Stratejik petrol rezervleri eriyor: Küresel arz krizi kapıda

img
Stratejik petrol rezervleri eriyor: Küresel arz krizi kapıda YDH

İran savaşının ekonomik etkilerini azaltmak amacıyla küresel petrol rezervlerine başvurulması, stratejik ve ticari stokların hızla erimesine yol açıyor. Uluslararası Enerji Ajansı üyesi ülkelerin piyasaya sürdüğü 400 milyon varillik acil durum stoku tükenirken, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın sürmesi küresel enerji güvenliğini ve fiyat istikrarını ciddi şekilde tehdit ediyor.




YDH - ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş ve ardından Tahran yönetiminin misilleme olarak küresel petrol ve gaz ihracatının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği ana deniz yolu olan Hürmüz Boğazı'nı kapatması, son on yılların en büyük hidrokarbon arz krizine yol açtı.

Yaşanan bu gelişme, dünya genelindeki ithalatçı ülkeleri acilen alternatif tedarik kaynakları aramaya sevk etti.

Özellikle Ortadoğu'dan yapılan enerji ithalatına yüksek derecede bağımlı olan bazı Asya ülkelerinin yönetimleri, yakıt talebini azaltmaya yönelik tedbirler aldı.

Mart ayında, Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) üyesi 32 devlet, acil durumlar için oluşturulan rezervlerinden piyasaya 400 milyon varil petrol sürülmesi konusunda oy birliğiyle anlaşmaya vardı. Bu adım, piyasada yeterli arzın sağlanmasını ve fiyatların dengelenmesini hedefliyordu.

Dev ekonomilerin stratejik rezervleri tampon görevi görüyor

Ortadoğu'daki savaştan önce küresel petrol piyasasında arz fazlası bulunuyordu. Dünyanın en büyük ekonomileri bu dönemde devasa stratejik rezervler biriktirmişti; bu rezervlerin en büyükleri ise Çin, ABD ve Japonya'nın elinde yer alıyordu.

ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, Aralık 2025 itibarıyla Çin Halk Cumhuriyeti, hem ticari hem de devlet stokları dahil olmak üzere yaklaşık 1,4 milyar varil petrole sahipti.

ABD'nin stratejik petrol rezervinde yaklaşık 413 million varil petrol bulunurken, özel şirketlerin elinde ise 411 milyon varil daha stok mevcuttu. Üçüncü sırada yer alan Japonya'nın ise sadece devlet rezervleri yaklaşık 263 milyon varile ulaşıyordu.

Diğer yandan, Avrupa Birliği üyesi ülkeler yasal olarak net petrol ithalatlarının en az 90 gününe veya 61 günlük tüketime eş değer miktarda petrol stoku bulundurmakla yükümlü kılındı. UEA koordinasyonunda gerçekleştirilen acil durum müdahalesi kapsamında piyasaya sürülen 400 milyon varil petrolün yaklaşık yüzde 20'si AB üyesi ülkeler tarafından karşılandı.

Bu doğrultuda Almanya 19,5 milyon varil, Fransa 14,6 milyon varil, İspanya 11,6 milyon varil ve İtalya 10 milyon varil petrolü serbest bıraktı.

EIA verilerine göre, Hindistan stratejik rezervinde yaklaşık 21 milyon varil petrol bulunduruyordu. Finansal ve analitik bilgi hizmetleri sunan S&P Global kuruluşunun hesaplamalarına göre bu miktar, Hindistan'ın net petrol ithalatının yaklaşık 9,5 günlük kısmını karşılamaya yetiyor.

Ancak devlete ait petrol şirketlerinin elindeki stoklar da hesaba katıldığında bu süre yaklaşık 74 güne yükseliyor.

Bunun yanı sıra, ABD'nin küresel piyasaya arzı artırmak amacıyla Moskova'ya yönelik petrol yaptırımlarını geçici olarak askıya almasının ardından, şu anda denizde tankerlerle taşınan milyonlarca varil Rus petrolü de Asya'daki alıcılar için erişilebilir hale geldi.

Küresel stoklar kritik seviyelere geriliyor

Bahse konu tüm kaynaklar ve alınan önlemler, enerji şokunun hafifletilmesine ve Hürmüz Boğazı ablukasının etkileriyle mücadele edilmesine şimdilik yardımcı oluyor.

Ancak Ortadoğu'daki savaşın başlamasından yaklaşık üç ay sonra, Washington ve Tahran'ın savaşın sona ermesi ve bu hayati su yolunun yeniden işlev kazanması konusunda anlaşmaya varacağına dair beklentilere rağmen boğaz büyük ölçüde kapalı kalmaya devam ediyor.

Petrol arzındaki kesintilerin sürmesi nedeniyle tüm ülkelerde hem stratejik devlet rezervleri hem de ticari stoklar hızla eriyor. UEA verilerine göre, mart ayında stoklar rekor bir hızla gerileyerek 246 milyon varil azaldı.

UEA Başkanı Fatih Birol, yakın zamanda yaptığı uyarıda bu kaynakların "sınırsız olmadığını" ve dünya genelinde "çok hızlı" düştüğünü belirtti. Birol, savaş öncesi üretim düzeylerine ve rafinaj kapasitelerine geri dönülmesinin "uzun zaman" alacağını ifade etti.

ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs da geçen hafta benzer bir uyarıda bulunarak, mayıs ayında küresel petrol stoklarının benzeri görülmemiş bir hızla düştüğünü kaydetti.

Alman Deutsche Welle kanalına konuşan Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing, "Mevcut hızla devam edilmesi halinde, ticari petrol stokları haziran ayı sonuna kadar kritik derecede düşük seviyelere ulaşabilir" değerlendirmesinde bulundu. Shearing, tedarik durumunun yakın zamanda düzelmemesi halinde fiyatların sert şekilde yükselebileceği uyarısını yaptı.

Stoklardaki düşüş petrol fiyatlarını yükseltiyor

Mevcut tablo, özellikle yaz dönemindeki talep zirvesi öncesinde piyasada petrol kıtlığı yaşanabileceği endişelerini artırdı.

Kolombiya Üniversitesi Uluslararası ve Halkla İlişkiler Okulu bünyesindeki Küresel Enerji Politikası Merkezi (CGEP) Kıdemli Araştırmacısı ve enerji uzmanı Antoine Halff, DW'ye yaptığı açıklamada, tedarik kesintilerinin sürmesi halinde "arz sıkıntısının tüm bölgelerde ve sektörlerde aynı derecede hissedilmeyeceğini" belirtti.

Halff'ın değerlendirmesine göre, Ortadoğu enerji kaynaklarına olan yüksek bağımlılıkları nedeniyle Asya ülkeleri bu durumdan en çok zarar gören kesim olacak; havacılık sektörü ve jet yakıtı ise en ağır darbeyi alan alanlar arasında yer alacak.

Piyasadaki petrol kıtlığının fiyatlarda keskin bir artışa neden olacağını ifade eden Halff, bu yükselişin "ABD gibi büyük yerel üretime sahip ülkeler de dahil olmak üzere her yerde hissedileceğini" sözlerine ekledi.

Petrol fiyatları, sınırlı arzı ve jeopolitik risk primini yansıtacak şekilde çatışma öncesi seviyelere kıyasla yüksek seyretmeye devam ediyor.

Fiyatlar, siyasi gelişmelere bağlı olarak dalgalı bir seyir izliyor; çatışmanın yakında çözüleceğine işaret eden açıklamaların ardından düşerken, Hürmüz Boğazı'nın daha uzun süre kapalı kalacağına dair sinyaller geldiğinde ise hızla tırmanıyor.

Yatırım bankası RBC Capital Markets'ın Küresel Emtia Stratejisi ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika Araştırmaları Grubu Başkanı Helima Croft, piyasaların çatışmanın çözümüne ilişkin zorlukları hafife alıyor olabileceğine dikkat çekti.

Croft hazırladığı raporda, "Temel gerçek şu ki, Hürmüz Boğazı'nın yakın zamanda ve tamamen açılacağı beklentileri, çatışmanın ne kadar kolay çözülebileceğine ve tüm tarafların çıkarlarının nasıl uzlaştırılabileceğine dair aşırı iyimser görüşlere dayanıyor" ifadelerini kullandı.

Croft'un tahminlerine göre, mevcut kesinti oranlarının sürmesi halinde "toplam petrol kaybı ay sonunda 1 milyar varili aşacak ve durumun haziran ayına kadar değişmeden kalması halinde 1,5 milyar varile yaklaşacak."

Fiyatları 2008 yılındaki tarihi zirvelere neyin sürükleyebileceğine dair ise Croft, "Bu aşamada piyasa muhtemelen talebin düşmesi yoluyla dengelenecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Bazı ülkeler şimdiden yakıt tasarrufu ve talebin azaltılmasına yönelik adımlar attı; bu kapsamda Filipinler'de haftalık çalışma süresi kısaltılırken, Pakistan'da ise araç kullanımı sınırlandırıldı.

Yeni bir stratejik rezerv satışı gündemde mi?

Eriyen petrol rezervleri karşısında birçok ülke yönetiminin piyasaya yeni bir stok partisi sürme konusunda istekli olmadığı görülüyor.

Yakın tarihte G7 ülkelerinden mevkidaşlarını ağırlayan Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, bu tür rezervlerin "sınırlı" olduğunu ve "çatışmanın mevcut aşamadaki süresi ile yoğunluğu netleşmeden" serbest bırakılamayacağını belirtti.

CGEP uzmanı Antoine Halff ise Hürmüz Boğazı'nın uzun süre daha kapalı kalması durumunda, hükümetlerin elinde hem tedarik istikrarını koruyacak hem de fiyat artışlarını önleyecek enstrüman kalmayacağını öngörüyor.

Halff durumu, "Stratejik rezervlerden petrol salınımı yardımcı olabilir, ancak bu stoklar sınırsız olmadığı için bu yardım sadece bir noktaya kadar geçerlidir" sözleriyle özetledi.



Makaleler

Güncel