Şeyh Naim Kasım: Lübnan'da tampon bölgeye geçit verilmeyecek

img
Şeyh Naim Kasım: Lübnan'da tampon bölgeye geçit verilmeyecek YDH

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan topraklarında bir "sarı hat" veya tampon bölge kurulmasına asla izin verilmeyeceğini vurguladı.




YDH - Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım pazartesi günü yaptığı açıklamada, Lübnan'da bir ateşkesin bulunmadığını, aksine İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin saldırganlığının sürdüğünü belirtti.

Sivillerin, köylerin ve kasabaların hedef alınmasını, evlerin yıkılmasını; çocuk, kadın, erkek ve yaşlıların katledilmesini kınamak için yeterli kelime bulunmadığını ifade eden Kasım, bu saldırıların hakları gasp etmeyi, toprağı ve geleceği zorla işgal etmeyi amaçladığını kaydetti.

Şeyh Naim Kasım, direnişin amacının ise toprağın kurtarulması ve adaletin tesisi olduğunu, düşmanın direniş karşısında ne kadar kibirlenirse kibirlensin hedeflerine ulaşmakta aciz kaldığını dile getirdi.

Bölge tarihinin, ülkenin ve gelecek nesillerin geleceği açısından tehlikeli bir aşamadan geçildiğini vurgulayan Şeyh Naim Kasım, suçlu Siyonist düşmanın, zalim Amerikan diktatörlüğünün yönetim ve desteğiyle Lübnan'a saldırdığını belirtti.

Bu sürece sömürgeci devletlerin ve "dünyevi kalıntılar peşinde koşan mağlubiyet yanlılarının" da destek verdiğini ifade eden Kasım, sayı ve teçhizat azlığına rağmen direnişin, halkın ve destekçilerin bu "insanlık dışı canavarların" karşısında durduğunu söyledi. Şeyh Naim Kasım, bu kararlılığın müttefiklerle birlikte ülkenin ve bölgenin onurlu, bağımsız ve aziz geleceğini şekillendireceğini bildirdi.

Lübnan'ın güvenlik ve egemenlik ihtiyacı

Saldırıya uğrayan tarafın Lübnan olduğunu ve asıl Lübnan'ın güvenlik ve egemenlik garantilerine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Şeyh Naim Kasım, İsrail'in kuzeydeki yerleşim birimlerinin güvenliğine ilişkin iddialarına değindi.

Lübnan'ın 27 Kasım 2024 tarihli anlaşmayı 15 ay boyunca titizlikle uygulayarak bu güvenliği sağladığını ve ordunun Litani Nehri'nin güneyine yerleştiğini hatırlatan Kasım, buna karşın düşmanın anlaşmanın tek bir adımını dahi uygulamadığını kaydetti.

Kasım, İsrail'in anlaşmayı 10 binden fazla kez ihlal ettiğini, 500 sivili öldürdüğünü, yüzlercesini yaraladığını, binlerce evi yıktığını ve insanları köylerinden göç ettirdiğini aktardı.

Tüm bu eylemlerin "Büyük İsrail" yolunda bir ilerleme kaydedilememesi nedeniyle yapıldığını savunan Kasım, "yeryüzünün tüm canavarları bir araya gelse dahi" bu hedefe ulaşılamayacağını vurguladı.

Direnişçilerin silahlarına yönelik sorulara yanıt veren Şeyh Naim Kasım, direnişin dönemin ruhuna uygun yöntemler seçtiğini ve dersler çıkardığını, sahadaki performans ve sürprizlerin de bunun kanıtı olduğunu belirtti.

Coğrafi bir noktada sabit kalma zorunluluğu bulunmadığını ifade eden Kasım, Lübnan'ın birçok yerinden gelen direnişçilerin uygun silahlarla vur-kaç taktiği uygulayarak düşman askerlerine kayıplar verdirdiğini ve işgal edilen topraklarda istikrarı engellediğini bildirdi.

Kasım, Lübnan topraklarında ne bir "sarı hat" ne de bir "tampon bölge" bulunduğunu ve asla olmayacağını kesin bir dille ifade etti.

Toprakları geri alma ve teslim olmama iradesiyle direnişin gücü ile iç birliğin birleşmesi durumunda başarının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Şeyh Naim Kasım, iç cephede direnişi "arkadan hançerlemeyin" çağrısında bulundu.

Kasım, "Sizin direnişin inançlarını taşımanızı beklemiyoruz; sadece bu hassas aşamada düşmanın safına hizmet etmemenizi istiyoruz" dedi.

Devlet yetkililerinin ulusal birliği koruma, egemenliği sağlama, orduya savunma emri verme ve vatandaşları koruma görevi olduğunu hatırlatan Kasım, hükümetin Taif Anlaşması'nı seçicilikten ve yanlış yorumlardan uzak bir şekilde uygulaması gerektiğini belirtti.

Hizmetlerin ve anayasal bağlılığın şeffaf bir şekilde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Kasım, "Dünyada ülkesini savunan direnişe karşı düşmanla işbirliği yapan başka bir devlet var mıdır?" sorusunu sordu.

Süreci yönetmek için dört temel unsur

Mevcut aşamanın aşılması için dört etkili unsura dikkat çeken Şeyh Naim Kasım bunları; direnişin sürdürülmesi, iç uzlaşı, İran-ABD anlaşmasından yararlanılması ve düşmana baskı yapacak her türlü uluslararası veya bölgesel hareketliliğin değerlendirilmesi olarak sıraladı.

Çözümün teslimiyetle mümkün olmayacağını vurgulayan Kasım, Lübnan'ı siyasi ve askeri olarak zayıf ya da vesayet altında bir ülke olarak kurgulayan bir mühendisliğin veya saldırganlık gölgesindeki bir diplomasinin çözüm getirmeyeceğini bildirdi.

Hizbullah'ın, saldırıları durduracak ve anlaşmaları uygulayacak diplomasiye karşı olmadığını belirten Şeyh Naim Kasım, deniz sınırı anlaşması ve ateşkes sürecinde sonuç veren "dolaylı müzakere" yöntemini desteklediklerini ifade etti.

Doğrudan müzakerelerin ise sonuçsuz ve karşılıksız bir taviz olduğunu kaydeden Kasım, bu durumun sadece Benyamin Netanyahu'nun zafer imajı çizmesine ve Donald Trump'ın ara seçimler öncesindeki konumuna hizmet edeceğini dile getirdi.

Genel Sekreter Kasım, açıklamasının sonunda direniş gençlerine, fedakâr halka ve destekçilere teşekkür etti. Başta Seyyid Hasan Nasrullah ve Seyyid Haşim Safiyuddin olmak üzere tüm şehitlerin kanının yollarını aydınlattığını belirten Kasım, Lübnan'ın tüm bölgelerinden ve inanç gruplarından direnişe destek veren, birlik ve beraberliği temsil eden tüm kesimlere selamlarını iletti.