Emekli Amerikalı tümgeneral Manner: İran, BAE üzerinden siyasi mesaj veriyor

img
Emekli Amerikalı tümgeneral Manner: İran, BAE üzerinden siyasi mesaj veriyor YDH

Eski Amerikan askeri yetkililerinden Randy Manner, Mario Nawfal'a verdiği mülakatta İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılarının doğrudan askeri hedeflerden ziyade siyasi mesaj taşıdığını söyledi.




YDH - Eski Amerikan askeri yetkililerinden Randy Manner, yayıncı ve yorumcu Mario Nawfal ile yaptığı mülakatta İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılarından Washington'ın tepkisine, Amerikan savaş gemilerinin savunma kapasitesinden İsrail'in hava savunma sistemlerine kadar geniş bir başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Mülakatın açılışında Nawfal, İran'ın "Özgürlük Harekatı"na yanıt olarak Birleşik Arap Emirlikleri'ni vurma kararına ilişkin değerlendirmesini sordu. Manner, İran'ın doğrudan Amerikan üslerini hedef almak yerine bölgesel siyasi etki alanı üzerinden mesaj vermeyi tercih ettiğini söyledi.

"İran, başkanı etkileyebilecek aktörleri hedef alıyor"

Manner, "Bu durumun oldukça açık olduğunu düşünüyorum. İranlılar, başkanı etkileyebileceklerini düşündükleri seslere ya da kişilere yöneliyor. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin Amerikan başkanı üzerinde etki kurma kapasitesine sahip olduğunu biliyorlar" ifadelerini kullandı.

İran'ın doğrudan Amerikan üslerine saldırmak yerine Birleşik Arap Emirlikleri'ni hedef almasının temel nedeninin de bu olduğunu düşündüğünü söyleyen Manner, "Bence mesele, doğrudan Amerikan üslerine saldırmak değil" diye konuştu.

Nawfal'ın, İran'ın neden Suudi Arabistan'ı hedef almadığı sorusuna yanıt veren Manner, Riyad'ın bölgesel ağırlığının ve askeri kapasitesinin belirleyici olduğunu belirtti.

Manner, "Suudi Arabistan hâlâ çok daha güçlü. Çok daha büyük bir kapasiteye sahip. Benim görüşüme göre İranlılar açısından Birleşik Arap Emirlikleri'nden çok daha fazla ağırlık taşıyor" dedi.

Eski askeri yetkili, İran'ın bu aşamada Suudi Arabistan'a doğrudan saldırmak istemediğini düşündüğünü de söyledi. Manner, "Birleşik Arap Emirlikleri'nden çok daha büyük bir askeri güçleri var" değerlendirmesinde bulundu.

"Trump'ın yaklaşımı alışılmış mantığa uymuyor"

Mülakatın ilerleyen bölümünde Nawfal, Donald Trump'ın saldırılara verdiği sınırlı tepkiye dikkat çekti. Nawfal, Trump'ın sosyal medya paylaşımında Birleşik Arap Emirlikleri'nden söz etmediğini, yalnızca Güney Kore bandıralı gemiye yönelik saldırıya değindiğini söyledi.

Nawfal ayrıca Trump'ın Amerikan televizyon kanalı ABC'ye yaptığı açıklamada saldırıları "çok sınırlı" diye nitelendirdiğini, çoğunun engellendiğini ve hasarın düşük seviyede kaldığını söylediğini hatırlattı.

Nawfal, Trump'ın daha geniş bir çatışma istemediği izlenimi verdiğini ifade ederek bunun Amerika'nın güvenilir müttefik görüntüsü açısından nasıl algılanacağını sordu.

Manner ise Trump'ın bazı konularda bilinçli biçimde sessiz kalıp kalmadığını anlamanın zor olduğunu söyledi.

"Bu başkanla ilgili her zaman bir zorluk var" diyen Manner, "Bir konu hakkında konuşmamasının nedeni dikkat çekmemek ya da tansiyonu yükseltmemek mi? Yoksa gerçekten konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmaması mı? Bunu ayırt etmek zor" ifadelerini kullandı.

Manner, Trump'ın canlı basın toplantılarında veya gazetecilerle yaptığı konuşmalarda zaman zaman sorulan konuya yabancı göründüğünü söyledi.

"Birçok durumda kendisine ne sorulduğuna dair fikri yokmuş gibi görünüyor" diyen Manner, bu nedenle Trump'ın Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırıyı bilinçli biçimde küçümsediği sonucuna doğrudan varmak istemediğini belirtti.

Bununla birlikte Manner, saldırının etkisinin hafife alınamayacağını söyleyen Manner, "Petrol rafinerisine yönelik saldırının önemli düzeyde olduğunu düşünüyorum. Küçük çaplı değildi" diye konuştu.

Manner, yine de Trump'ın açıklamalarından kesin sonuç çıkarmak istemediğini belirterek, "Başkanın sözlerine fazladan anlam yüklemek istemiyorum" dedi.

"Amerika'nın yaklaşımı bana mantıklı görünmüyor"

Nawfal, Washington'ın saldırılara yanıt vermemesi halinde ortaya çıkacak görüntüyü de gündeme taşıdı. Nawfal, hem Trump'ın hem de bazı Amerikan yetkililerinin saldırıları küçümseyen açıklamalar yaptığını söyledi.

Nawfal, İran'ın Amerikan müttefiki olan Birleşik Arap Emirlikleri'ni yeniden hedef aldığını, buna rağmen Washington'ın caydırıcılık üretmediği görüntüsü verdiğini ifade etti.

Amerikan yönetiminin yaklaşımını "alışılmadık" diye nitelendiren Manner, "Bu çok tuhaf bir politika ya da tepki biçimi" diyen Manner, "Gerçekten alışılmış mantık çizgisini izlemiyor" ifadelerini kullandı.

Manner, Washington'ın bu tavrının yalnızca "itidal" olarak açıklanamayacağını belirterek "Evet, buna itidal diyebilirsiniz ama Birleşik Arap Emirlikleri'nin çıkarlarını koruma yaklaşımıyla tam olarak örtüşmüyor" dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde büyük bir Amerikan hava üssünün bulunduğunu da hatırlatan Manner, "Amerika'nın orada büyük bir hava üssüne sahip olması düşünüldüğünde tablo bana mantıklı görünmüyor" değerlendirmesinde bulundu.

Kendi askeri tecrübesine dayanarak mevcut yaklaşımın tutarsız göründüğünü söyleyen Manner, "Askeri deneyimime dayanarak konuşursam, bu yaklaşım çok anlamlı görünmüyor" dedi.

Nawfal ise canlı yayın sırasında yaşadığı şaşkınlığı anlattı. İran saldırıları sırasında telefonundaki alarm sisteminin devreye girdiğini belirten Nawfal, yayında bu durumun görülebildiğini söyledi.

Nawfal, "Abluka ve Özgürlük Harekatı'nı yayın sırasında takip ediyordum. Ardından savaş döneminde duyduğum alarm sesi çalmaya başladı" dedi.

Alarmın gün boyunca birkaç kez devreye girdiğini söyleyen Nawfal, "Birleşik Arap Emirlikleri genelinde yaklaşık altı kez alarm çaldı" ifadelerini kullandı.

Nawfal ayrıca ertesi gün kendi telefonunda alarmın çalmadığını ancak ülkedeki başka kişilerin telefonlarında uyarı sisteminin yeniden devreye girdiğini aktardı.

"İsrail'in savunma sistemi bazı alanlarda daha etkili"

Daha sonra Nawfal, İran füzelerinin engellenmesinde İsrail'in hava savunma sistemlerinin de rol oynadığı yönündeki haberleri gündeme getirdi. Nawfal, İsrail sistemlerinin Amerikan sistemleriyle kıyaslandığında ne kadar etkili olduğunu sordu.

Manner, İsrail'in hava savunma kapasitesinin son derece gelişmiş olduğunu söyledi.

"En az Amerikan sistemleri kadar etkili, hatta bazı alanlarda daha etkili olduklarını söyleyebilirim" diyen Manner, İsrail sistemlerinin maliyet açısından da daha avantajlı olduğunu ifade etti.

Manner, bazı büyük füze türlerine karşı Amerikan sistemlerinin daha gelişmiş olduğunu ancak İsrail'in çok katmanlı savunma mimarisine sahip bulunduğunu söyledi.

"Demir Kubbe tek sistem değil" diyen Manner, "Bu yapı, farklı kabiliyetlerin birleşiminden oluşuyor" ifadelerini kullandı.

Eski askeri yetkili, sistemin yalnızca füzeleri değil, insansız hava araçlarını ve topçu ateşini de tespit edebildiğini anlattı.

Manner, "Sistem; insansız hava araçlarını, füzeleri ve topçu atışlarını tespit edip takip edebiliyor ve uygun durumda bunları engelleyebiliyor" dedi.

Topçu mühimmatının her durumda imha edilmesinin mümkün olmadığını belirten Manner, buna rağmen sistemin atışın yapıldığı noktayı çok hızlı biçimde tespit edebildiğini söyledi.

"Amerikan savaş gemilerini korumak yalnızca gemilere bağlı değil"

Mülakatın sonraki bölümünde Nawfal, Amerikan savaş gemilerine yönelik İran saldırısı haberlerini gündeme taşıdı.

Nawfal, ilk haberlerde İran saldırısının Amerikan savaş gemisini vurduğu yönünde bilgiler çıktığını, daha sonra ise İran tarafının bu açıklamaları geri çektiğini söyledi.

Nawfal ayrıca İran kaynaklarında saldırının çok katmanlı olduğu, füzeler, topçu sistemleri ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı yönünde haberler yayımlandığını belirtti.

"Ne kadarına inanılması gerektiğini anlamak zor" diyen Nawfal, İran'ın önce geminin vurulduğunu söylediğini, ardından Amerikan tarafının yalnızca saldırıya uğrandığını ancak isabet olmadığını açıkladığını hatırlattı.

Nawfal, geçmişte benzer olaylarda da çelişkili açıklamalar görüldüğünü söyleyerek bunun neden yaşandığını sordu.

Ayrıca İran füzelerinin Amerikan savaş gemisini vurmasının ne kadar zor olduğunu, topçu sistemleri ve insansız hava araçlarının devreye girmesi halinde bu ihtimalin nasıl değişeceğini de gündeme getirdi.

Manner ise Amerikan savaş gemilerinin savunmasının yalnızca kendi üzerlerindeki sistemlerden ibaret olmadığını söyledi.

"Bir Amerikan savaş gemisi boğazdan geçerken kullanılan savunma yalnızca geminin kendi savunması değil" diyen Manner, geminin çevresinde çok daha geniş bir savunma ağı bulunduğunu anlattı.

Manner, Amerikan ordusunun insansız hava araçları, savaş uçakları ve uydular aracılığıyla sürekli gözetleme yaptığını belirterek "Yalnızca geminin yakın savunması yok. Havada görev yapan insansız hava araçları, savaş uçakları ve uydular da neyin nereden geldiğini tespit etmeye çalışıyor" diye konuştu.

Eski askeri yetkili, savunma katmanlarının geminin çok ötesine uzandığını vurguladı.

"Gemiyi koruyan yapı, geminin kendisinin çok ötesine geçen çok katmanlı savunma sistemi" ifadelerini kullanan Manner, bu tür korumanın büyük kaynak gerektirdiğini söyledi.

"Yüzlerce gemiyi aynı şekilde korumak sürdürülebilir değil"

Manner, iki ticaret gemisine yönelik eskort operasyonunun daha büyük ölçekte uygulanabilir olup olmadığı sorusunu da gündeme getirdi.

"Kendi kendime sorduğum sorulardan biri şu" diyen Manner, "İki gemiye verilen eskort desteği yüzlerce gemi için uygulanabilir mi?" ifadelerini kullandı.

Bu tür operasyonların Amerika açısından son derece maliyetli olacağını belirten Manner, kapsamlı savunma sistemlerinin ciddi askeri kapasite gerektirdiğini söyledi.

Manner, "Bir şeyin korunan ticaret gemisine ya da Amerikan savaş gemisine ulaşma ihtimalini sıfıra indirmiyorsunuz, yalnızca azaltıyorsunuz" dedi.

Amerikan ordusunun riski azaltmak için çok büyük kaynak kullandığını belirten Manner, buna rağmen tam güvenliğin garanti edilemeyeceğini ifade etti.

Manner, eskort operasyonlarının sürekli hale getirilmesinin gerçekçi olmadığını söyleyerek "Yüzlerce eskort operasyonunun sürdürülebilir olduğuna inanmıyorum" dedi.

Bu yaklaşımın Amerika'yı bölgede çok uzun süre tutacağını belirten Manner, "Bu görev sonsuza kadar sürer ve bu varlıkları koruyabilmek için muazzam düzeyde askeri kapasite tüketir" ifadelerini kullandı.

"Operasyon, Amerika'nın imajını kurtarma çabası olabilir"

Nawfal'ın, Washington'ın neden Özgürlük Harekatı'nı başlattığı sorusuna yanıt veren Manner, bunun arkasında iki temel neden olabileceğini düşündüğünü söyledi.

Manner, ilk nedenin Trump yönetiminin "sıkışmış" görüntüsünü aşma çabası olabileceğini ifade etti.

"Başkan muhtemelen eleştirmenlerinin söylediği gibi sıkışmış durumda olduğunu hissediyordu" diyen Manner, "Bu durumdan nasıl çıkabileceklerini düşünmüş olabilirler" ifadelerini kullandı.

Trump yönetiminin, İran'a rağmen boğazdan güvenli geçiş sağlanabildiğini göstermek istemiş olabileceğine dikkat çeken Manner, "Belki de 'İran'a rağmen birkaç ticaret gemisini güvenli şekilde boğazdan geçirebildiğimizi gösterelim' diye düşündüler" dedi.

Ancak Manner, bu operasyonun görünenin ötesinde çok büyük kaynak gerektirdiğini vurguladı.

"İzleyicilerin şunu anlaması çok önemli" diyen Manner, "Sadece gemilerin eşlik ettiği basit operasyon değildi. Görünmeyen çok büyük askeri kaynak kullanıldı" ifadelerini kullandı.

Manner, savunma ağının yalnızca eskort gemilerinden oluşmadığını belirterek, "Bu yapı çok katmanlı savunma içeriyordu. İnsansız hava araçları, savaş uçakları ve uydular da bu operasyonun parçasıydı" dedi.

Eski askeri yetkili, tüm bu kapasitenin gemilerin "güvenli ya da büyük ölçüde güvenli" biçimde boğazdan geçirilebilmesi için kullanıldığını söyledi.



Makaleler

Güncel