Financial Times: ABD hegemonyası baskı altında

img
Financial Times: ABD hegemonyası baskı altında YDH

ABD’nin küresel liderliğinin borç, ticaret ve jeopolitik baskılar nedeniyle zayıfladığı, dolar ve askeri gücün de bu süreçten etkilendiği belirtildi.




YDH- Financial Times için Pimco kurucu ortağı Bill Gross tarafından kaleme alınan görüş analizine göre, ABD’nin dünyanın baskın gücü konumu, artan borç yükü, zayıflayan ticaret yapıları ve değişen jeopolitik dengeler nedeniyle “giderek daha fazla baskıyla karşı karşıya” kalıyor.

Gross, onlarca yıl boyunca serbest ticaret, askeri üstünlük ve dolar hakimiyeti üzerine inşa edilen ABD’nin “hegemonik” gücünün temellerinin, derinleşen mali ve jeopolitik baskılar nedeniyle yapısal bozulma işaretleri gösterdiğini söylüyor.

Analizde, Amerikan küresel liderliğinin kalıcı üstünlükten ziyade sürekli ekonomik ve siyasi bakım gerektirdiği belirtilirken, Washington’un hakimiyetini tarihsel olarak mümkün kılan koşulların birçoğunun artık “aşınmakta” olduğu uyarısı yapılıyor.

Gross, “Pax Americana, bir numaralı statüsünü koruyan sürekli bakım ve elverişli hükümet politikaları gerektirir.” ifadelerini kullandı.

Borç genişlemesi ve askeri harcamalar ABD gücünü zorluyor

Analiz, büyüyen mali açıkları ABD’nin zayıflayan istikrarının en açık göstergelerinden biri olarak tanımlıyor ve son yıllarda ticaret ile bütçe açıklarının yıllık gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 6’sına ulaştığına dikkat çekiyor.

Sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik harcamalarına bağlı yapısal yükümlülüklerin de, süregelen askeri harcamalarla birlikte ABD maliyesi üzerinde uzun vadeli ek baskılar oluşturmasının beklendiği belirtiliyor.

Gross, Kongre Bütçe Ofisi projeksiyonlarına atıfta bulunarak, ABD kamu borcunun 2026’da GSYH’nin yüzde 101’inden 2036’da yüzde 120’sine yükselmesinin beklendiğini, bunun da İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki seviyeleri aşacağını kaydetti.

Gross ayrıca bu baskıları, İran savaşıyla bağlantılı maliyetler de dahil olmak üzere askeri genişleme ve denizaşırı çatışmalarla ilişkilendiriyor.

Makalede, savaşın mali yükünün ABD’li askeri yetkililer tarafından şimdiye kadar dile getirilen 29 milyar dolarlık tahmini “büyük olasılıkla çok aşacağı” savunulurken, Washington’un uzun vadeli askeri taahhütlerinin harcamaları artırmaya devam edeceği uyarısı yapılıyor.

Gümrük tarifeleri ve korumacılık serbest ticaretin temellerini zayıflatıyor

Gross, ABD hakimiyetinin bir diğer temel dayanağı olan serbest ticaretin, Trump döneminde uygulamaya konulan tarifeler ve korumacı ekonomik önlemler nedeniyle ciddi biçimde zayıfladığını belirtiyor.

Tarifelerin ülke içinde sanayi canlanması stratejisinin parçası olarak savunulmasına rağmen, analiz bunların ticaret ve mali dengesizlikleri anlamlı şekilde azaltamadığını ifade ediyor.

“Serbest ticaret politikalarının tersine çevrilmesi doların zayıflamasına yol açtı.” denilen makalede, ABD dolarının başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen ticaret ağırlıklı “U.S. Dollar Index” (DXY) endeksinin son 18 ayda yaklaşık yüzde 10 gerilediği belirtiliyor.

Gross ayrıca, mevcut ABD ekonomik büyümesinin geniş çaplı sanayi genişlemesinden ziyade yapay zeka odaklı sermaye yatırımlarına orantısız biçimde bağımlı olduğunu savunuyor.

Çin meydan okuması ve “Tukidides Tuzağı”

FT’deki görüş yazısı, ABD’nin gerilemesine ilişkin kaygıları Çin’in rakip küresel güç olarak yükselişiyle de ilişkilendiriyor.

Makalede, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında mayıs ayı başında gerçekleşen görüşmeye atıfta bulunuluyor. Görüşmede Şi Cinping’in “Tukidides Tuzağı” kavramını gündeme getirdiği belirtiliyor.

Bu ifade, Antik Yunan tarihçisi Tukidides’in Atina ile Sparta arasındaki savaşın, Atina’nın yükselen gücünün yarattığı korkudan kaynaklandığı yönündeki tezine dayanıyor.

Gross’a göre bu gönderme, Pekin’in küresel liderliğe ilişkin uzun vadeli stratejik bakış açısını yansıtıyor ve mevcut ABD politika yapımının kısa vadeli yaklaşımıyla karşıtlık oluşturuyor.

Finansal piyasalar gerileme kaygılarını yansıtıyor

FT makalesi, finansal piyasaların giderek artan şekilde “hegemonik çürüme” olarak tanımlanan kaygıları yansıttığını savunuyor.

Makalede, 30 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirilerinin, enflasyona göre düzeltilmiş getirilerin tarihsel olarak zayıf kalmasına rağmen son aylarda yükseldiği belirtiliyor.

Gross’a göre, yalnızca enflasyon değil, gelecekteki kamu yükümlülükleri ve uzun vadeli yapısal istikrarsızlığa ilişkin artan kaygılar da yatırımcıların ABD borç piyasalarına yönelik endişelerini artırıyor.

Makale ayrıca, ABD mali istikrarına yönelik güvenin aşınmasının sürmesi halinde Washington’un küresel nüfuzunun temel araçlarından biri olan doların rezerv para statüsünü zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.

Yapay zeka ve küresel gücün geleceği

Gross, gelecekteki küresel hakimiyetin nihayetinde geleneksel ulus devletlerin ötesine geçebileceğini öne sürüyor.

Çin’in jeopolitik hedeflerini kabul etmekle birlikte Gross, yapay zekanın, gelişimi ve altyapısını kimin kontrol edeceğine bağlı olarak belirleyici bir hegemonik güç haline gelebileceğini savunuyor.

Makalede, “Amerika ve Çin’in yerini başka bir hegemon da alabilir. Bunun adı yapay zeka.” ifadelerine yer verildi.