Analist Ali Rıza Nurizade, Birleşik Arap Emirlikleri'nin coğrafi yakınlık ve askeri kapasite yetersizliği nedeniyle İran karşısında büyük bir kırılganlık yaşadığını ve olası bir çatışmada yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya kalacağını savunuyor.
YDH- Ana akım medyaya göre, İran İslam Cumhuriyeti'nin Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) yönelik stratejisini özel bir boyuta taşıdığı ve bu ülkeye diğer bölge aktörlerinden çok daha farklı bir yaklaşımla yöneldiği görülüyor.
Gazeteci ve analist Ali Rıza Nurizade, BBC Farsça ekranlarında yaptığı değerlendirmelerde, bugün itibarıyla BAE genelinde oldukça ''hüzünlü bir havanın hakimiyet sürdüğünü'' ifade ediyor.
Bölgedeki mevcut durumu analiz eden Nurizade, daha önce ülkede bulunan pek çok kişinin orayı terk ettiğini dile getirirken; Rus, Türk, Hintli ve diğer bölge ülkelerinden gelen milyarderlerin BAE'den ayrıldığını vurguluyor.
Yaşanan bu göç dalgasının BAE ekonomisi ve prestiji için kelimenin tam anlamıyla "bel bükücü" bir darbeye dönüştüğünü belirten analist, bu tablonun doğrudan fiyat artışlarını tetiklediğini kaydediyor.
Ekonomik sarsıntı ve bölgesel nüfuz
BAE'nin geçmişte sergilediği özgüvenli duruşa dikkat çeken Nurizade, ülkenin kendisini rakipsiz gördüğünü ve diğer devletlerin iç işlerine müdahale edecek kadar gururlu bir tavır takındığını hatırlatıyor.
Ancak gelinen noktada BAE'nin "kalbi kırık ve çökmüş" bir halde olduğunu savunan gazeteci, ülkenin artık İran'ın can düşmanına dönüştüğü tespitini paylaşıyor.
Bölge ülkelerinin İran'a zarar verme kapasitesini sorgulayan tartışmalara da değinen Nurizade, BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve hatta Suudi Arabistan gibi aktörlerin savaşa girmeme nedeninin "itidal" değil, aslında buna güçlerinin yetmemesi olduğu yönündeki görüşleri değerlendiriyor.
Güvenlik ikilemi ve coğrafi yakınlık
Suudi Arabistan'ı bu genellemenin dışında tutmanın daha doğru olabileceğini belirten Nurizade, BAE'nin sahip olduğu "kırılganlığın" ise somut bir gerçeklik teşkil ettiğini söylüyor.
Bu zafiyetin temel nedenlerinden birini İran topraklarına olan coğrafi yakınlık olarak açıklayan analist, Ebu Musa Adası ile BAE arasındaki mesafenin kısalığına işaret ediyor.
Bender Abbas ve bölgedeki diğer adalardan BAE'ye olan yakınlığın stratejik bir risk yarattığını ifade eden Nurizade, tek bir füzenin bile Abu Dabi veya Dubai'nin kalbine düşmesi durumunda tüm oyunun bozulacağını ve ülkenin 'felç kalabileceğini' vurguluyor.
On füze fırlatılması ve bunlardan sadece birinin hedefi vurması halinin bile BAE için son derece ağır ve yıkıcı bir darbe anlamına geleceğini belirtiyor.
Askeri denge ve stratejik çıkmaz
Mevcut gerilimde ABD'nin de devrede olduğunu aktaran Nurizade, Washington'un bölge müttefiklerine "Saldırmayın, çünkü bizi daha büyük bir sorunun içine sürüklersiniz" uyarısında bulunduğunu ifade ediyor.
Öte yandan BAE rejiminin, İran'a yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmeleri durumunda karşılığında iki katı darbe alacaklarını çok iyi bildiklerini dile getiriyor.
İran'ın önünde hiçbir engelin bulunmadığını savunan analist, yönetimin kendisini korumak adına her türlü adımı atabileceğini vurguluyor.
Bu durumun BAE'nin elini kolunu bağladığını söyleyen Nurizade, Bahreyn'in ise bu denkleme girebilecek bir kapasiteye sahip olmadığını, küçük bir ülke olarak imkanlarının kısıtlı kaldığını not ediyor.
Körfez hattında savunmasızlık
Kuveyt'in pozisyonuna da ışık tutan Nurizade, bu ülkedeki güçlü Şii nüfusun etkisiyle Kuveytlilerin İran ile hiçbir zaman doğrudan bir düşmanlık gütmediklerini açıklıyor.
Ancak Kuveyt'in de tıpkı BAE gibi olası saldırılara karşı oldukça savunmasız bir konumda bulunduğunu belirten gazeteci, tüm bu tablo içerisinde kuşkusuz en kırılgan aktörün BAE olduğunu ifade ederek sözlerini tamamlıyor.