ABD rejiminin "İran donanmasının yok edildiği" yönündeki iddialarına karşın saha verileri tam tersini söylüyor.
YDH- WANA Haber Ajansı'na göre, Amerika Birleşik Devletleri tarafından ortaya atılan, bazı savaş gemileri ve hızlı saldırı botlarının hedef alınmasıyla İran donanmasının tamamen saf dışı bırakıldığı yönündeki iddialar, saha gerçekleriyle örtüşmüyor.
Mevcut veriler, Hürmüz Boğazı'nın halen tam kapasiteyle İran kontrolünde olduğunu gösteriyor.
Hem teknik hem de jeopolitik perspektifler, rejim yetkililerin açıklamalarıyla taban tabana zıt bir tablo çiziyor.
İran deniz gücünün yapısal mimarisi
İran'ın deniz filosu temel olarak iki ana kategoriye ayrılıyor:
1- Doğrudan askeri amaçlar için tasarlanan birincil savaş gemileri,
2- Ticari gemilerden dönüştürülen platformlar.
Tahran yönetimi, tersine mühendislik yöntemlerini kullanarak elindeki en gelişmiş gemiler üzerinden Jamaran sınıfı fırkateynleri geliştirmeyi başardı.
Tamamen yerli imkanlarla üretilebilen bu gemilerin yanı sıra, sivil gemilerden dönüştürülen platformlar çok daha hızlı ve yüksek sayılarda denize indirilebiliyor.
Ancak İran donanması için asıl kritik nokta, sadece yeni gemi inşa etmek değil, bu araçların operasyonel ömürlerini ve beka kabiliyetlerini artıracak stratejik güncellemeleri hayata geçirmek olarak görülüyor.
Asimetrik doktrin ve hızlı saldırı botları
WANA Haber Ajansı’nın değerlendirmesine göre hızlı saldırı botları, Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri bünyesinde, ülkenin coğrafi yapısı ve asimetrik harp doktrinine uygun biçimde yapılandırılıyor.
Ajansın aktardığına göre, geçmiş çatışmalarda bu botlar düşman unsurlara ciddi kayıplar verdirme kapasitesiyle öne çıkarken, kendileri sınırlı hasar alarak sahadaki operasyonel etkinliklerini ortaya koydu.
WANA ayrıca, bu düşük zayiat oranının yapısal bir avantaj oluşturduğunu, gerektiğinde filonun hızlı biçimde genişletilebilmesine imkân sağladığını vurguluyor.
Stratejik mühimmatlar ve uzun menzilli tehditler
Son yıllarda İran’ın deniz kabiliyetlerine dört ana silah sistemi entegre edildi:
• Gemi karşıtı balistik füzeler,
• Seyir füzeleri,
• Keşif-vuruş İHA’ları,
• Dolanan mühimmatlar.
Tıpkı hızlı saldırı botlarında olduğu gibi, bu sistemler de düşman üzerinde geniş çaplı bir etki yaratırken kendilerini korumayı başarıyor.
Hızlı botlar Hürmüz Boğazı coğrafyasında ve kısa menzilde etkinlik sağlarken; füzeler ve insansız hava araçları, İran’ın deniz savaşındaki uzun menzilli ofansif gücünü temsil ediyor.
Direniş Ekseni ve batırılamaz platformlar
WANA Haber Ajansı’nın değerlendirmesine göre Direniş Ekseni’nin deniz gücü, doğrudan stratejik coğrafyalarla bütünleşik bir yapı üzerinden şekilleniyor.
Bu çerçevede söz konusu etki alanının; İran üzerinden Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nı, Yemen üzerinden Kızıldeniz ve Babülmendep’i, Lübnan üzerinden ise Doğu Akdeniz hattını kapsayacak şekilde genişlediği aktarılıyor.
WANA’nın analizine göre füze ve insansız hava aracı kabiliyetlerinin hızlı saldırı botlarıyla birleşmesi, bu deniz havzalarının tamamında çok katmanlı bir caydırıcılık ve direnç mekanizması oluşturuyor.
Bu stratejik geçiş noktalarının kontrolünün, ilgili yapılar açısından “batırılamaz platformlar” olarak tanımlanan bir etki alanı yarattığı ifade ediliyor.