El-Ahbar: Bölge savaş ile uzlaşma arasında kritik eşiğe yaklaşıyor

img
El-Ahbar: Bölge savaş ile uzlaşma arasında kritik eşiğe yaklaşıyor YDH

Bölgenin savaş ile müzakere arasında kritik bir eşiğe yaklaştığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik baskı stratejisinin ise Tahran’ın temel pozisyonlarını değiştirmekte yetersiz kaldığı ifade edildi.




YDH- El-Ahbar, işgalci yapı içinde ve dışında yapılan değerlendirmelerin, bölgenin önümüzdeki dönemin yönünü belirleyebilecek “kritik bir eşiğe” yaklaştığına işaret ettiğini bildirdi.

Buna göre, sürecin “ya sınırlı bir tırmanmayla başlayıp geniş bir savaşa dönüşebilecek yeni bir askeri çatışmaya ya da karşılıklı yıpranma dengelerinin dayattığı bir anlaşma formülüne” evrileceği ifade edildi.

Haberde, mevcut kuşatma ve baskı ortamının tüm taraflar için “yüksek maliyet” ürettiği, bu nedenle mevcut durumun uzun süre sürdürülemeyeceğine yönelik bir varsayımın öne çıktığı kaydedildi.

İsrail’in savaş eğilimi ve İran’a baskı stratejisi

El-Ahbar, İsrail’in savaş seçeneğini önceleyen bir tutumla hareket ettiğini ve olası bir çatışmanın daha olası olduğu varsayımıyla davrandığını bildirdi.

Haberde, Tel Aviv’in İran’ın güç unsurlarına ve enerji kaynaklarına yönelik saldırıların Tahran’ı ciddi tavizlere zorlayabileceği fikrini öne sürdüğü, ancak İsrail’in ve Washington’ın bu yaklaşımın sonuçlarından tamamen emin olmadığı ifade edildi.

Ayrıca, bu yaklaşımın bazı ABD çevrelerinde de karşılık bulduğu, ancak Başkan Donald Trump’ın bu yaklaşıma ne ölçüde ikna olduğunun “net olmadığı” kaydedildi.

İran’a yönelik baskı stratejisinin sınırları

El-Ahbar, ABD’nin onlarca yıldır uyguladığı ekonomik yaptırımlar, siyasi baskılar ve güvenlik operasyonlarının İran’ı stratejik bir teslimiyete zorlamayı hedeflediğini, ancak bunun beklenen sonucu “üretmediğini” bildirdi.

Haberde, bu politikanın İran ekonomisini zayıflattığı ve bazı bölgesel ağları kısıtladığı, ancak stratejik dönüşüm sağlamada “başarısız” olduğu ifade edildi.

Ayrıca Washington’ın mevcut süreçte İran’dan füze programı, uranyum zenginleştirme hakkı ve bölgesel ilişkiler gibi alanlarda taviz beklediği, ancak Tahran’ın bunları varoluşsal meseleler olarak gördüğü belirtildi.

İran’ın geri adım eşiği ve direniş doktrini

El-Ahbar’a göre İran, ağır ekonomik ve askeri baskılara rağmen stratejik olarak geri adım atmayı kabul etmiyor.

Haberde, Tahran’ın geçmişte yüksek maliyetlere rağmen temel pozisyonlarını koruduğu, bunu iç istikrarı ve bölgesel konumunu sürdürmenin bir parçası olarak değerlendirdiği ifade edildi.

Ayrıca, baskının artmasının İran’da geri çekilme yerine daha fazla sertleşme ve direnç eğilimini güçlendirebileceği kaydedildi.

 ABD’nin temel ikilemi

El-Ahbar, Washington’ın iki seçenek arasında sıkıştığını bildirdi: ya İran’ın bazı kırmızı çizgilerini kısmen tanıyan bir uzlaşma ya da geniş çaplı bir yönetim değişikliği projesi.

Haberde, ikinci seçeneğin büyük ölçekli askeri kapasite, uzun süreli savaş riski ve ciddi bölgesel ve küresel sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

Bu nedenle temel tartışmanın, İran’da “rejim değişikliği” mi yoksa “davranış değişikliği” mi hedeflendiği sorusu etrafında şekillendiği aktarıldı.

“Açık denge” ve belirsizlik

El-Ahbar, ABD’nin hedeflerini netleştirmemesi halinde bölgenin “açık uçlu bir denge” içinde kalacağını bildirdi.

Haberde, ne askeri seçeneğin tek başına kesin bir sonuç üretebildiği ne de baskı politikalarının kalıcı bir uzlaşma sağlayabildiği ifade edildi.

Sonuç olarak, Washington’ın kendi hedeflerini aşağı çekip İran’ın kabul edebileceği bir çerçeveye yönelip yönelmeyeceğinin belirleyici olacağı kaydedildi.



Makaleler

Güncel