Foreign Policy’de yayımlanan analizde, İran ile ABD arasındaki savaşın kısa sürede sona ermeyebileceği ve Washington’ın “sonsuz savaş” riskine sürüklenebileceği belirtildi.
YDH- Foreign Policy’de yer alan analizde, ABD ile İran arasındaki savaşın “kalıcı bir savaşa dönüşme” ihtimalinin giderek daha fazla tartışıldığı belirtildi.
Analize göre, ilk bakışta savaşın kısa sürede sona erebileceğine dair beklentiler bulunsa da tarihsel örnekler “farklı bir tabloya” işaret ediyor.
Analizde, bu tür çatışmaların kalıcı hale gelmesinde üç temel faktörün belirleyici olduğu kaydedildi: “zayıf tarafın yüksek direnç göstermesi”, “güçlü tarafın maliyet-fayda hesaplamasından uzaklaşması” ve “taraflardan en az birinde kurumsal denetim mekanizmalarının zayıf olması.”
Bu üç unsurun bir araya gelmesinin, savaşın sınırlı kalmasını zorlaştırdığı aktarıldı.
“Zayıf tarafın direnci” ve İran örneği
Analizde, asimetrik savaşlarda zayıf tarafın yüksek direnç göstermesinin savaşların uzamasında kritik rol oynadığı ifade edildi.
Tarihsel örnekler arasında Boerlerin Britanya İmparatorluğu’na karşı mücadelesi, Afgan mücahitlerin Sovyetler Birliği’ne karşı direnişi ve Taliban’ın ABD’ye karşı savaşı gösterildi.
İran’ın mevcut süreçte “yüksek direnç gösteren aktör” olarak öne çıktığı belirtildi. Analize göre İran’ın 16 binden fazla hava saldırısına rağmen ayakta kaldığı, bölgesel ölçekte karşı saldırılar gerçekleştirdiği ve Hürmüz Boğazı’nda ekonomik etkisi olan hamleler yaptığı belirtildi.
Ayrıca, İran’ın her geri çekilme veya baskı sonrası yeni adımlar atarak “geri adım atmadığı mesajını güçlendirdiği” ifade edildi.
Analizde, İran’ın müzakere süreçlerinde de sert bir tutum izlediği, bazı görüşmelere katılmadığı ve “savaşın sonucunu belirleyeceği” yönünde açıklamalar yaptığı aktarıldı.
Güçlü aktörlerde karar mekanizmaları
Analizde, uzun süren savaşlarda güçlü tarafların çoğu zaman maliyet-fayda analizinden uzaklaştığı belirtildi.
Bu süreçte üç temel düşünce biçiminin öne çıktığı ifade edildi:
“İtibar kaygısı” (geri adımın zayıflık olarak görülmesi)
“Batık maliyet etkisi” (harcanan kaynakların korunması isteği)
“Güç yanılgısı” (karşı tarafın mutlaka geri adım atacağı varsayımı)
Vietnam ve Afganistan savaşları örnek verilerek bu dinamiklerin çatışmaları yıllarca uzattığı kaydedildi.
ABD yönetiminin yaklaşımı
Analizde ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmişte bazı çatışmalarda maliyet hesaplarına dayalı kararlar aldığı ve geri çekilme adımları attığı ifade edildi.
Örnek olarak, Afganistan sürecinin sonlandırılması ve Yemen’deki bazı saldrıların durdurulması gösterildi.
Ancak İran konusunda aynı yaklaşımın görülmediği, Trump’ın müzakere sürecinde “ABD’nin güçlü konumda olduğu” ve “tüm kartların Washington’da bulunduğu” yönünde ifadeler kullandığı aktarıldı.
Analize göre, Trump’ın ayrıca, İran’a yönelik bazı teklifleri “zafer elde etme fırsatını kaçırma” gerekçesiyle reddettiği ifade edildi.
“İtibar” ve siyasi hesaplar
Analizde Trump’ın dış politika yaklaşımında “tarihe güçlü lider olarak geçme” arzusunun etkili olduğu belirtildi.
İran’ın nükleer kapasitesine yönelik bir başarının “siyasi miras açısından önemli bir kazanım olarak görüldüğü” ifade edildi.
Ayrıca, İran’ın bazı diplomatik tekliflerinin “stratejik kazanım üretmediği” gerekçesiyle kabul edilmediği aktarıldı.
Analize göre, bu tür yaklaşımlar, savaşın uzama riskini artırabilecek faktörler arasında yer alıyor.
Kurumsal denetim ve savaş yetkileri
Analizde, savaşların uzamasında kurumsal denetim mekanizmalarının zayıflığının kritik rol oynadığı ifade edildi.
ABD’de Kongre’nin savaş yetkilerini sınırlama konusunda geçmişte sınırlı etki gösterdiği belirtildi.
Vietnam Savaşı’nda Tonkin Körfezi yetkisi, Irak ve Afganistan’da ise 2001 sonrası yetkilendirme mekanizmalarının uzun süreli savaşlara zemin hazırladığı aktarıldı.
Mevcut durumda da Kongre’nin İran dosyasında belirleyici bir sınırlama getirmediği ifade edildi.
Olası çıkış yolları
Analizde, çatışmanın tamamen kontrol altına alınmasının mümkün olduğu ancak bunun kısa vadede zor göründüğü belirtildi.
Geçmiş örnek olarak El Salvador iç savaşı gösterildi ve ABD Kongresi’nin, askeri danışman sayısını sınırlandırdığı ve düzenli raporlama zorunluluğu getirdiği hatırlatıldı.
Benzer mekanizmaların İran dosyasında da uygulanabileceği ifade edildi.
Sonuç: “Kalıcı çatışma riski”
Analizin sonunda, mevcut dinamiklerin değişmemesi halinde ABD-İran geriliminin “kalıcı savaş” yapısına evrilebileceği belirtildi.
“Kurumsal sınırlamaların zayıflığı, karşılıklı stratejik hesaplamalar ve siyasi motivasyonların” bu süreci beslediği ifade edildi.
Analiz, çatışmanın gidişatının yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve kurumsal kararlarla şekilleneceğini vurguladı.