İsrail askeri ve istihbarat kaynakları, güney Lübnan’daki operasyonların Hizbullah’ın insansız hava araçları ve füzelerden oluşan askeri kapasitesini tamamen ortadan kaldıramayacağını değerlendiriyor.
YDH - Lübnan’ın güneyindeki askeri durum, İsrail açısından hızlı bir askeri karar veya yalnızca ateş gücü üstünlüğüyle yönetilebilecek bir aşamayı geride bırakarak daha karmaşık bir yapıya dönüştü.
Sahadaki gelişmeler, Hizbullah’ın muharebe koşullarına uyum sağlama yeteneğinin etkisiyle şekillenirken; İsrail’in bölgede uzun vadeli bir güvenlik koridoru oluşturma girişimleri, askeri uzmanlar ve analistler tarafından kesin sonuçlar üretmekten uzak bir çaba olarak değerlendiriliyor.
Israel Hayom gazetesinin aktardığı İsrail askeri tahminlerine göre, İsrail ordusu güney Lübnan’da "sarı hat" olarak tanımlanan bölgede 100 ila 150 Hizbullah savaşçısının bulunduğunu, bu hat ile Litani Nehri arasındaki alanda ise yüzlerce savaşçının daha aktif olduğunu öngörüyor.
Aynı kaynağın verilerine göre, coğrafi açıdan zorlu dağlık arazilerde, tünellerde ve sivil binalarda konumlanan bu unsurlar, yoğun olarak insansız hava araçları, antitank füzeleri ve havan topları kullanıyor; ayrıca Litani Nehri’nin kuzeyinden de saldırılar yönetiyor.
İsrail istihbarat değerlendirmeleri, Hizbullah’ın daha esnek, merkezi olmayan ve küçük hücrelere dayalı bir savaş düzenine geçtiğini gösteriyor.
İsrail güvenlik raporlarında yer alan bu tespitler, geleneksel askeri araçların etkinliğinin azaldığına işaret ederken, güvenlik bürokrasisinde askeri darbelerin tek başına füze ve insansız hava aracı tehdidini sonlandırmaya yetmeyeceği, paralel bir siyasi yaklaşımın zorunlu olduğu kanaatini güçlendiriyor.
Bu kapsamda İsrail Askeri İstihbarat Şubesi (AMAN), güney Lübnan’ın tamamen işgal edilmesinin dahi Hizbullah’a ait son insansız hava aracını ya da füzeyi ortadan kaldırmaya yetmeyeceği sonucuna vardı.
İstihbarat analizleri, askeri operasyonların Hizbullah’ı zayıflatmaya devam edebileceğini ancak mevcut tehdidi tamamen sonlandıracak köklü bir çözüm sunmadığını ortaya koydu.
Öte yandan Israel Hayom, İsrail askeri yapısı içerisinde güney Lübnan’daki "güvenlik kuşağı" sınırlarında kalmanın yarattığı memnuniyetsizliğin arttığını yazdı. Saha komutanları, net bir askeri netice elde edilemeden ve yeterli operasyonel serbesti sağlanmadan güçlerin savaşmaya ve kayıplar vermeye devam ettiğini belirtirken, operasyonların ateşkes ile çatışmanın sürdürülmesi arasında bir belirsizliğe sıkıştığını ifade ediyor.
Gazete ayrıca, Hizbullah’ın operasyonel duraklama dönemlerini özellikle insansız hava araçları ve füzeler alanındaki kapasitesini yeniden inşa etmek için kullandığının anlaşılması üzerine, ordu içinde geçmişteki "Kuzey Okları" gibi operasyonların sonuçlarına yönelik eleştirilerin yükseldiğini aktardı.
Gazetenin bir diğer haberinde, İsrail ordusunun net askeri hedefler olmaksızın can kayıplarının sürmesi nedeniyle, güney Lübnan’daki koruma kuşağında kalmanın mantığına dair soru işaretlerinin arttığı paylaşıldı.
Haberde üst düzey saha subaylarının, "Lübnan’da bu şekilde kalmanın bir anlamı yok" değerlendirmesine yer verilirken, birliklerin güneydeki binaları yıkmaya devam ettiği ancak bunun kesin bir askeri başarıya dönüşmediği vurgulandı.
Subaylar, tugay komutanlarının görevin niteliğini kavramakta zorlandığını; fiili bir ateşkesin olup olmadığı, amacın bu ateşkese uymak mı yoksa onu akamete uğratmak mı olduğu konusunda netlik bulunmadığını ve sahadaki gerçekliğin askeri kapasitenin tam kullanımını sınırlayarak sürekli bir çatışma hali dayattığını belirtti.
Lübnan’daki birlikleri komuta eden üst düzey bir subay, yakın çevresine yaptığı açıklamada, "Onları vurmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ancak yeterince darbe almıyorlar" diyerek ordu içindeki sonuçsuzluk hissini dile getirdi.
Diğer subaylar da durumu bir "çıkmaz" veya "tuzak" olarak nitelendirerek, operasyonların tamamen genişletilmesine izin verilmediğini, diğer taraftan geri çekilme kararının da siyasi ve askeri bir yenilgi olarak görüleceği için alınamadığını ifade etti.
Walla haber sitesi ise Hizbullah’ın son dönemdeki istihbarat faaliyetlerine dikkat çekti. Sitede yayımlanan haberde, Hizbullah’ın İsrailli komuta kademesindeki subayları binalara giriş çıkışları sırasında hedef almasının, örgütün güney Lübnan’daki İsrail askeri hareketliliğini izleme, istihbarat toplama ve güvenli olduğu düşünülen konuşlanma alanlarını tespit etme kabiliyetini koruduğunu gösterdiği belirtildi.
Üst düzey İsrail ordusu subaylarına göre, güney Lübnan’daki durum, birliklerin aynı bölgelerde uzun süre kalması ve Hizbullah’ın tespiti ile engellenmesi oldukça güç olan fiber optik teknolojili insansız hava araçlarını kullanması sebebiyle operasyonel açıdan büyük bir zorluk teşkil ediyor.
Aynı kaynaklar, mevcut konuşlanma tarzının birlikleri kamikaze insansız hava araçları dahil olmak üzere doğrudan hedef alınmaya açık hale getirdiğini değerlendiriyor.
Operasyonel düzeyde bazı komutanlar, sahadaki askeri kayıpları azaltmak amacıyla, kademeli ilerlemeyi, coğrafi kontrolü genişletmeyi ve Hizbullah unsurlarını Beyrut yönüne doğru daha derin bölgelere itmeyi öngören daha geniş kapsamlı bir kara manevrası seçeneğini tartışmaya açıyor.
Askeri üst komuta kademesindeki tahminler, angajman kurallarında olası bir değişiklik çerçevesinde, operasyonların kapsamının "sarı hat" ile Litani Nehri arasındaki bölgeyi ve muhtemelen bölgedeki hakim tepeleri içine alacak şekilde genişletilmesine yönelik siyasi bir kararın yakında netleşebileceğini gösteriyor.
Bu yaklaşım, Ayelet Shaked tarafından desteklenerek Yedioth Ahronoth gazetesinde kaleme alındı. Shaked yazısında, "İsrail askerlerine fırlatılan her insansız hava aracına karşılık, Beyrut’un güney banliyölerinde (Dahiye) bir bina derhal yıkılmalıdır" ifadelerini kullanarak, her taktiksel eyleme karşılık ağır bir stratejik bedel ödetilmesinin denklemi değiştireceğini savundu.
İbranice yayın yapan medya organlarındaki analizler, ABD himayesinde "aktif bir ateşkes" modelinin yerleştirilmeye çalışıldığına işaret ediyor.
Israel Hayom’un aktardığı bilgilere göre, ateşkes diplomatik alanda pazarlanırken, arka planda İsrail’e, ABD ile varılan mutabakatlar çerçevesinde askeri operasyonlarını esnek bir zaman diliminde ve ilan edilmemiş bir siyasi destekle sürdürmesi için geniş bir hareket alanı tanınıyor.
Operasyonel zorlukların yanı sıra, İsrail medyasında ordunun karşı karşıya olduğu ciddi bir personel krizi de yer buldu.
Siyasi iradenin talimatları doğrultusunda ordu, güney Lübnan’da uzun süreli kalış ve onlarca askeri üs kurma hazırlıkları yürütüyor. Ancak kaynaklar, bu üslerin uzun vadede işletilmesi için ne yeterli bütçenin ne de gerekli askeri personel sayısının mevcut olduğunu aktarıyor.