği disiplinsiz görüntüler de eklenince, örgüt kaybettiği itibarını geri kazanıyor.

7. Naim Kasım’ın dokunulmazlığı: Mevcut çatışma tarzı, Hizbullah lideri için bir nevi hayat sigortası oldu. Tehditlere rağmen Naim Kasım’a dokunulmuyor; üst düzey suikastlar durdu. Kasım, ABD’nin İsrail’i engellediğini bildiği için saklandığı yerden operasyonları rahatça yönetiyor. Savunma Bakanı Katz ise hala "Lübnan’ın sedir ağaçları yanacak" diyerek sert uyarılar yapıyor ama sahada durum farklı ilerliyor.

8. Askerler hedef tahtasında: Güney Lübnan’daki yoğunlaşma, askerlerimizi açık hedef haline getirdi. Arazi yapısını kullanan Hizbullah, intihar bombacılarını sahaya sürmeye hazırlanıyor. Hava kuvvetleri ise örgütün merkezine ve komuta kademesine tam güçle yüklenemediği için Hizbullah kendine izole ve güvenli bir savaş alanı yaratabiliyor.

9. Ucuz ve ölümcül: İHA filosu: Hizbullah, pahalı füzeler yerine ucuz ama etkili dronlara yöneldi. Bu dronlar köylerdeki atölyelerde, RPG başlıklarıyla modifiye ediliyor. En tehlikelisi ise fiber optik kablolu olanlar; bunlar sinyal bozuculara takılmıyor ve tespit edilmeleri imkansız. Öyle ki askerler bunları havada tüfekle vurmaya çalışıyor.

10. Sonuç: Ya tam tasfiye ya hiç: Siyasi kanat operasyonların süreceğini söylese de komutanlar kapalı kapılar ardında gerçeği biliyor: Hizbullah tam anlamıyla tasfiye edilmeden yapılacak her türlü anlaşma koca bir yalandan ibaret kalacak.

11. Terk edilen sınır hattı: Hizbullah istediğini aldı: Tahran ve Beyrut arasındaki hattı birleştirerek İsrail’in kuzeyindeki vatandaşları kaderine terk etti. Biz yerel çatışmalarla vakit kaybederken, sınır hattındaki insanların güvenliği her geçen gün biraz daha yok oluyor.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel