ABD Temsilciler Meclisi'nde Epstein dosyaları tartışması büyüdü

img
ABD Temsilciler Meclisi'nde Epstein dosyaları tartışması büyüdü YDH

Eski ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi ve Mossad ajanı Jeffrey Epstein dosyalarının yayımlanma sürecine ilişkin sorularla karşı karşıya kaldığı Temsilciler Meclisi görüşmesinde birçok soruyu yanıtsız bıraktı.




YDH - Eski ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, cuma günü Temsilciler Meclisi soruşturmacılarıyla yaptığı görüşmede pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi ve Mossad ajanı Jeffrey Epstein dosyalarının yayımlanma sürecinde yaşanan sorunlara ilişkin sorularla karşılaştı.

Demokrat üyeler, Bondi'nin açıklamalarında sorumluluğu sık sık geçici Adalet Bakanı Todd Blanche ile FBI Direktörü Kash Patel'e yönelttiğini ve Başkan Donald Trump'ın süreçteki rolüne ilişkin soruları yanıtlamayı reddettiğini söyledi.

Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komisyonu'ndaki Demokrat üyeler, Bondi'nin kapalı oturumdaki ifadesinin ardından tepki gösterdi. Bondi başlangıçta Adalet Bakanlığı'nın Jeffrey Epstein'a ilişkin dosyaları nasıl ele aldığı konusunda ifade vermesi için celp edilmişti. Ancak üyelerin aktardığına göre görüşmeye gönüllü statüde katıldı, oturum görüntülü olarak kaydedilmedi ve yanında bulunan Adalet Bakanlığı avukatlarının yönlendirmesiyle birçok soruyu yanıtsız bıraktı.

Komisyonun en kıdemli Demokrat üyesi California Temsilcisi Robert Garcia gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu görüşmede duyacağınız şey ve bugün kendi sözleriyle anlattığı şey, Epstein soruşturmasını yürüten kişinin mevcut geçici Adalet Bakanı Todd Blanche olduğudur. Açıkçası gördüğümüz hataların tamamını, mağdurları korumayan sansürlemeleri de dahil olmak üzere, geçici Adalet Bakanı Todd Blanche'a yönlendirmeyi sürdürüyor" dedi.

Garcia, Bondi'ye Trump'la yaptığı görüşmelere ilişkin beş ayrı soru yönelttiğini belirterek, "Başkan Trump'ın herhangi bir aşamada kendisine Epstein dosyaları konusunda talimat verip vermediğini, ne bildiğini, hangi bilgilerin sansürlenmesini ya da sansürlenmemesini istediğini sordum. Başkan Trump'la ilgili hiçbir soruyu yanıtlamayı reddetti. Hatta Donald Trump'la ilgili hiçbir soruya cevap vermeyeceğini söyledi" ifadelerini kullandı.

Bondi ise görüşmenin ardından sosyal medya platformu X'te yaptığı paylaşımda bu değerlendirmelere karşı çıktı.

"DOĞRU DEĞİL" diyen Bondi, "Geçici Adalet Bakanı Blanche'ın bu devasa görevi yönetme biçimini övdüm. Etik anlayışının tartışma götürmeyecek düzeyde olduğunu ve olağanüstü bir Adalet Bakanı olduğunu söyledim" ifadelerini kullandı.

Bondi, kongrenin tatilde olduğu dönemde görüşmeye katılmak üzere Washington'a gelen sekiz Demokrat üye ile Komisyon Başkanı Kentucky Temsilcisi James Comer'ın bulunduğu bir ortamda ifade verdi.

Cumhuriyetçi üyeler arasında Bondi'ye soru yönelten tek isim Comer oldu. Bondi'nin ifade vermesi için yapılan girişimlere Güney Carolina valiliği için kampanya yürüten Temsilci Nancy Mace öncülük etmiş, dört Cumhuriyetçi üye de bu girişimi desteklemişti. Güney Carolina Cumhuriyetçi Parti ön seçiminin 9 Haziran'da yapılması planlanıyor.

Bondi görüşmeye özel bir avukat yerine Adalet Bakanlığı avukatlarıyla katıldı. Demokrat Florida Temsilcisi Maxwell Frost, "Sorduğumuz her soru üç yanıttan biriyle karşılaştı. Birincisi, 'Hatırladığım kadarıyla değil' ya da 'Bilmiyorum'. İkincisi, 'Todd Blanche'la konuşun, bununla ilgili bir şey bilmiyorum'. Üçüncüsü ise, 'Donald Trump hakkında konuşmuyorum'" dedi.

Garcia, Bondi'nin sorumluluğu Blanche ve Patel'e yöneltmesinin ardından Demokratların bu isimleri de celp etmeye hazırlanacağını söyledi.

Demokrat üyeler, Medeni Haklar Dairesi'nden sorumlu Adalet Bakan Yardımcısı Harmeet Dhillon ile başka bir Adalet Bakanlığı avukatının Bondi'nin temsilcileri olarak görüşmeye katılmasını "örtbas" girişimi olarak nitelendirdi.

Üyeler, bu tür görüşmelerde ifade veren kişinin genellikle kendi avukatını tuttuğunu ve eski çalışanlara her zaman Adalet Bakanlığı tarafından avukat tahsis edilmediğini belirtti.

Bondi resmi bir ifade yerine yazılı döküm alınan bir görüşmeye katıldı. Bu durum, görüşmenin yemin altında yapılmaması ve görüntülü kayda alınmamasının yanı sıra, soruları yanıtsız bırakırken herhangi bir hukuki ayrıcalık hakkını resmen ileri sürme zorunluluğu da doğurmadı.

New Mexico Temsilcisi Melanie Stansbury, "Her şeyden önce, Pam Bondi Kongre celbine uygun şekilde yemin altında ifade veriyor olsaydı, Adalet Bakanlığı avukatları devreye girip Donald Trump'la yaptığı görüşmelere ilişkin temel soruları yanıtlamasını engellemeye çalışmazdı" dedi.

Stansbury, Trump'la yapılan bir görüşmeye ilişkin soru yöneltildiğinde Adalet Bakanlığı avukatlarından birinin araya girerek Bondi'nin soruyu yanıtlamak zorunda olmadığını söylediğini aktardı.

Stansbury'ye göre avukat, görüşmenin gönüllü nitelikte olduğunu belirterek, "Bu nedenle ayrıcalık hakkı ileri sürmemize bile gerek yok" dedi ve "Yanıt vermeyi reddediyoruz" ifadesini kullandı.

Stansbury, bunun Adalet Bakanlığı'nın Bondi'nin Trump'la yaptığı görüşmelere ilişkin soruları yanıtlamasını engellediği anlamına geldiğini söyledi. Ayrıca Bondi'nin yemin altında ifade vermediği için tüm soruları yanıtlamak zorunda olmadığını savunduğunu belirtti.

Görüşme düzenine Epstein mağdurları da tepki gösterdi. Aralarında görüşme sırasında komisyon salonunun dışında bekleyen kişilerin bulunduğu mağdurlar, Bondi'nin yemin altında ifade vermesi gerektiğini söyledi.

Epstein tarafından 17 yaşındayken istismar edildiğini söyleyen Danielle Bensky, Adalet Bakanlığı'nın Trump'ı cinsel saldırıyla suçlayan ve daha sonra açtığı hukuk davasında milyonlarca dolar tazminat kazanan yazar E. Jean Carroll hakkında soruşturma başlatmış olabileceğine ilişkin haberlere dikkat çekti.

Bensky, "Pam Bondi ve Todd Blanche'ın yaptığı şey suç niteliğindedir. Yasayı ihlal ettiler. Buna rağmen devlet kaynaklarını ve vergi mükelleflerinin parasını, hayatta kalan kardeşimiz E. Jean Carroll'ı soruşturmak için kullanmayı tercih ediyorlar. Oysa ABD tarihindeki en büyük seks ticareti ağlarından birine ait 3,5 milyon dosyadaki tek bir soruşturma izinin bile peşine düşmüyorlar" dedi.

Bensky ayrıca, "Yalnızca yazılı döküm alınan bir görüşmeyi değil, yemin altında yapılan, görüntü kaydına alınan resmi bir ifadeyi hak ediyoruz. Her ses tonunu duymayı, her tepkiyi görmeyi ve bu bilgileri gerçek zamanlı değerlendirmeyi hak ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Epstein'ın suçlamalarındaki mağdurlar, Adalet Bakanlığı'nı dosyalarda ortaya çıkan izleri takip etmek için yeterli çabayı göstermemekle de suçladı.

Dhillon ise Bondi'nin yanında bulunmasını savundu. Görüşmede Adalet Bakanlığı'nın çıkarlarını temsil ettiğini belirten Dhillon, Bondi'nin isterse özel avukat tutabileceğini söyledi.

Dhillon, Bondi'nin Epstein dosyalarının büyük bölümünü Blanche'ın yönettiği yönündeki açıklamasını da savunarak "Eski Adalet Bakanı'nın binlerce sorumluluğu vardı. Görevlerinin birçok kısmının bana ya da başka üst düzey yetkililere devredilmesi olağan bir durumdur. Bu konuda da görev, Adalet Bakanlığı'ndaki iki numaralı yetkiliye verilmişti" dedi.

Demokrat üyeler ise Bondi'nin yanıt vermekten kaçındığı ya da hatırlamadığını söylediği konuların kapsamı karşısında şaşırdıklarını belirtti.

Virginia Temsilcisi James Walkinshaw, Bondi'ye Trump'ın Epstein'ın suçlarından bunlar kamuoyuna yansımadan önce haberdar olup olmadığı konusunda sorular yöneltildiğini söyledi.

Walkinshaw, "Donald Trump'ın bu suçlardan kesinlikle haberdar olmadığını söyleme fırsatı vardı. 'Donald Trump'ı tanıyorum, bunları bilseydi harekete geçerdi' deme fırsatı vardı. Bunun yerine, 'Bilmiyorum' dedi" ifadelerini kullandı.

Walkinshaw ayrıca Bondi'nin, "Onun bilgi düzeyinin kapsamından emin değilim" dediğini aktardı ve bunun Bondi'nin kamera karşısında, yemin altında ifade vermesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.

Bondi ise X hesabından yaptığı paylaşımda Walkinshaw'ın sözlerini "YANLIŞ YANSITMA" olarak nitelendirdi. Bondi, "Dünyanın bildiği gerçek şu ki Başkan Trump, Epstein'ı onlarca yıl önce Mar-a-Lago'dan uzaklaştırdı çünkü Epstein iğrenç biriydi" ifadelerini kullandı.

Virginia Temsilcisi Suhas Subramanyam da Bondi'nin görev süresinin kısa olması nedeniyle soruların çoğunun yakın dönemde yaşanan olaylarla ilgili olduğunu belirtti.

Subramanyam, Trump'ın adının dosyalarda aranıp aranmadığına ilişkin sorular yönelttiğini, ancak Bondi'nin bunu hatırlamadığını söylediğini aktardı ve "Dosyaların yayımlanmasının üzerinden çok uzun zaman geçmedi. Buna rağmen altı ay önce yaşanan olayları hatırlamadığını söylüyor" dedi.

Bondi, Epstein'ın yakın çalışma arkadaşı Ghislaine Maxwell'in Blanche ile yaptığı görüşmenin ardından daha düşük güvenlik seviyesine sahip bir cezaevine nakledilmesine ilişkin sorulara da yanıt vermedi ve bu konudaki soruların Blanche'a yöneltilmesi gerektiğini söyledi.

Dhillon, gazetecilerin Bondi'ye soruları yanıtlamamasını ya da Beşinci Ek Madde kapsamındaki susma hakkını kullanmasını tavsiye edip etmediğine ilişkin soruları yanıtlarken rahatsızlığını dile getirdi.

Muhabirlere, yazılı döküm alınan görüşmeler ile resmi ifadeler arasındaki farkın anlaşılmadığını söyledi.

Dhillon, "Komisyonla görüşmeye girmeden önce belirlenen kurallar vardı. Biz de bunlara bağlı kalmak istedik. Zaman bakımından ve konu bakımından belirlenen sınırlamalar geçerliydi" dedi:

"Gerekçelerime girmeyeceğim. Biz Adalet Bakanlığı'nı temsil ediyoruz ve bu konu bizimle Adalet Bakanlığı arasındadır."

Dhillon, Blanche'ın komisyonla görüşüp görüşmeyeceği konusunda da yorum yapmayarak, bunun şu aşamada değerlendirmeye hazır oldukları bir konu olmadığını söyledi.

Bondi ve Blanche mart ayında da Temsilciler Meclisi Gözetim Komisyonu üyeleriyle kapalı kapılar ardında görüşmüştü.

Demokrat üyeler o görüşmeden ayrılmış ve Bondi'yi celp kapsamındaki yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla süreci gizli yürütmeye çalışmakla suçlamıştı.

Komisyon Başkanı James Comer cuma günü görüşme başlamadan önce gazetecilere konuştu ve Bondi'nin gönüllü olarak katılmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.

Comer, "Birkaç ay önce bir bilgilendirme toplantısına gelmişti. Ne yazık ki Demokratlar o toplantıyı terk etti. Cumhuriyetçi üyelerin çoğu o toplantıda saatler boyunca soru sordu. Bugün gönüllü olarak yazılı döküm alınan görüşmeye gelmesinden memnunum" dedi.

Bir gazetecinin, Bondi celp edilmişken görüşmeyi neden gönüllü olarak nitelendirdiğini sorması üzerine Comer, Bill ve Hillary Clinton'ın ifadeye gelmesi için yürütülen uzun süreci örnek gösterdi.

Comer, "Sonuçta geldi. Clintonlar gibi yedi ay bekletmedi. İsterse buna karşı da mücadele edebilirdi" ifadelerini kullandı.



Makaleler

Güncel