Güney Lübnan’da Hizbullah’ın İsrail’in sızma girişimlerine karşılık verdiği, çatışmalarda İsrail araçlarının hedef alındığı ve sınır hattında karşılıklı saldırıların sürdüğü bildirildi.
YDH- El-Meyadin, bugün Hizbullah’ın, güneydeki Sur kentinin güneyine doğru Beytü’s-Siyad yönünde ilerlemeye çalışan İsrail işgal güçleriyle çatışmalara girdiğini aktardı.
Direniş’in, Beytü’s-Siyad beldesine sızmaya çalışan bir İsrail ordu birliğini uygun silahlarla hedef aldığı ve 3 İsrail askeri aracına saldırı düzenlediği, bunun sonucunda araçlarda yangın çıktığı bildirildi.
Eş zamanlı olarak, İsrail’in Beytü’s-Siyad ve el-Mansuri çevresini topçu atışlarıyla hedef aldığı, ayrıca el-Mansuri ve Mecdel Zun bölgelerinde yoğun tarama atışları yaptığı belirtildi.
Direniş’ten devam eden operasyonlar
Lübnan’daki İslami Direniş dün yayımladığı 13 ayrı askerî bildiride, İsrail “ordusuna” ait asker topluluklarını ve askeri araçları Lübnan-Filistin sınır hattında hedef aldığını duyurdu.
Bu operasyonların, Lübnan ve halkını savunma ve İsrail’in ateşkes ihlallerine ve süregelen saldırılarına yanıt niteliği taşıdığı ifade edildi.
Açıklanan son operasyonlarda, İsrail ordusuna ait bir asker topluluğunun Deyr Siryan beldesinde Hıllet er-Rac bölgesinde bir intihar tipi insansız hava aracıyla hedef alındığı bildirildi.
Ayrıca, Alman-el-Kuseyr üçgeninde bulunan bir İsrail asker topluluğunun iki intihar İHA’sı ile vurulduğu, bunun yanı sıra el-Beyyade beldesinde İsrail ordusuna ait yeni kurulmuş bir komuta merkezinin top atışlarıyla hedef alındığı aktarıldı.
Demir kubbe platformu ve Merkava tankı hedef alındı
Dünkü en dikkat çeken operasyonlardan birinin, Cel el-Alam mevzii yakınlarında bulunan İsrail’e ait yeni bir Demir Kubbe platformunun intihar İHA’sıyla vurulması olduğu, bunun sonucunda platformun imha edildiği belirtildi.
Ayrıca Bint Cübeyl beldesinde bir “Merkava” tankının intihar İHA’sıyla hedef alındığı ve tam isabet kaydedildiği ifade edildi.
Direniş, İsrail’in sınır ihlallerinin artması karşısında topraklarını ve halkını savunmaya kararlı olduğunu vurgulayarak, bunun “İsrail’in Lübnan devleti, halkı ve direnişine yönelik tehlikeli hedeflerine karşı asgari bir görev” olduğunu belirtti.