Bölgede Amerikan karşıtı blok güçleniyor

img
Bölgede Amerikan karşıtı blok güçleniyor YDH

Irak ve bölge genelinde yükselen Amerikan karşıtı siyasi duruş, Washington’ın yayılmacı politikalarına ve egemenlik ihlallerine karşı net bir geri çekilme takvimi talep ediyor.




YDH- Irak ve Ortadoğu siyasetinde, ABD’nin askeri ve siyasi varlığını reddeden tutumlar her geçen gün ivme kazanıyor.

Washington’ın bölgesel nüfuzunu genişletme çabaları ve devletlerin iç işlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamalar, Amerikan varlığının meşruiyetini geniş çaplı bir tartışma odağına yerleştirmiş durumda.

Bu süreç, devletlerin egemenliğini ve bağımsız karar alma mekanizmalarını tahkim edecek şekilde yabancı askeri varlığının sona erdirilmesi için somut bir yol haritası oluşturulması yönündeki çağrıları da beraberinde getiriyor.

"Amerikan stratejisinin odağı ülkeleri korumak değil"

Siyasi analist Casim el-Musevi, el-Malume haber ajansına verdiği demeçte, Arap kamuoyundaki uyanışa dikkat çekti.

Musevi, "Arap sokakları artık Amerikan stratejisinin bölge ülkelerini korumakla ilgisi olmadığını; tamamen Siyonist rejimi muhafaza etmeye ve zenginlikleri, su kaynaklarını ve enerji yataklarını ele geçirmeye odaklandığını kavramaya başladı.

Donald Trump dönemi, Amerikan yönetiminin gerçek yüzünü ve yayılmacı emellerini tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ifşa etti," ifadelerini kullandı.

El-Musevi, bölgedeki jeopolitik kaymalara da değinerek, daha önce İran rejimini devirmek için ABD hamlelerini destekleyen bazı Körfez ülkelerinin bugün büyük bir "siyasi mahcubiyet" yaşadığını savundu.

Musevi’ye göre bu ülkeler, Amerikan varlığının istisnasız herkesi tehdit eden yıkıcı ve yerleşimci bir proje olduğunu acı bir şekilde tecrübe etti.

Mısır’a yönelik tehdit ve İran ile yeni ittifaklar

Analizde, Amerika’nın Mısır’a yönelik olası doğrudan tehditlerinin bölgedeki askeri dengeleri kökten değiştireceği öngörülüyor.

El-Musevi, böyle bir senaryonun bölge ülkeleri ile İran arasındaki stratejik, güvenlik ve askeri iş birliğinde radikal bir dönüşümü tetikleyeceğini vurguladı.

Musevi, "Bu yakınlaşma, bölgeyi parçalamayı ve yabancı üslerin tahakkümünü tamamlamayı amaçlayan hegemonya projesiyle mücadele etmek adına artık bir tercih değil, zorunluluktur," değerlendirmesinde bulundu.

Hava sahası ihlalleri ve egemenlik sorunu

Eski milletvekili Rezzak el-Haydari de Washington’ın Irak’taki hukuk tanımaz tutumuna dikkat çekti.

Irak hükümetinin onayı veya bilgisi dışında gerçekleşen askeri saha hareketlerinin ve tekrarlanan hava sahası ihlallerinin, uluslararası ve yerel yasaların açık bir ihlali olduğunu belirten el-Haydari, bu durumun zorla dayatılan bir "oldubitti"ye dönüştüğünü savundu.

El-Haydari, bu güçlerin geri çekilmesi için nihai bir son tarih ve bağlayıcı bir takvim belirlenmesi yönündeki taleplerin artık halkın ve siyasetin ortak paydası haline geldiğini vurgulayarak, "Irak güvenlik güçleri, herhangi bir yabancı vesayete ihtiyaç duymadan sınırlarını koruma ve iç güvenliği sağlama kapasitesine tam anlamıyla sahiptir," dedi.

Bağımsızlık özlemi ve ulusal egemenlik eğilimi

Irak ve bölgedeki Amerikan askeri varlığı meselesinin, halkın ve siyasetin artan baskısı altında önümüzdeki süreçte daha sert tartışmalara sahne olması bekleniyor.

Mevcut açıklamalar; halkın istikrar ve tam bağımsızlık özlemleriyle uyumlu olarak, şeffaf ve somut anlaşmalara dayanmayan her türlü askeri mevcudiyetin reddedilmesi yönündeki genel eğilimi yansıtıyor.

Bölgedeki temel siyasi akım, ulusal egemenlik ilkesinin güçlendirilmesi ve yabancı müdahalesinin tamamen dışlanması üzerinde birleşiyor.