Lübnan Güçleri Partisi bölünmeyi teşvik ediyor

img
Lübnan Güçleri Partisi bölünmeyi teşvik ediyor YDH

Lübnan Güçleri Partisi içerisinde toprak bütünlüğüne dair çatlak sesler yükselirken, parti yetkililerinin vatan sınırlarını yaşam tarzına göre belirleyen bölücü söylemleri ulusal güvenlik ve bölgesel dengeler açısından ciddi riskler taşıyor.




YDH- Firas es-Şufi, el-Ahbar gazetesinde kaleme aldığı analizinde, Lübnan’ın toprak bütünlüğü ve siyasi geleceğine dair sağ kanatta yükselen radikal söylemleri ve bu söylemlerin yarattığı bölgesel riskleri mercek altına alıyor.

Lübnan Güçleri Partisi Medya Sorumlusu Charles Cabbur'un sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaları değerlendiren es-Şufi, Cabbur'un Lübnan’ın 10.452 kilometrekarelik resmi yüzölçümüyle ilgilenmediği yönündeki ifadelerine dikkat çekiyor.

Yazar, bu bakış açısının Lübnan’ın ulusal sınırlarından ziyade, dar bir alanda "yaşam tarzını koruma" önceliğine dayandığını savunuyor.

Yazara göre bu yaklaşım, İsrail’in Lübnan topraklarına yönelik genişleme planlarına ve ülkenin olası bir bölünme tehlikesine karşı derin bir kayıtsızlığı yansıtıyor.

"Küçük devlet" mantığı ve siyasi çelişkiler

Es-Şufi, Jabbour’un bu çıkışının Lübnan Güçleri lideri Samir Caca'nın resmi sınırlar ve ateşkes anlaşmalarına bağlılık içeren son açıklamalarıyla çeliştiğini altını çiziyor. Yazar, bu durumu şu çarpıcı cümlelerle özetliyor:

"Bölünme söylemi şu anda devlet için ölümcül bir nitelik taşımakta ve Geagea’nın Lübnan’ın sınırlı bir bölgesinde kurmaya çalıştığı türden küçük bir devlet mantığını güçlendirmektedir."

Analizde, bu tür ayrılıkçı söylemlerin sadece iç kamuoyunu etkilemekle kalmadığı, aynı zamanda uluslararası gözlemciler tarafından da "Hristiyan kamuoyunu etkisiz seçeneklere yönlendirme çabası" olarak okunduğu belirtiliyor.

Yazar, mezhepsel ve bölgesel kutuplaşmanın arttığı, bir milyondan fazla insanın göçmen durumuna düştüğü hassas bir dönemde bu söylemlerin tehlikeli bir boyuta ulaştığını savunuyor.

Bölgesel aktörler ve "silahlanma" iddiaları

Firas es-Şufi, analizinde Lübnan Güçleri’nin saha faaliyetlerine dair ciddi iddialara da yer veriyor.

Bazı bölgelerde gençleri saflarına katma ve eğitim verme girişimlerinin güvenlik birimlerince takip edildiğini belirten yazar, Lübnanlıların iç çatışma senaryolarına eklemlenme konusunda sanıldığı kadar istekli olmadığını ifade ediyor.

Haber-analizde ayrıca, Lübnan’daki bu gerilimli atmosferin bölgesel dengelerle çeliştiği vurgulanıyor.

Es-Şufi; Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerin Lübnan’ın bölünmesini destekleyen hamlelere karşı olduğunu hatırlatıyor.

Özellikle Suudi Arabistan’ın önceliğinin mezhep çatışmasını önlemek ve Taif Anlaşması’nı korumak olduğunu belirten yazar, dış aktörlerin "küçük devlet" senaryolarına sıcak bakmadığının altını çiziyor.

Sonuç olarak yazar, Lübnan içindeki sağ söylemin ulusal sınırları ve devlet otoritesini hiçe sayan bir noktaya evrilmesinin, ülkeyi tehlikeli bir belirsizliğe ve silahlı çatışma riskine sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.



Makaleler

Güncel