Suriye’nin Hürmüz Boğazı’na alternatif bir kara ticaret ve enerji koridoru olmayı hedeflediği belirtildi.
YDH- Foreign Policy dergisinde yayımlanan analizde, Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te çökmesinin ardından Suriye’de HTŞ rejimi lideri Colani’nin “sıfır sorun” dış politika yaklaşımını benimsediği ve bunun ülkenin izolasyonunu kırma hedefi taşıdığı belirtildi.
“Sıfır sorun” ve yatırım akışı
Analizde, Colani’nin “sıfır sorun” dış politika söylemiyle Suriye’nin ekonomik ve siyasi izolasyonunu aşmayı hedeflediği ifade edildi.
Söz konusu yaklaşımın, 2025 yılında Ortadoğu ülkelerinden en az 28 milyar dolarlık yatırım anlaşmasını çektiği, 2026’da ise bu miktarın daha da arttığı kaydedildi.
Foreign Policy’ye göre bu eğilim, İran’la süren savaşın gölgesinde Suriye’yi “enerji akışları, ticaret ve teknoloji bağlantıları açısından Ortadoğu’nun merkezî geçiş koridoru” haline getirme iddiasını güçlendirdi.
“Hürmüz’e alternatif kara koridoru”
Analizde, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri ve Kızıldeniz’deki istikrarsızlık nedeniyle Suriye’nin “daha doğrudan kara temelli bir alternatif” sunma iddiasını öne çıkardığı belirtildi.
HTŞ rejiminin maliye bakanının G-7 toplantısına davet edilmesi ve Colani’nin dea G-7 zirvesine katılımının gündeme gelmesinin, bu stratejik konumlanmanın göstergesi olduğu iddia edildi.
Colani’den Avrupa’ya “köprü” vurgusu
Foreign Policy’nin aktardığına göre, nisan ayında Kıbrıs’ta düzenlenen AB zirvesinde Colani, Suriye’nin “bir zamanlar başkalarının çatışma alanı olduğunu ancak artık çözümün temel direği olmayı seçtiğini” söyledi.
Colani’nin, ülkesini “Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın kalbine bağlayan alternatif ve güvenli bir arter” olarak tanımladığı aktarıldı.
“Dört Deniz Projesi” ve büyük ulaşım planı
Analizde, Colani’nin “Dört Deniz Projesi”ni yeniden canlandırmayı önerdiği belirtildi. Buna göre, Suriye’nin Akdeniz, Karadeniz, Hazar ve Körfez havzalarını demiryolu, karayolu ve boru hatlarıyla bağlayan bir lojistik merkez olması hedefleniyor.
Bu planın, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltabilecek bir kara koridoru ağı oluşturmayı amaçladığı ifade edildi.
Ancak Foreign Policy, bu vizyonun uygulanmasının “yıllar alacağını” vurgulayarak Suriye’nin mevcut ekonomik durumuna dikkat çekti.
Enerji ve lojistik koridorlar
Analizde, bölgesel enerji projelerinin de Suriye üzerinden yeniden şekillendiği belirtildi.
Arab Gaz Boru Hattı, Irak-Suriye hattı ve Türkiye bağlantılı enerji projelerinin yeniden değerlendirme aşamasında olduğu aktarıldı.
Ayrıca, Suriye üzerinden Irak petrolünün Akdeniz’e taşınmaya başladığı ve bazı Körfez ülkelerinin de alternatif rotalar kullandığı ifade edildi.
ABD ve bölgesel aktörler
Foreign Policy’ye göre, ABD’nin yaptırım hafifletmeleri ve enerji şirketlerinin bölgeye girişi Suriye’nin ekonomik entegrasyonunda rol oynuyor.
Trump rejiminin bazı Amerikan enerji şirketlerinin Suriye’de faaliyet göstermesine destek verdiği de analizde yer aldı.
İsrail faktörü
Analizin son bölümünde, İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerini “artırdığı” ve bunun ülkenin kırılgan geçiş sürecini tehdit ettiği belirtildi.
İsrail’in son haftalarda kara operasyonlarını ve topçu saldırılarını artırdığı, bunun Suriye’nin ekonomik ve siyasi istikrarına zarar verebileceği ifade edildi.