Yemenliler Hürmüz modelinden ilham alıyor

img
Yemenliler Hürmüz modelinden ilham alıyor YDH

"Cibuti'nin deniz sınırları ise kayalıklarla dolu sığ sularda sadece 5 ila 6 kilometrelik bir alanı kaplıyor. Bu durum, Yemen'i doğu ve batı geçitleri üzerinde egemenlik haklarını kullanabilecek tek devlet haline getiriyor."




Reşid el-Haddad

YDH - İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti almaya başlaması, Yemen'deki Ensarullah hareketini Babülmendep Boğazı için benzer bir ekonomik adım atmaya sevk etti. Sanaa hükümeti, boğazın coğrafi konumu ve ulusal yasalar uyarınca bölgenin Yemen'in iç su yolu olduğunu savunarak uluslararası anlaşmaları yeniden değerlendirmeyi gündemine aldı. El-Ahbar gazetesi yazarı Reşid el-Haddad'ın değerlendirmesine göre, uluslararası ticaret yollarında askeri gücün kalıcı bir ekonomik denetim mekanizmasına dönüştürülmesi riskini doğururken, bölgedeki güvenlik ve ekonomi denklemini kökten değiştirme potansiyeli taşıyor.

İran'ın geçtiğimiz perşembe günü Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden alınan ücretlerin Merkez Bankası'na yatırılmaya başlandığını duyurmasının ardından, ABD ve İngiliz medyası boğazlarda geçiş ücreti uygulamasının yaygınlaşmasının uluslararası ticaret üzerindeki etkilerine karşı uyarılarda bulundu.

İngiliz Lloyd’s List dergisi cumartesi günü yayımladığı haberde, Ensarullah hareketinin Kızıldeniz'de gemilere geçiş ücreti uygulama eğiliminin, askeri nüfuzu kalıcı bir jeopolitik ve ekonomik araca dönüştürdüğünü kaydetti.

Dergi, bu durumun dünyanın en önemli su yollarından birinde uluslararası seyrüsefer için yeni bir gerçeklik yarattığını aktardı.

Lloyd’s List, Ensarullah hareketinin Babülmendep Boğazı'ndan geçen ticari gemilere ücret uygulama fikrini daha önce de değerlendirdiğine dikkat çekti. Haberde, "Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda bu ücretleri başarıyla uygulamaya koyması, hareketin boğazdan kalıcı gelir elde etme mekanizmalarına dair tartışmaları yeniden canlandırmasına yol açabilir" ifadesine yer verildi.

Ayrıca uluslararası toplumun bu yönelimi kabul etmesinin, Husilerin Kızıldeniz'deki nakliye trafiği üzerindeki denetimine resmiyet kazandıracağı vurgulandı.

Demokrasileri Savunma Vakfı'na bağlı Long War Journal sitesi de benzer bir çerçevede, Ensarullah'ın Babülmendep'te ücret uygulamasını değerlendirmesini, dünyanın en önemli deniz koridorlarından birinde yeni bir ekonomik ve güvenlik tırmanışının habercisi olarak nitelendirdi.

ABD merkezli Wall Street Journal gazetesi geçen haftaki haberinde, Suudi Arabistan'ın Ensarullah'ın bu tür ücretler uygulama ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirmişti. Aden'deki hükümete yakın medya organları ise böyle bir adımı "uluslararası topluma yönelik şantaj" olarak tanımladı.

Halk nezdinde ise bu adımın Yemen'in çıkarlarına hizmet edeceği düşüncesiyle büyük destek gördüğü gözleniyor.

Yemenli aktivistler sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarda, Yemen deniz hukukuna göre Yemen ile Cibuti arasında yer alan Babülmendep Boğazı'nın, özellikle gemi geçiş bölgelerinin tamamen Yemen egemenlik sahasında kaldığını ve Yemen'in gözetiminde olduğunu hatırlattı.

Hukuki çalışmalara göre, boğazlardan serbest geçişi öngören 1982 tarihli Jamaika Sözleşmesi büyük devletlerin çıkarlarına göre tasarlandı. Sanaa'daki gözlemciler, Yemen'in bugün her zamankinden daha güçlü olduğunu ve altyapısını yıkan kanlı bir saldırı sonrası abluka altında bulunduğunu belirterek, Kızıldeniz ve Babülmendep'ten geçen gemilere ücret uygulama hakkına sahip olduğunu ifade ediyor.

Bu çevreler, kendi ajandalarını dünyaya dayatmaya çalışan ABD'nin, 1982'deki Üçüncü Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı'nda kabul edilen yasaya uymadığına dikkat çekiyor. Söz konusu yasaya göre Babülmendep Boğazı uluslararası bir geçit olarak kabul edilmiş ve büyük devletler kendilerine herhangi bir bedel ödemeden serbest geçiş hakkı tanımıştı.

Babülmendep Boğazı, Yemen ana karası ile boğazın ortasındaki Meyun Adası arasında yer alıyor. Sanaa'daki hukuk uzmanları, boğazın iki Yemen kara parçası arasında kalması nedeniyle uluslararası hukuka göre Yemen'in dilediği tasarrufta bulunabileceği özel karasuyu statüsünde olduğunu savunuyor. 1967 tarihli ve 15 sayılı Yemen Deniz Kanunu'na göre Yemen'in deniz sınırları 12 deniz milinden başlıyor; Meyun Adası'nın batısından Cibuti yönüne doğru uzanan bölgeyi kapsıyor.

Cibuti'nin deniz sınırları ise kayalıklarla dolu sığ sularda sadece 5 ila 6 kilometrelik bir alanı kaplıyor. Bu durum, Yemen'i doğu ve batı geçitleri üzerinde egemenlik haklarını kullanabilecek tek devlet haline getiriyor.

Özellikle ana kara ile Meyun Adası arasındaki doğu geçidi, uluslararası bir su yolu değil, iç geçit sayıldığı için tamamen Yemen'in ulusal yasalarına tabi bulunuyor.

Bu gelişmeler ışığında, Sanaa'daki Manevi Yönelim Dairesi mensuplarından Albay Salih el-Kaz, ordunun yayın organı 26 Eylül gazetesinde de yer bulan paylaşımlarında hükümete Jamaika Sözleşmesi'ni gözden geçirme çağrısında bulundu.

ABD'nin 2015'te Paris İklim Anlaşması'ndan, 2017'de UNESCO'dan ve 2020'de Açık Semalar Antlaşması'ndan çekildiğini hatırlatan el-Kaz, "Yemenliler olarak coğrafyamızın ve karasularımızın kendimiz ve ümmetimiz için herhangi bir tehlike oluşturmasına izin veremeyiz" dedi.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel