ABD'nin ulusal borcu, mart ayı sonunda gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 100’ünü aşarak İkinci Dünya Savaşı sonrası kaydedilen tarihi seviyelere yaklaştı.
YDH - ABD'nin ulusal borcu, mart ayı sonu itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 100 eşiğini geride bıraktı.
Mevcut veriler, borç yükünün İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından kaydedilen yüzde 106’lık tarihi rekoru aşabileceğine dair işaretler barındırıyor.
Ekonomik Analiz Bürosu tarafından perşembe günü yayımlanan veriler, ulusal borcun GSYH’nin yüzde 100,2’sine ulaştığını gösterdi.
Kurum, 31 Mart itibarıyla kamu elinde tutulan borç miktarının 31,27 trilyon dolar olduğunu kaydetti. Geçtiğimiz yıl genelindeki GSYH ise 31,22 trilyon dolar düzeyinde gerçekleşti.
Ulusal borcun GSYH’ye oranı, 2025 mali yılının sona erdiği eylül ayında yüzde 99,5 seviyesinde bulunuyordu.
Sorumlu bir Federal Bütçe Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Marc Goldwein, konuya ilişkin değerlendirmesinde, borçlanmanın "sismik bir küresel çatışmadan değil, her iki partinin de zor kararlar almaktan bütünüyle feragat etmesinden" kaynaklandığını belirtti.
Goldwein, yayımladığı açıklamada ulusal borcun artık ABD ekonomisinden daha büyük bir hacme ulaştığına dikkat çekerek, bu miktarın tarihi ortalamanın yaklaşık iki katı olduğunu ifade etti.
Goldwein, "Geçtiğimiz birkaç yıl içinde mali gidişatımıza dair çok sayıda uyarı işitmiştik ancak bu son gelişme özellikle yüksek bir sesle çınlıyor. Asıl soru, Washington’daki liderlerimizin dinleyip dinlemeyeceğidir" dedi.
Hazine Bakanlığı’nın geçtiğimiz ay paylaştığı günlük veriler de ABD ulusal borcunun 39 trilyon dolar sınırını aştığını ortaya koymuştu.
Söz konusu rekora, borcun 38 trilyon dolar barajını geçmesinden yalnızca beş ay sonra ulaşıldı.
Wall Street Journal’ın aktardığına göre, hükümet toplanan her 1 dolarlık gelire karşılık 1,33 dolar harcama yaparken, bu yılki bütçe açığının 1,9 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor.
Marc Goldwein, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada mevcut durumu "henüz haritası çıkarılmamış, bilinmeyen bir bölge" ve "korkutucu bir yer" olarak niteledi.
Borcun büyümesine izin verilmesinin, hem mevcut hem de gelecek nesillerin refahını aşındırdığını vurgulayan Goldwein, artan borç yükünün gelir artışını yavaşlatarak, faiz oranlarını yükselterek ve enflasyonist baskıları artırarak ödenebilirliği tehlikeye attığını bildirdi.
Goldwein ayrıca, borç yükünün devasa faiz maliyetleriyle bütçeleri sıkıştırdığını ekledi.
Yükselen borç yükünün ABD’yi "jeopolitik rakiplerden gelecek meydan okumalara karşı savunmasız bıraktığını" belirten Goldwein, "düzeltici bir eylem" alınmaması halinde bu durumun "yıkıcı" bir mali krizi tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Kongre Bütçe Ofisi (CBO) ise şubat ayında yayımladığı uyarıda, mevcut koşulların değişmemesi durumunda kamu elindeki borcun 2030 yılına kadar GSYH’nin yüzde 108’ine, 2036 yılına kadar ise yüzde 120’sine yükseleceğini kaydetmişti. CBO öngörülerine göre bütçe açığı 2036 itibarıyla 3,1 trilyon dolara ulaşacak.
CBO Direktörü Phillip Swagel, döneme ilişkin açıklamasında, "Bütçe projeksiyonlarımız, mali yörüngenin sürdürülebilir olmadığını göstermeye devam ediyor" ifadesini kullandı.
CBO, söz konusu mali değişimlerin temel itici güçleri arasında geçtiğimiz temmuz ayında yasalaşan "One Big Beautiful Bill Act" yasasının yanı sıra yüksek gümrük tarifeleri ve düşük göç oranlarını gösterdi.