Tahran’dan Washington’a: Önce 12 milyar dolar, sonra müzakere

img
Tahran’dan Washington’a: Önce 12 milyar dolar, sonra müzakere YDH

İranlı yetkili Burucerdi, müzakerelerin başlaması için 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın iadesini şart koşarken, Lübnan ile olan stratejik ortaklığı "ulusal güvenliklerinin bir parçası" olarak niteledi.




YDH- İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi üyesi Alaaddin Burucerdi, Tahran yönetiminin müzakere masasındaki şartlarını ve bölgesel güvenlik stratejisini netleştirdi.

Burucerdi, İran'ın dondurulmuş varlıklarından 12 milyar doların serbest bırakılmasının müzakereler için öncelikli şart olduğunu vurgularken, Lübnan’ın İran'ın ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın savaş stratejisini değerlendiren Burucerdi, "Trump, savaşta ne kadar uzun süre kalırsa o kadar bataklığa saplandığını hissediyor" dedi.

Savaşın sürdürülmesinin ABD’nin çıkarlarına olmadığını savunan Burucerdi, Trump’ın "onurlu bir çıkış aradığını ancak bir şey yapamadığını" bildirdi.

İranlı yetkili, yakın zamanda yaşanan deniz olaylarına atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı 

"İki saldırganın botlar ve bir insansız hava aracıyla bölgemize girip suç işlemesinin hemen ardından yetenekli deniz kuvvetlerimiz, onlara kararlı bir yanıt vererek tam hazır olduklarını gösterdi" 

Umman Sultanlığı'nın arabuluculuk rolüne saygı duyduklarını belirten Burucerdi, dış politikada "inisiyatif alma ve iddialı olma" yaklaşımını benimsediklerini vurguladı.

Burucerdi şöyle dedi: 

"Gücün egemen olduğu bir dünyada, Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik kurmak için meclisin yasa çıkarmasını beklemenin bir nedeni yok. Yaklaşımımızı uygulamalı ve yerleştirmeliyiz, dünya da bunu kabul etmelidir; bu, bize dayatılan savaştan elde ettiğimiz kazanımlardan biridir"

"İlk şart 12 milyar doların serbest bırakılması"

İran'ın yaptırım altındaki yaklaşık 24 milyar dolarlık varlığına dikkat çeken Burucerdi şöyle dedi: 

"Müzakerelerdeki ilk şartlarımızdan biri 12 milyar doların serbest bırakılmasıdır. Bir sonraki aşamada ise halkımızın yasal hakkı olan 12 milyar dolar daha serbest bırakılmalıdır. Tüm küresel ekonomi Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor ve bu boğaz bizim emrimizdedir." 

Lübnan ile olan ilişkiyi "karşılıklı bir ulusal güvenlik parçası" olarak tanımlayan Burucerdi şunu kaydetti: 

"Lübnan bağımsız bir ülkedir ve Hizbullah hem askeri hem de siyasi olarak Lübnan egemenliğinin önemli bir parçasıdır. Biz müttefikiz; İsraillilerin bu ilişkinin sürdürülmesini engellemek için yoğun baskı uyguladığını herkes biliyor".

Şu aşamada nükleer müzakerelerin yürütülmediğini belirten yetkili şu değerlendirmelerde bulundu: 

"Karşı tarafa bu aşamada nükleer konularda herhangi bir müzakere yapmayacağımızı açıkça belirttik. İlk aşamada beş koşulun yerine getirilmesini bekliyoruz. Amerika'ya karşı güvensizlik hâlâ yüksek seviyelerde; tıpkı dün Fars Körfezi'nde insansız hava aracı fırlatarak sergiledikleri çocukça eylem gibi. ABD'nin bu anlaşmayı kabul etmekten ve borcumuzu ödemekten başka seçeneği yok."