Başarısız ziyaretin ardından: Kozlar Çin’in elinde

img
Başarısız ziyaretin ardından: Kozlar Çin’in elinde YDH

Trump’ın Pekin ziyareti, “büyük anlaşmalar” iddiasına rağmen somut sonuçlar üretmeden sona ererken, Tayvan ve İran gibi kritik başlıklarda Çin’in taviz vermediği ve güç dengesinin Pekin lehine olduğu belirtildi.




YDH- El-Ahbar’da yer alan analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin’de iki gün süren zirveden ayrılmadan hemen önce yaptığı açıklamalar ve Çin ziyaretinin ekonomik–jeopolitik sonuçları kapsamlı biçimde ele alındı.

Trump’ın Pekin zirvesi: “Büyük anlaşmalar” iddiası, belirsiz içerik

Analizde, Trump’ın Çin ziyaretinin sonunda, Pekin’deki iki günlük zirveden ayrılmadan hemen önce, Çin ile “birçok ticari anlaşma yaptığını” açıkladığı belirtildi.

Trump’ın, Çin’in İran konusundaki tutumuna ilişkin kendi pozisyonunu destekleyen görüşler “aldığı” izlenimi vermeye çalıştığı ifade edildi.

Trump’ın, ziyaret sırasında “harika” olarak nitelendirdiği bir grup teknoloji milyarderiyle birlikte bulunduğu aktarıldı. Ancak açıklanan ticari anlaşmaların ayrıntılarının “halen belirsiz olduğu” kaydedildi.

Bu belirsizliğin ABD iç piyasalarında düşüşe yol açtığı, ziyaret öncesi “iyimserlik” havasının yerini tedirginliğe bıraktığı ifade edildi.

Xi Jinping’den Tayvan uyarısı: “En önemli mesele”

Analizde, zirvenin en dikkat çekici başlığının Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Tayvan’a ilişkin açıklamaları olduğu belirtildi.

Şi’nin Trump’a, “Tayvan meselesi Çin–ABD ilişkilerinde en önemli konudur” dediği aktarıldı. Ayrıca, bu meselenin “doğru şekilde ele alınmaması halinde çatışmalara ve hatta bir savaşa yol açabileceği” uyarısında bulunduğu ifade edildi.

Bu uyarının bazı gözlemciler tarafından “benzeri görülmemiş” olarak nitelendirildiği kaydedildi.

Piyasalarda sert dalgalanma

Zirve öncesinde yatırımcıların güçlü bir iyimserlik taşıdığı, bu nedenle hisse senedi piyasalarının rekor seviyelere yükseldiği belirtildi. Ancak zirve sonuçlarının “bağlayıcı anlaşmalar ve somut rakamlar yerine genel siyasi söylemlerle sınırlı kalması” piyasalarda hızlı bir düşüşe yol açtı.

Buna göre, Dow Jones vadeli işlemleri 300 puandan fazla (%0,6) düştü, S&P 500 vadeli işlemleri yaklaşık %1 geriledi ve Nasdaq vadeli işlemleri %1,4 düştü.

Enerji ve tarım piyasalarında hareketlilik

Analizde, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına dair net bir karar çıkmaması nedeniyle Brent petrol vadeli işlemlerinin %3 artarak varil başına 108 doların üzerine çıktığı belirtildi.

Ayrıca, ABD’nin Çin’in Amerikan tarım ürünlerini satın alacağına dair “belirsiz” bir taahhütten söz etmesinin ardından soya fasulyesi vadeli işlemlerinde de sert yükseliş görüldüğü aktarıldı.

2017 ziyaretiyle karşılaştırma

El-Ahbar’ın aktardığına göre, bazı gözlemciler, Trump’ın mevcut ziyaretini 2017’deki Çin ziyaretiyle karşılaştırdı.

CNN’in bir raporuna atıfla, 9 yıl önce Trump’ın yaklaşık 30 CEO ile Çin’e gittiği ve 37 anlaşmanın duyurulduğu, toplam değerin 250 milyar doları aştığı ifade edildi.

Bu paket içinde Çin’in 300 Boeing uçağı alma taahhüdünün de bulunduğu ancak bu taahhüdün yerine getirilmediği hatırlatıldı.

Mevcut ziyarette ise Trump’ın 17 CEO ile geldiği ve bu isimlerin daha çok Çin pazarına erişim arayışına odaklandığı belirtildi.

Analizde, bu kez şirketlerin Çin’in yerli üretimi güçlendirme politikalarıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın Çin’e daha düşük seviyeli çiplerin satışı için Washington’a baskı yaptığı, ancak Pekin’in yerli üreticileri tercih ettiği için bu alımların gerçekleşmediği aktarıldı.

Tesla’nın Çin ve küresel pazarda BYD karşısında gerileme yaşadığı belirtildi. Counterpoint Research verilerine göre Tesla’nın Çin elektrikli araç pazar payının 2025’in son çeyreğinde %10’a düştüğü, bir yıl önce bu oranın %14 olduğu kaydedildi. Tesla’nın küresel liderliğini de BYD’ye kaptırdığı ifade edildi.

Boeing anlaşması ve enerji alımları

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Çin yatırımlarının “hassas olmayan sektörlere” yönlendirilmesi için bir yatırım konseyi kurulmasını görüştüklerini söylediği aktarıldı.

Trump’ın ayrıca, Çin’in 200 Boeing uçağı satın alacağına dair bir “Boeing anlaşması” duyurduğu, bu sayının 750’ye kadar çıkabileceğini belirttiği ifade edildi.

ABD tarafı ayrıca, Çin’in önümüzdeki üç yıl boyunca Amerikan petrolü, LNG ve soya fasulyesi alımına “yıllık milyonlarca dolarlık” ilgi gösterdiğini açıkladı.

Euronews değerlendirmesi: “Beklentiler karşılanmadı”

Euronews’e göre, Trump’ın ziyaret öncesinde beklentileri yükseltmesine rağmen Çin’den somut tavizler alınamadı ve ziyaret “hayal kırıklığı” ile sonuçlandı.

Haberde, İran ve Tayvan gibi kritik başlıklarda Çin’in “hiçbir taviz vermediği” vurgulandı. Bunun temel nedeninin Çin’in mevcut güç dengelerinde “üstün konumda” olması olduğu ifade edildi.

İran ve Tayvan dosyasında çelişkili açıklamalar

Analizde, İran meselesi ve Tayvan konusundaki açıklamalarda ABD ve Çin tarafları arasında “belirgin bir anlatı farkı” olduğu belirtildi.

Trump’ın Fox News’e yaptığı açıklamada, Şi’nin “İran ile ilgili sorunun çözümüne yardım etmeyi teklif ettiği ve İran’a askeri ekipman sağlamama sözü verdiği” ifade edildi.

Beyaz Saray açıklamasında, tarafların “Hürmüz Boğazı’nın açık kalması gerektiği, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması ve Çin’in boğazın askerileştirilmesine karşı olduğu” konularında mutabakata vardığı iddia edildi. Ancak bu ifadelerin ağırlıklı olarak ABD kaynaklarına dayandığı belirtildi.

Çin tarafının ise görüşme sonrası yaptığı açıklamalarda, İran’ın uranyum zenginleştirme hakkı dahil olmak üzere önceki pozisyonlarını koruduğu ve savaşın sona erdirilmesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı.

Çinli akademisyen Rong Huan’ın “el-Ahbar”a yaptığı değerlendirmede, Çin’in Hürmüz Boğazı konusunda “başından beri gemilerin serbest geçişini ve bölgesel istikrarı savunduğu” ifade edildi. Bu nedenle Çin’in tutumunun ziyaretle değişmediği vurgulandı.

ABD-Çin dengesi ve genel tablo

Analizin sonunda, birçok gözlemcinin ziyaret öncesi tek gerçek değişimin ABD-Çin ilişkilerinde yaşandığını düşündüğü belirtildi.

Bu değişimin, ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü ticaret savaşının ve Ortadoğu’daki yeni savaşlara dahil olmasının sonucu olduğu ifade edildi.

Foreign Affairs dergisine atıfla, taraflar arasındaki ekonomik gerilimin bir “Soğuk Savaş dönemi silah kontrol görüşmelerine” benzediği değerlendirmesi yapıldı.

Ancak “Busan anlaşması” olarak anılan sürecin eşitlikçi bir yapıdan uzak olduğu, Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki kontrolünü korurken ABD’nin teknoloji ve güvenlik alanındaki kısıtlamalarda geri adım attığı kaydedildi.

Bu dengesizliğin Çin’in elini güçlendirdiği, ABD’nin ise uzun vadeli stratejik zorluklarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Analizin sonunda ayrıca, Çin’in Tayvan önceliği açısından ABD’nin Ortadoğu’daki askeri angajmanlarının Washington’un küresel askeri kapasitesini zayıflattığı yönünde değerlendirmelerin Çinli analistler arasında arttığı belirtildi.



Makaleler

Güncel