Hamas heyeti Kahire temaslarının sürdüğünü açıkladı

img
Hamas heyeti Kahire temaslarının sürdüğünü açıkladı YDH

Kahire’de yürütülen ateşkes ve esir takası görüşmeleri, İsrail’in anlaşma maddelerine bağlı kalmadığı ve sahadaki operasyonlarını sürdürdüğü yönündeki değerlendirmeler nedeniyle tıkanma noktasına geldi.




YDH - Kahire’de devam eden müzakereler, İsrail’in anlaşma yükümlülükleri yerine getirmemesi ve Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını sürdürmesi nedeniyle çıkmaza sürüklenmiş durumda.

Filistinli direniş grupları ise sahadaki saldırılar ve ateşkes ihlallerine rağmen arabulucular üzerinden yürütülen temasları sürdürerek, Filistin halkının haklarını güvence altına alacak ve Gazze’deki savaşı durduracak bir mutabakata ulaşmaya çalışıyor.

Hamas’ın Gazze’deki lideri ve hareketin müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayya, görüşmelerin durmadığını ve sürecin zaman zaman hızlanıp zaman zaman yavaşladığını söyledi.

Hamas'ın siyasi büro başkanı Halil el-Hayya, çarşamba akşamı yaptığı televizyon açıklamasında, Hamas heyetinin arabulucular ve Nikolay Mladenov ile yürütülen görüşmelerin ardından kısa süre önce Kahire’den döndüğünü belirtti.

Hareketin anlaşmanın uygulanmasına yönelik yollar aramayı sürdürdüğünü kaydeden El-Hayya, Hamas’ın "sabır, cesaret ve yeterli esneklik" gösterdiğini ifade etti.

El-Hayya, temel sorunun İsrail’in uzlaşmaz tutumu ve üzerinde mutabakata varılan maddeleri uygulamaması olduğunu söyledi. Uluslararası toplumun ve arabulucuların, ilk aşaması uluslararası taraflarca ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından desteklenen anlaşmanın hükümlerinin uygulanması konusunda İsrail’i neden zorlayamadığını da gündeme getirdi.

"Yaptırım gücü olmayan garanti kağıt üzerinde kalıyor"

Siyasi analist Muhammed Şehhin de arabulucuların ve özellikle Trump’ın İsrail’i anlaşmaya bağlı kalmaya zorlaması gerektiğini söyledi.

Şehhin, Şehab Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, "Ancak sahada İsrail’i kim zorlayacak? Hiç kimse. Çünkü caydırıcı güçle desteklenmeyen garantiler, çıkar hesaplarının savurduğu bir kelimeden ibaret kalıyor. Bu durumda garanti, işgalci tarafından zayıflık işareti olarak okunuyor" ifadelerini kullandı.

ABD’nin "yükümlülük boşluğunu" bilerek açık bıraktığını söyleyen Şehhin, İsrail’in yalnızca fiili dayatma dilinden anladığını belirtti. Şehhin, yaptırıma bağlanmayan her anlaşmanın İsrail’e ihlallerini sürdürme alanı açtığını ifade etti.

Şehhin, ateşkesin her gün ihlal edilmesinin ve yardım konvoylarının İsrail güçleri tarafından engellenmesinin, bu bilinçli boşluğun doğrudan sonucu olduğunu kaydetti. Bu boşluğun zamanla "İsrail’in taşkınlığını koruyan bir zemine" dönüştüğünü söyleyen Şehhin, bunun Tel Aviv yönetimine anlaşmanın geriye kalan kısmını aşındırmak için zaman kazandırdığını ifade etti.

Şehhin, uluslararası tarafların gerçekte krizi sona erdirecek değil, "krizi yönetecek" bir anlaşma istediğini söyledi. Bu nedenle yükümlülük mekanizmasının içinin boş bırakıldığını belirten Şehhin, İsrail’in dünya kamuoyunun sınırlarını her gün yeniden test ettiğini ve bunun karşılığında herhangi bir bedel ödemediğini dile getirdi.

Filistinli direniş gruplarının esnek ve olumlu yaklaşımına karşılık bugün asıl gerekli olanın, İsrail’in anlaşmanın ilk aşama hükümlerini uygulamaya zorlanması ve ihlallerin durdurulması olduğunu da sözlerine ekledi.

Şehhin, mevcut tabloyu "uluslararası sistemin yapısına yerleşmiş çifte standart" olarak nitelendirdi. Filistinli direniş gruplarının davalarının meşruiyetine dayanarak arabuluculara siyasi cesaret ve taktik esneklik sunduğunu belirten Şehhin, İsrail’in ise Batı desteğini koruyacağı düşüncesiyle sistematik biçimde uzlaşmazlık politikası izlediğini söyledi.

İsrail’in Kahire’deki görüşmeleri insani çözüm zemini olarak değil, "müzakere propagandası" eşliğinde suikastlar ve altyapı yıkımını sürdürmek için kullandığını ifade eden Şehhin, siyasi görüşme masasının sahadaki operasyonlara hukuki kılıf işlevi gördüğünü kaydetti.

Yazar ve siyasi analist Talal Avkal da İsrail’in sahadaki askeri uygulamalarının siyasi çabaları boşa çıkarmayı hedeflediğini söyledi.

Avkal, Şehab’a yaptığı açıklamada, "İsrail liderleri ve ailelerini, hatta yakın akrabalarını hedef almaktan hiç vazgeçmedi. İsrail’in öldürdüğü isimlerin sayısı oldukça geniş bir kayıt oluşturuyor" dedi.

Avkal, bunun açık bir mesaj taşıdığını belirterek, İsrail’in müzakereleri, anlaşmaları ve hatta Trump planını reddeden bir siyaset izlediğini ifade etti.

İsrail’in, ordunun savaş cephelerinde elde edemediği sonucu siyasi ve psikolojik düzlemde "zafer görüntüsü" oluşturarak sağlamaya çalıştığını söyledi.

İsrail’in hedeflerinin yalnızca askeri boyutla sınırlı olmadığını kaydeden Avkal, temel amacın Gazze Şeridi’nde yaşamı ortadan kaldırmak, bölge halkını göçe zorlamak ve iki devletli çözüme uzanabilecek siyasi süreci kapatmak olduğunu belirtti.

Muhammed Şehhin, Halil el-Hayya'nın oğlunun katledilmesine ilişkin değerlendirmesinde ise bunu "hain bir saldırıyla ortaya çıkan siyasi iflas" şeklinde tanımladı.

Şehhin, müzakerelerin en kritik aşamasında başmüzakerecinin oğlunun hedef alınmasının, daha başlangıç aşamasında süreci başarısızlığa uğratmaya dönük niyetin göstergesi olduğunu söyledi.

Bu tür saldırıların arabulucuların kurmaya çalıştığı güven zemininin çökertilmesini amaçladığını belirten Şehhin, İsrail’in karşı taraftan bir yandan müzakere yürütmesini isterken diğer yandan evladının kefenini taşımasını dayattığını ifade etti.

Şehhin, bunun müzakere masasını "idam odasına dönüşen bekleme salonu" haline getiren bir mesaj taşıdığını kaydetti.

İsrail’in kayıpların baskısıyla taviz elde etmeye çalıştığını söyleyen Şehhin, bunun sonuç vermeyeceğini dile getirdi.

İsrail’in bugün elindeki aracın siyasi baskı değil, açık biçimde görülen katliam politikası olduğunu belirten Şehhin, bu yaklaşımın Filistin direnişinin kararlılığı karşısında stratejik sonuç üretmediğini ifade etti.