Financial Times: Dünya, tarihin en büyük enerji krizine girdi

img
Financial Times: Dünya, tarihin en büyük enerji krizine girdi YDH

Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma ve enerji sevkiyatlarının durmasıyla birlikte dünya “fiziksel kıtlıklar” dönemine girerken, küresel ekonominin “tarihin en büyük enerji krizi” ile karşı karşıya olduğu belirtildi.




YDH- Financial Times’daki analize göre, “ilk olarak savaş geldi, ardından abluka ve şimdi kıtlıklar geliyor.”

Analizde, Hürmüz Boğazı’ndan şubat sonundan bu yana tankerlerin geçmediği, petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), üre, rafine petrol ürünleri, hidrojen, helyum ve benzeri kritik emtiaların sevkiyatının durduğu bildirildi.

Boğaz kapanmadan önce yola çıkan gemilerin büyük bölümünün varış noktalarına ulaştığı, ancak bundan sonra gönderilmeyen sevkiyatların giderek daha fazla hissedileceği aktarıldı.

Stokların da tükenmeye başlamasıyla birlikte “fiziksel kıtlıklar dönemine girileceği” ifade edildi.

“Varsayımsal kıtlıklardan gerçek kıtlıklara”

Analize göre, şimdiye kadar yaşanan kıtlıkların “çoğunlukla varsayımsal” olduğu, ancak artık bunların “gerçek hale geleceği” belirtildi.

Analizde, bu durumun yönetilmesi gerektiği, bunun da nihayetinde talebin bastırılmasıyla mümkün olacağı ifade edildi. Bunun ise “kısıtlama ve resesyon” karışımını gerektireceği aktarıldı.

Ayrıca, “daha yüksek fiyatlar ile sıkı para politikasının birlikte hem enflasyon hem de daralma yaratabileceği” belirtildi.

Butler: “Süre uzadıkça etkiler ağırlaşacak”

Financial Times, bu değerlendirmenin BP’nin eski strateji yöneticisi ve King’s College London’dan Nick Butler’a ait olduğunu aktardı.

Butler’ın Substack yazısında, “Başlangıcın sonu” başlığını kullandığı belirtildi.

Butler, “Hürmüz’ün kapalı kalma süresi uzadıkça ve fiziksel zarar büyüdükçe kıtlıkların süresi uzayacak ve etkileri daha kötü olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Altyapı saldırıları ve rafineriler devre dışı

Financial Times’a göre, yaşanan sorunların yalnızca boğazın kapanmasından kaynaklanmadığı, altyapı hedeflemelerinin de ciddi zarar verdiği aktarıldı.

Butler’a göre, “en az sekiz önemli Körfez rafinerisinin tamamen veya kısmen devre dışı kaldığı” ve Katar’daki Ras Laffan LNG tesisinin de etkilendiği belirtildi.

Bu yıkımın ne kadar sürede onarılacağının ise henüz bilinmediği aktarıldı.

“Ürün bazlı kıtlık dönemi”

Financial Times, “Crack The Market” analizine atıfla, kıtlıkların yalnızca ham petrol üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini bildirdi.

Çünkü rafinerilerin belirli tür ham petrole göre tasarlandığı ve bu nedenle ikamenin kolay olmadığı ifade edildi.

Körfez bölgesinin kriz öncesinde “günde 3,3 milyon varil rafine ürün ve 1,5 milyon varil LPG ihraç ettiği” aktarıldı.

Bu ürünlerin dizel, jet yakıtı, nafta ve benzin gibi nihai yakıtlar olduğu ve Asya ile Avrupa tedarik zincirlerine doğrudan aktığı belirtildi.

Butler’ın, mevcut durumda ana kıtlıkların “jet yakıtı ve dizel” olduğunu yazdığı aktarıldı.

ABD de bağımsız değil

Financial Times’a göre, bu ürün bazlı gerçeklikler nedeniyle ABD’nin petrol açısından tam bağımsız olmadığı ifade edildi.

ABD’nin net ihracatçı olduğu ancak rafinerilerinin işleyebilmesi için uygun ham petrol ithalatına ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Stoklar geçici tampon, kapasite sınırlı

Financial Times, krizin etkisinin şimdiye kadar stokların hızla tüketilmesiyle yumuşatıldığını aktardı.

Ancak stokların sınırlı olduğu ve bunun uzun vadede sürdürülemez olduğu ifade edildi.

Körfez dışı üretim artırmanın veya sevkiyatları Hürmüz dışına yönlendirmenin orta vadede dahi zor olduğu belirtildi.

Küresel boş üretim kapasitesinin büyük kısmının Körfez’de bulunduğu aktarıldı.

Rusya’nın alternatif kaynaklardan biri olduğu ancak kapasitesinin sınırlı olduğu ifade edildi.

Ayrıca, Suudi Arabistan ve Umman’daki boru hatlarının kapasitesinin de yetersiz olduğu, genişletilmesinin uzun zaman alacağı aktarıldı.

Avrupa’da rafineri kapasitesinin yıllardır düştüğü ve bunun kısa sürede değiştirilemeyeceği belirtildi.

Enerji dışı kriz: Genişleyen etki alanı

Financial Times, kıtlığın enerjiyle sınırlı olmadığını aktardı. Helyum, nafta, metanol, fosfat, üre, amonyak ve kükürt arzının da etkilendiği belirtildi. Helyum eksikliğinin mikroçip üretimine zarar verdiği ifade edildi.

Gübre üretimi için gerekli hammaddelerdeki düşüşün küresel gıda üretimini azaltacağı aktarıldı.

Ayrıca, dünya taşımacılığında uzun rotaların maliyetleri artırdığı ve “20.000 denizcinin Körfez’de mahsur kaldığı” bildirildi.

Piyasalar ile gerçeklik arasında kopuş

Financial Times, piyasaların bu gelişmelerin ateşkes ve Hürmüz’ün yeniden açılmasıyla çözüleceğine inandığını aktardı. Ancak bunun gerçekleşmeyebileceğinin kolayca görülebileceği ifade edildi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusunda temel önceliğinin “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” olduğu belirtildi.

İran’ın buna ne ölçüde razı olacağı, böyle bir anlaşmaya neden güveneceği ve bunun nasıl denetleneceği sorularının yanıtsız olduğu aktarıldı.

Fiyat şoku, enflasyon ve resesyon riski

Financial Times, petrol vadeli işlemler piyasasının fiyatların düşeceği beklentisini yansıttığını aktardı. Ancak bunun kesin bir gösterge olmadığı, geçmişte birçok kez beklentilerin boşa çıktığı belirtildi.

Arzın kısıtlı kalması durumunda fiyatların yükselmek zorunda kalacağı ifade edilen analizde, talep esnekliğinin düşük olması nedeniyle petrol ve ürün fiyatlarının sert şekilde artabileceği aktarıldı.

Bunun enflasyon beklentilerini yükselteceği, faizlerin artacağı ve küresel ekonomide resesyon baskısı yaratacağı belirtildi.

 “Tarihin en büyük enerji krizi” uyarısı

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un, dünyanın “tarihin en büyük enerji krizine girdiği” uyarısında bulunduğu aktarıldı.

Financial Times, mevcut koşullar değişmezse bu uyarının doğru çıkacağını belirtti.

Analiz şu cümlelerle sona erdi: “ABD, savaşına ‘Destansı Öfke Operasyonu’ adını verdi. Ancak ‘Destansı Aptallık Operasyonu’ daha gerçekçi bir isim olurdu.”